• ANALİZ /// ÖMER ÖZKAYA : Armegeddon’a doğru
  • Yayın Tarihi : 7 Mayıs 2018 Pazartesi
  • Kategori : ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI


Armegeddon’a doğru

Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki yakınlaşma bir antlaşmayla sonuçlanırsa Çin Denizi’ndeki yabancı askeri güç varlığığyla ilgili sorunlar kısa süreliğine de olsa ortadan kalkacak demektir. 

Yeni uluslararası ilişkiler rüzgârları yeni uluslararası ilişkiler yelkenleri gerektirmektedir. Bu bağlamda ilk uluslararası-bölgesel yelken Kuzey Kore ile Güney Kore yakınlaşması sonucu dikilmiştir. 
Kuzey Kore gerilimi ABD’nin büyük bir askeri gücü Çin Denizi’nde bulundurması gibi bir zorunluluk oluşturmaktaydı. Bu durumda iki Kore’nin anlaşma zemini ABD’ye Akdeniz ve İslami Asya kapsamında ciddi bir destek işlevi de görebilecektir. 
Çin, Rusya ve ABD, iki Kore’nin yaklaşımını destekledi. Bu sürece ABD sahici bir süreç olarak not verdiyse Çin Denizi’ndeki askeri varlığı, Hürmüz, Hint Okyanusu ve Akdeniz’de kendini gösterecektir. Peki, ABD’nin Akdeniz'deki rekabete daha derinden girmesi anlamına gelecek böylesi bir durumu Rusya ve Çin niye istesin? 
ABD’nin İslami Asya ve Akdeniz’e daha fazla çekilmek istenmesi Çin üzerinde ciddi baskı oluşturacaksa (Çin’in fosil yakıt ithalatı kapsamında), Çin niye ABD’nin Akdeniz'deki gücünü artırmaya destek versin? 
İslâmî Asya ve küredeki satranç tahtaları üzerinde ve küresel briç masalarında oynanan bu dev strateji oyunları, çok yönlü analizler ve gelecek perspektifleri ve çok çeşitli uluslararası ilişkiler istihbaratıyla ancak anlaşılabilecektir. 
Küresel sistemin aktörleri, küresel satranç tahtası kısmını kapatıp İslami Asya ve Akdeniz satranç tahtasını açık bırakıyorsa, Uzak Doğu'da Rusya-Japonya, ABD-Çin ve Japonya-Kuzey Kore arasındaki sorunlar üzerinde de bir anlaşma zemini oluşmaya başladıysa bu gerçekten Uzak Doğu bağlamında küresel bir asgarî mutabakala paylaşma sorununun bittiğini ortaya koyabilir. 
Kıyamet Ortadoğu’da kopacaksa -ki tüm veriler bunu işaret etmektedir- önümüzdeki 2-3 yılda İran, Rusya, Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Yunanistan askeri güçlerini takviye edecek demektir. Bu da başta Fransa olmak üzere İngiltere, ABD, Rusya, Almanya, İtalya, İspanya ve daha birçok Avrupa ülkesinin ve hatta Latin ve Kuzey Amerika ülkesinin Akdeniz havzasına asker göndermesi anlamına gelebilecektir. 
Şüphesiz yukarıdaki öngörüler Armegeddon kehanetinin realize olup olmaması tartışmasını gündeme getirecektir ve mercek buraya tutulacaktır. Ürdün, Lübnan, Suriye, Kıbrıs, Mısır, Etiyopya, Sudan, Somali, Cibuti, Nijerya, Fas ve daha birçok ülke böyle bir tabloda hamileri tarafından daha da önemli addedilecektir. Irak ve Suriye’nin bu bağlamda yine farklı bir stratejik saha olarak kullanılması kaçınılmazdır. Pakistan, Gürcistan, Kafkasya ve Türk Cumhuriyetleri bu süreçte tekrar önem kazanmaktadır. Bütün bu olanların, küresel bir nihai dizaynı gerektiren tüm uluslararası verilerin oluşmasına katkı vermekte olduğu açıktır. 
Armegeddon kehanetinin önümüzdeki günlerde ve süreçte çok farklı açılardan irdelenmesi, boyutlandırılması ve küresel bir kutsalın inşa edilmesi tablosu ile yüz yüze gelebileceğiz. Önümüzdeki günler bu açıdan çok dikkatle incelenmeyi, irdelenmeyi ve takibi hak edecektir.