• ANALİZ : Geçen Yüzyılın Kavramlarıyla Düşünüp TartışMak
  • Yayın Tarihi : 18 Haziran 2020 Perşembe
  • Kategori : ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

Geçen Yüzyılın Kavramlarıyla Düşünüp TartışMak

18 Haziran 2020

Bu ülkede hala geçen yüzyılın kavramlarıyla düşünüp tartışıyorlar. Dünya küreselleşti halen Doğu, Batı diyorlar. Bir virüs doğu batı ayrımı yapmadan bütün dünyayı terbiye etti… Fiziki olarak kağıt üzerindeki sınırları önemseyenler dijitalizmin sınır tanımayıp yatak odasına kadar girdiğini görmezden geldiler. Bugün doğu batı ayrımı değil, dijitalizmin inşa ettiği birleşik, sınırsız ve küresel bir dünyada yaşıyoruz. Dünyanın bir ucundaki kadınla diğer ucundaki erkek aracıya gerek duymadan görüşüp, konuşup, evleniyorlar. Bir zamanlar Kazanova’nın ahlaki olmayan ve sınır tanımayan evrensel zamparalığı kendi deyişiyle “dünya insanı” tanımlaması artık dijital dünyanın ahlaki kavramıdır. Geçen yüzyılın Amerikasında “Altına Hücum” eylemi dijital dünyada dakika dakika borsayla, tahville ve faize hücumla yer değiştirmiştir. Antik dünya tanrısının faiz yasağı dijital dünyanın varoluş nedeni olmuştur. Geçen yüzyılın savaşları dijital dünyanın çocuk oyunlarıdır. Kumarhaneler işlevini artık kaybetmiştir. Kerhaneler günah olduğu için değil, anlamını yitirdiği için buharlaşmıştır. Bir telefon kadar yakınımızda artık. En büyük kumar masası ceplere girecek kadar küçülmüştür. Dijitalizmin dilini çözene zenginliğin kapısı açılmıştır. İlginç para kazanma yolları, profesyonel hırsızlık, sapıklık, teşhircilik, röntgencilik, düşünce suçları dijital dünyanın olmazsa olmazı. Eskiden suçla cehalet arasında bağ kuruluyordu şimdi suçla bilgi arasında bağ kuruluyor. Bilmeyen adam suç işleyemez artık! Paranız, bankanız, işiniz, oyununuz, eğlenceniz, çan sesiniz, ezanınız mabediniz artık elinizde tutuğunuz dijital aletlerin içinde. Vatikan ile katolik ayini, Mekke’de Kabeyi tavafı aynı anda yapabilirsiniz. Ölülerin ardından yas bir siyah kurdela, taziye bir mesaj ile sınırlı. Eşiniz, dostunuz, akrabanız artık bu sanal dünyanın içinde. Çetleşmek de çiftleşmek de bu dünyada…

Sanat diyorlar, kültür diyorlar, medeniyet diyorlar, tasavvur diyorlar. Yeni bir idealmiş gibi klasik devirlerin kavramlarıyla konuşuyorlar. Oysa dünyanın on bin yıllık birikiminin tamamı dijital çağla birlikte antikite oldu. Milattan öncenin, milattan sonranın yerini dijitalizmden önce, dijitalizmden sonrası alacak. Dünyanın geleceği, yeni medeniyet tasavvuru dijital dünyanın inşa ettiği akılda saklı. Kültür artık kitap ve gazetelerden edinilmiyor. Savaşlar meydanlarda değil sığınıklarda bilgisayarın başında, parmağınızı dokundurduğunuz tuşlarla yapılıyor. Öyle ise klasik dünyanın düşünce ve kavramlarıyla değil, dijital dünyanın kavramlarıyla düşünmeliyiz. Virüs hem biyolojimizi hem dijital dünyayı tehdit eden en büyük tehlike. Bilgi bir güç geleceğin dünyasında. Şiir bitmiş, sanat evirilmiş ama bizimkiler halen şiir, hikaye ile oyalanıyor. Yüz kişinin okuduğu bir kitapla dünyayı değiştereceğini sanıyor. Oysa dijital dünyada boğazına bir polis tarafından bastırılmış bir zenci fotoğrafı paylaşıldığı anda dünyayı ayağa kaldırabiliyor. Dijitalizmin teslim aldığı yabancılaşmış, tanrısızlaşmış, yepyeni nevrozlarla yaşayan birey ve toplumun psikolojisini, düşüncesini konu edinmeyen sanat eserleri dijital dünyada yer bulmadıkça kaşılığı olmayacağı gibi kalıcılığı da olamayacaktır. Geleceğin sanatı yalnızlaşan, travmalar geçiren, tanrısız dünyayı ve insanı tanımlamak için çabalamak olacaktır. Dünya yeni tanrı ve din tavavvuruyla karşı karşıya. Şüphe edilen Tanrıyı somutlaştırmak isteyen, gökten yere indirmek isteyen gizli bir irade var. Bunu görmemek körlüktür. Freud gibi bilinçaltı ve bilnçüstünün lağım çukuruyla uğraşan bir zihniyet, inancı sorgulayan bir dünya…
Bilgi-sayarın yazılımını kim yaparsa verisini o alır. Görselliğe kim daha derin anlam yüklerse kültürü o şekillendirir. Dijital dünyanın senaryosunu kim yazarsa oyuncuları o seçer. Yeni bir dünyanın eşiğindeyiz. Medeniyet kurucu olabilmek sözcüklerle tasvir edilen bir cenneti değil, resmedilen çizilen bir cenneti vadetmeliyiz. Çünkü yeni nesil görerek inanmak, dokunarak sevmek istiyor. İnsanlık dünyevi ve maddeci bir akla teslim olduğundan hemen içine gireceği bir cennet arıyor. 1400 yıl önce Kuran sözcüklerin hakim olduğu dünyada kelimelerden meydana gelen Arap aklının alabileceği bir cennet tasviri yapmıştı. Şimdi görselliğin hakim olduğu dünyadayız. Gençler görerek inanmak istiyor. Dijitalizm insanı teskin etsin diye kendi cennetini dayatıyor. Ve insanlar bu yalancı cennette oyalanıyorlar. Onları hakikat ile yüzleştirecek inanç ve kavramlar yeniden üretilmedikçe bu oyun ve oyalanma devam edecektir…
.
Mehmet Kurtoğlu