Armağan Kuloğlu : NE UMDUK NE BULDUK
E-POSTA : oakuloglu@gmail.com <mailto:oakuloglu@gmail.com>
30 Temmuz 2021
20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtının yıldönümü töreninde açıklanacağı ifade edilen müjde/müjdeler heyecan yaratmış, bu milli bir konu olduğu için beklenti de büyük olmuştur.
Beklenti büyük olunca akla, önemli konu olan KKTC’nin diğer devletler tarafından tanınmaya başlanması gelmiştir.
Ayrıca akla, bugüne kadarki müzakerelerde federasyon söz konusu olduğu için dile getirilmeyen, ancak 10-15 yıldır üzerinde ısrar durduğum KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) adının, şimdiki politikaya uygun olarak KKTC meclisinde kabul edilip, KTC (Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) olarak ilan edilmesi ve federasyon düşüncesinin tarihe gömülmesi gelmiştir. Ancak bu beklentilerin yerine, cumhurbaşkanlığı, meclis binası ve millet bahçesini kapsayan bir külliye inşa edileceğinin açıklanması düş kırıklığı yaratmıştır.
Bu arada yine federasyon algısı yaratan “Kuzey Kıbrıs” ifadesinden de uzak durulması gerektiği hatırlatılır.
Külliye ifadesi
“Külliye” Türkçe değil, Arapçadır. Bu kelimenin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki anlamı, “Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kitaplık, hastane vb. yapıların bütünü” ve “Belli bir idari, ekonomik, kültürel ve sosyal amaca yönelik çeşitli kuruluşların toplu bir biçimde bulunduğu yer” olarak ifade edilmektedir. Özenti yersizdir. Özümüze uymaz. Arapça yerine Türkçe “yerleşke” denilebilir.
KKTC için çok önemli konular varken bir külliye inşaatının müjde olarak açıklanması, düş kırıklığının yanında, ihtiyaçtan çok, şatafat ve gösterişe yönelik bir girişim olarak nitelendirilmiştir. Tarihi bir geçmişi ve önemi olan mevcut cumhurbaşkanlığı çalışma yerinin gecekondu olarak ifadesinin de doğru olmadığı düşünülmüştür.
Devletlerin itibarının, binaların ihtişamıyla değil, siyasi ve ekonomik gücü, güvenliği, devlet olmak ve bağımsız yaşamak için verdikleri mücadele, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, insan haklarına, özgürlüklere ve adalete verdikleri önem, vatandaşlarının refah seviyesinin yeterliliğiyle sağlanacağı dikkate alınmalıdır.
Devletin yeni adı ve başkanlık sistemi
Başbakan yardımcısı Arıklı’nın , “KKTC’nin ismiyle birlikte Anayasa’yı da değiştirip başkanlık sistemini getirmeyi planladıklarını” söylemesi, bir taftan memnuniyet, diğer taraftan ise endişe yaratmıştır. KKTC adının KTC (Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) olarak değiştirilmesi sevindirici bir gelişmedir. Ancak sistemin başkanlığa dönüştürülmesi sıkıntı yaratabilir.
Denge ve denetim esasları sağlanamadığı taktirde rejimin, tek adam esasına ve otoriterliğe dönüşmesi kaçınılmazdır. Bir de partili başkan olması halinde bunun getireceği sıkıntıların iyi düşünülmesine ve değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.
Olumlu gelişmeler de var
BM, AB, ABD, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri, TC Cumhurbaşkanının törende, “Egemen iki Devlet” ve “Maraş” la ilgili açıklamalarını sanki ilk defa duyuyorlarmış gibi tepkiyle karşılamaları olumlu bir gelişmedir.
Kıbrıs politikasındaki zikzaklı tutumumuz sona ermiştir. Uzun bir süredir federasyon esaslı bir çözümün artık mümkün olmayacağının, egemen iki devletten başka bir durumun kabul edilmeyeceğinin, müzakere isteniyorsa bu temelde görüşülebileceğinin açıklanması ve Maraş konusundaki söylemler Türkiye ve KKTC karşıtlarını endişelendirmiştir.
Bu konunun birinci ağızdan Kıbrıs’ta söylenmesi ve dünyaya ilan edilmesi, Türk tarafının ciddiyetini ve kararlılığını göstermesinden dolayı önemlidir, değerlidir. Endişeye gerek yoktur. Bu aslında malumun ilanıdır. Tutumumuzu esnetmezsek onlar da zamanla alışır.
Uzak durulması gerekenler
KKTC’de üzerinde durulması gereken hususlardan birincisi, Kıbrıs Türk toplumunun duyarlı olduğu laikliğin gözetilerek siyasal İslamcı ideolojiden, ikincisi de KKTC’nin, Türkiye’nin içine düştüğü göçmen/mülteci akımından uzak tutulmasıdır.
Maalesef Türkiye’de mülteci konusu, demografik, sosyal ve kültürel yapıyı bozacak düzeye ulaşmıştır. Bunun altında umarım başka düşünceler yoktur. AB, göçmenleri ülkesinde tutması için Türkiye’ye para vererek kendini koruma peşindedir. Türkiye derhal bu konuya son vermeli, ülke yapısının bozulmasına müsamaha göstermemelidir.
KKTC’nin itibar için şatafatlı binalara değil, açıklanan bu değerlere ve olabilirse uluslararası tanınmaya ihtiyacı vardır.