• ANALİZ /// ALİ İHSAN HASIRCIOĞLU : "GÜMÜLCİNE" Mİ "KOMOTİNİ" Mİ ???
  • Yayın Tarihi : 22 Ağustos 2019 Perşembe
  • Kategori : ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ALİ İHSAN HASIRCIOĞLU : "GÜMÜLCİNE" Mİ "KOMOTİNİ" Mİ ???

Ülkemizde yerleşim yerlerinin adlarının değiştirilmesinden yakınan bazı arkadaşlar Türkçe olmadığı kabul edilen yer adları yerine Türkçe isimler konulmasını doğru bulmadıklarını belirtmekte ve özellikle kadim uygarlıklardan kalmış yer adlarının değiştirilmesinin tarihi zenginliğimizi silmek ve zenginliğimizi yok etmek anlamına geldiğinden bahisle böyle bir yanlışlığa düşülmemesini öneriyorlar.

Bu düşünce ve öneriler, barışın egemen olduğu bir dünyada gerçekten tüm uygarlıkların izlerinin silinmemesi bakımından gerekli ve önemlidir.

Ülkemizde kadim uygarlıklardan kalan yerlerin ve antik kent adlarının değiştirilmesi gibi bir kaygının ve çabanın olmadığı açıktır. Efes, Milet, Didim, Prien v.b. gibi yer isimleri istense de değiştirilemez. Aynı coğrafyayı paylaşan kültürlerin etkileşimi sonucu bitki, hayvan, yemek ve doğaya ilişkin isimlerin geçişkenlikleri de doğaldır.

Ancak, netameli bir coğrafyayı yurt tutmuş olan ulusumuzun, kadim uygarlıkların izlerini korumak ve kültürel zenginliği muhafaza etmekle başkalarının hak iddialarına çanak tutma arasındaki hassas dengeyi de gözetmesi gerekir.

Rahmetli Fahir Armaoğlu’nun ifadesiyle, Yunanistan kurulduğu günden bu yana sadece Osmanlı’dan aldığı topraklarla 7 kat büyümüştür. Hırsı dizginlenemeyen Yunanistan’ın, Cumhuriyet Türkiye’sinin de 18 adasını yutmuş olması fırsat bulduğunda neler yapabileceğini göstermektedir.

Yunanistan’ın Türkiye’ye dönük hedefleri saklı ve gizli de değildir. Karadeniz bölgesinden olan öğrencilere Yunan Üniversitelerinde okuma ve burs olanakları tanıması, onların aslında “Pontus” ardılları olduklarını kanıtlamaya çalışması hırsının boyutlarını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Yer isimlerini Türkçeleştirmeye çalışmanın kültürel zenginliğimize darbe vurmak olduğunu ifade ederken, çevreye de bir göz atmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Yüzyıllarca yurt tuttuğumuz Balkanlarda, Türkçe yer isimlerine ne olmuştur? Balkan ülkeleri Türkçe yer isimlerini neden kültürel zenginlikleri olarak görmemekteler?

Batı Trakya’nın Gümülcine kentinden bir arkadaşımız, Mülkiye’deki öğrenciliği sırasında uzun mücadelelerden sonra Türk vatandaşlığına geçmeyi başarmıştı. Mülkiye’yi bitirdikten sonra önce kaymakam sonra da vali yardımcısı oldu. Vali yardımcısı iken, Gümülcine'de vefat eden babasının cenaze törenine katılmak için Yunan Konsolosluğuna vize için başvuruda bulunmuş, ancak vize talebi reddedilmişti. Gerekçe, arkadaşımızın pasaportunda doğum yeri olarak “Gümülcine” yazılı olmasıydı. Yunan konsolosluğu, Yunanistan’da “Gümülcine” adlı bir yer olmadığınndan bahisle, eğer bununla “Komotini” kenti kastediliyor ise, pasaportta doğum yeri olarak bunun yazılması gerektiğini açıklamıştı.

Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.