İbrahim  ÜNEY


I-GİRİŞ


11 Eylül 2001 günü İkiz Kuleler’e çarpan uçaklar
bir anlamda ABD’ye ve onun hegemon olduğu uluslararası sisteme de çarptı.
Olaydan sonra süper gücün ve dünyanın terör anlayışından, devletler arası
ilişkilere kadar çok şey değişti.[3][3] Bu intihar saldırısında kullanılan iki uçak
sadece ikiz kuleleri yok etmemiştir. Amerikan yaşam tarzına karşı bir
patlamadır. Bu kuleler Amerikan yaşam tarzını sembolize etmektedir.[4][4]


11 Eylül saldırılarını gerçekleştirenlerin
kimlikleri ve amaçları hakkında çeşitli spekülasyonlar yapılmaya devam ederken
elimizdeki en somut gerçek, bu eylemlerin sıradan terörist saldırılar
olmadığıdır. Gerek saldırıların kapsamı, gerekse eşgüdümünün gerektirdiği
ayrıntılı planlama, gerçekleştirilen eylemlerin uluslararası ilişkilerde
değişen bazı stratejilere işaret ettiğini gösteriyor. Bu yeni stratejiler,
askeri teknoloji ve harcamalar alanında en yakın rakiplerinden bile çok üstün
durumda olan ABD’ye karşı girişilecek bir saldırıda, aradaki bu güç farkı nedeniyle
geleneksel anlamdaki askeri yaklaşımlardan daha çok “asimetrik savaş” olarak
adlandırılabilecek yöntemlerin kullanılması ile ilişkilidir. Stratejik ve
askeri konuları ele alan akademik araştırmalar, ABD’nin askeri teknoloji
alanındaki bu farklı üstünlüğünü, askeri alanda devrim (“revolution in military
affairs” – RMA) olarak ifade etmektedir.


Soğuk Savaşın sona ermesiyle birlikte
dünyanın tek süper gücü olarak kalan ABD, Sovyetler Birliği’nin 1957 yılında
Sputnik’i uzaya fırlatmasının ardından ilk kez kendi ülkesine doğrudan yönelik
bir askeri tehdit hissetmişti. Çünkü bu, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler’in de
kıtalararası füze fırlatabileceğinin bir göstergesiydi. Küba füze krizi de aynı
nedenlerle ortaya çıkmıştı. Ancak 11 Eylül’de tehdit, gerçek bir saldırıya
dönüştü ve bu saldırı Sovyetler Birliği’nden değil, terörizm gibi somut olarak
belirlenip karşılık verilmesi çok güç olan bir düşmandan geliyordu.
Uluslararası ilişkilerin geleneksel uygulamaları çerçevesinde dost ve düşman
kavramları, siyahla beyaz kadar belirgin olabiliyordu. Son saldırılar ise bunun
artık böyle olmayacağını gösterdi. Bu yeni mücadele, David Von Drehle’nin The
Washington Post’ta yayınlanan 12 Eylül 2001 tarihli makalesinde “gri savaş”
olarak nitelendirildi.[5][5] Gri savaşta düşmanın kimliğinin belirsiz
olmasının yanısıra içinde bulunulan durumun gerçek anlamda bir savaş olup
olmadığı da belirsizdir. Bu savaşın askeri hedeflerle coğrafi olarak
sınırlandırılmış cepheleri ya da belirli kurallara bağlı olarak savaşan
orduları yoktur, ancak binlerce insanı öldürebilecek şiddeti vardır.


Bu olay, uluslararası ilişkilerde meydana gelen
önemli bir değişime işaret ediyor olabilir. Bu değişim, yapısal yani sistemik
düzeyde olabileceği gibi aktörler düzeyinde de olabilir. Yapısal değişimler,
sistemin işleyişinde köklü dönüşümlere işaret ettikleri için ender rastlanan
olgulardır.



Yirminci yüzyıl boyunca, önce çeşitli savaş
araçlarına ve yöntemlerine, sonra savaşın kendisine getirilen kısıtlamalar,
terör için de geçerli olmuştur. Bu sınırlamalar uluslararası sistemin herhangi
bir andaki durumuna bağlı olmakla ve bazen keskin bölgesel farklılıklar
göstermekle birlikte, genel bir eğilim olarak yirminci yüzyılın ikinci yarısına
damgasını vurmuştur. Tarihsel açıdan bakılacak olursa, İkinci Dünya Savaşı’nın
sona ermesiyle birlikte, yirminci yüzyılın başından o güne dek bilindiği
anlamda savaş, yani topyekün savaş artık tek tek ulusların kapasitesini ve
bütçesini aşan bir eyleme dönüştü . Bu açıdan bakıldığında, Soğuk Savaş’ın ve
20. yüzyılın sonunun terörün amaçları ve yöntemlerinde nasıl bir değişiklik
yarattığı daha açık olarak görülebilir:


İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki terör
kampanyaları, mazlum milletlerin kendi kaderlerini tayin ve bağımsızlık hakları
için koloniyel imparatorluklara karşı kullandığı bir araçtı. Tabii Soğuk Savaş
ortamında onlar da süper güçlerin dolaylı çatışma stratejilerinin ve küresel
yönetimlerinin bir aracı oldular, yani kullanıldılar. Ama nihai olarak tüm
tarafların amacı, ya sistemde eşit bir üye olarak yer almak (bağımsızlık ve
egemenlik) ya da sistemi kendi çıkarlarına uygun biçimde yönetmekti (süper
güçler). Günümüzde ise yükselen İslamcı terör, bağımsızlık mücadelesi veren
gruplar gibi sistemde bir aktör olarak yer almak istemiyor; sistemin mahvını istiyor
Zaten yeni terörün öncelikli amacı sisteme daha iyi bir alternatif getirmekten
çok, sistemi yok ederek kendi toplum modelini alternatifsiz kılmaktır [6][6]Bu nedenle artık mücadele, uluslararası sisteme
bağımsız birer üye olarak girmek isteyenlerle onların bu isteğini kendi
sistemik çıkarları için kullananlar arasında değil; sistemi milyonlarca insanın
‘telef’ olması pahasına kendi çıkarlarına uygun biçimde işler durumda tutmak
isteyenlerle, canı dahil kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış ve gerçekçi bir zafer
umudu olmayan ‘desperadolar’ arasında gerçekleşiyor. Tabii bu şekilde
konulduğunda –ki bu da bir basitleştirmedir ve itiraza açıktır-, Soğuk Savaş
sonrasında terörün yöntemlerindeki değişiklikler de daha net anlaşılabilir:


Soğuk Savaş döneminde teröre başvuranlar, can
alma tehdidiyle politik müzakereye girişmeyi, yani taraf olmayı amaçlarlardı.
Yeni dönemde ise can almanın kendisi amaç haline gelmiştir. Soğuk Savaş
döneminde savaşa getirilen sınırlamalar, yazılı olmayan kurallar dahilinde
terör ve anti-terör gruplarının mücadelesine de yansıyordu, yani bir tür ‘danışıklı
dövüş’ hali vardı. Artık bu durum ortadan kalkıyor, danışıklı dövüş halini
sürdüren örgütler hızla çekiciliğini ve etkinliğini yitirirken yerlerini
‘ölümüne’ ve ‘sınırsız’ eylem yapan örgütlere bırakıyorlar. Çünkü eskiden,
sonuçta taraflarca farklı biçimde algılansa da, ortada herkesin varolmasını ve
dahil olmayı istediği bir sistem fikri vardı. Örneğin süper güçler ve
müttefikleri kendi tavırlarının emperyalizm olduğunu kabul etmezken, mazlum
milletlerin hakları için savaşanlar bunun böyle olduğunu söylüyor, ama
nihayetinde her iki taraf da –içinde emperyalizme yer olsun veya olmasın- bir
uluslararası sistemin varolması gerektiği konusunda birleşiyordu. Ortada,
şiddet kullanarak savunulan veya elde edilmeye çalışılan sistemik bir amaç
vardı. Oysa günümüzde amacın içeriği ve politik karmaşıklığı (bağımsızlık ve
egemenlik, bu konunu politik müzakeresi vb) ortadan kalkıp yerini sadece
öldürmek ve sisteme zarar vermek gibi basit ve birincil güdülere bıraktığından,
terör örgütleri birbirinden habersiz ve bağımsız hücreler( NETWORKS) 
halinde örgütlenip sisteme file saldıran karıncalar gibi operasyon el düzeyde
tek başlarına, ama örgütleyici bir ortak ilke çerçevesinde saldırabiliyorlar [7][7]


II-YENİ 
TERÖRİZİM


1972 yılında  meydana gelen iki kanlı olay;
Japon kızıl ordusunun İsraillin Lod hava alanı yakınlarına saldırması ve Kara
eylül teröristlerince İsrailli  atletlerin Münih olimpiyat oyunlarında alı
konulması, dramatik  bir şekilde dünyada yeni bir savaş türünün
başladığının sinyallerini vermiştir.


Bu yeni terör karsısında  ABD Başkan
Nikson  kabinede  teröre karşı mücadele için yeni bir komisyon
kurmuştur.Bu yüksek seviyeli komisyon ABD’nin terörle mücadele güçlerini
koordine etmek için kurulmuş ve  komite komisyona dönüştürülmüştür.


RAND’ın Araştırmasının başladığı 1972 yııında
terörizmin güncel yapısının, politik olaylardaki gelişmeleri ve 
teknolojik gelişmeleri yansıttığı , bununda terörizmi yükselttiği ve yükselen
bir şekilde uluslar arası boyuta taşıdığı sonucuna varmıştır.


Bununda ABD ve onun müttefiklerinin çıkarlarını
etkilemiştir  ve terörizmin  muhteşem geleceği hakkında bir
belirsizliği de sahip olmamızı sağlamıştır.    
Gerçektende, 1970’lerin başında kimse bir jumbo jetin havanın ortasında 
patlatılacağını, devlet başkanının kaçırılacağını, patlayıcı yüklü bir botla
kalabalık bir plaja dalınacağını, birkaç ton ağırlığında ki bomba yüklü
kamyonla Londra’nın kalbine dalınacağını,WTR’nin yok edileceğini, sinir gazının
metroya bırakılacağını, serbest bırakılan biyolojik silahlar, çalınan veya
uydurma yapılan nükleer silahları kimse  düşünmemişti ki, bunlar roman
yazarlarını işsiz bırakır türden olaylardır.[8][8]


Yeni Terörizm (New Terrorism) kavramı aslında çok da
yeni bir kavram değil. Daha doğrusu bu kavram 11 Eylül olaylarıyla ortaya
çıkmış değildir. Aksine 1980li yıllarda işaretlerini veren bu yeni olgu, 1990lı
yıllarda çeşitli defalar kendisini göstermiştir. Bu nedenle Batılı bir çok
istihbarat örgütü (CIA, MI5 vd.) kaynaklarının yarıdan fazlasını terörizme
ayırmışlardır. 1990’ların sonuna gelindiğinde ise 11 Eylül benzeri olayların
olabileceği Batılı başkentlerde konuşulmaktadır. Bu bağlamda 11 Eylül bir
korkunun tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmasını sağlamıştır denebilir.


Teknolojideki gelişmelere paralel olarak, yok edici
teknik bilginin tüm dünyaya yayılmasıyla kendisini hissettiren bu yeni kavramın
ilk özelliği “eski terörizm”in aksine, teknoloji ve iletişim ile olan
yakın bağlantısıdır. Kimyasal silahlar, biyolojik silahlar vb. öylesine büyük
bir öldürücü etkiye ulaşmış ve bu silahlar öylesine kolay üretilebilir bir hal
almıştır ki artık milyonlarca askerin yapamayacağı etkiyi birkaç kişi yapabilir
hale gelmiştir. Oklahoma Olayı’nda olduğu gibi tek kişilik bir ‘ordu’ ABD’nin
tam ortasında, Oklahoma Eyalet Binası’nı içindekiler ile birlikte yerle bir
edebilmiştir.


‘Yeni terörizm’in ikinci önemli özelliği ise
bilginin Batından çıkarak, diğer medeniyetlere, ‘diğer ülkelere ve ‘tehlikeli
kişilerin eline geçmiş olmasıdır. Burada “medeniyet” kavramını
bilinçli olarak kullandık. Bunun sebebi dünyayı medeniyetler çatışması içinde
görmemizden değil, Batının dünyayı bu çerçevede değerlendirmesindendir. Diğer
bir deyişle Batı kavramını tanımlayabilmek için diğerlerine ‘öteki’ diyen Batı
adeta üretmiş olduğu bilgi ile vurulmaktadır. Diktatörler, silahlı gerillalar
vb. Batı’da kullanılan bilgiyi yine Batıya karşı kullanmaktadırlar. Fakat altı
çizilmesi gereken nokta, bugün gelinen aşamanın herhangi bir medeniyetin ürünü
olmaktan çok yine Batının kendi tercihleriyle üretilmiş olmasıdır. Gerek Saddam
Hüseyin rejimi, gerekse Ladin benzeri gruplar ABD’nin doğrudan ya da dolaylı
politikalarının bir sonucudur ve bir patlamaya ya da bir sistemin çöküşüne
işaret eder.


‘Yeni terörizmin üçüncü bir özelliği, ilkinden
farklı olarak sadece kamuoyunu hedef almaması, mesajın yanında zarar verme
isteğini de yoğun bir şekilde barındırmasıdır. Teröristlerin saldırıdan sonra
olayı üstlenmemeleri ve yaptıkları eylemi yeterli görmeleri de bunun bir
göstergesidir. Bu olayla birlikte yeni terör kendisini tüm dünyaya yayılmış
topyekün bir savaş olarak göstermiştir. Siyasi dengeler üzerindeki etkisinin
görece fazla olması da bundan kaynaklanmaktadır.[9][9]


III-NETWORK
NETWAR VE BİLGİ ÇAĞI TERÖRİZMİ


Network formunda
terör organizasyonlarının gelişimi  enformasyonun gelişmesinin anahtar
sonucudur.


Yeni terörizm doktrin, strateji ve teknoloji
açısından  organizasyonlarda değişime neden olmuştur ve bu olgular ile
birlikte ele alınmalıdır. Bu konuda ileri sürülen hipotezler şunlardır.


1-Organizasyon;
Teröristler hiyerarşik yapıdan, Network (ağsal) yapıya dogru devam edecek ve
grup içerisinde büyük lidere  abartılmış bir saygınlık verilecektir.


Örgütlerin yapılanmaları tek başına yapılandırılmış
gruplardan,milletlerarası sıralanmış İnternet grup yapılarına gidecek ve
çabalar bu yönde olacaktır.


2-Doktrin ve Strateji;
Teröristler yeni ölümcül eylemlerde bulunmak için  yeni kolaylıklar elde
edeceklerdir.


Bazı terörist gruplar ABD hedeflerine karşı yeni
savaş paradigması ve örnekleri ortaya koyacaklardır.Bunlara karşı yapılması
farzedilen “Bilgi  Operasyonları”  istedikleri amaçları
gerçekleştirmek için geleneksel komando sitili operasyonlar kadar  faydalı
ve kullanışlı olacaktır.


3-Teknoloji;Teröristler
saldırı ve savunma amaçlı,  organizasyon yapılarını güçlendirme amaçlı
üstün gelişmiş bilgi teknolojileri kullanacaklardır.


Teröristlerin siber savaş ve Netwar tekniklerini
kullandıkları yönünde geniş bir kanının bulunduğu ve bunları kullanmaları için
çok güçlü nedenlerinin bulunduğu bir gerçektir.Mesajlarını daha kolay yaymakta
ve diğerleri ile daha kolay haberleşmektedirler.Kısaca terörizm Netwar diye
isimlendirebileceğimiz  bir yöne doğru gelişmektedir. Bazı teröristler
yeni savaş örnekleri peşindedir. Bilgi çağı terörizminin üstesinden gelmenin
anahtarı uluslar arası Networks ağı yaratmak olacaktır.Kısmen bilgi bilgiye
karşı savaşmaktadır.[10][10]


 IV-TERÖRİZMİN
TANIMI VE MÜCADELE  YÖNTEMİ


  • Bu gün
    terörist olayları nasıl hesaplayacağız,değerlendireceğiz, önleyeceğiz?
  • Teröristler
    bazı şeyleri niçin yapmadılar?
  • Yapabileceklerinin
    kapasitesini biliyor muyuz?


Bunlar dünyanın ortak problemleri haline gelmeye
başlamıştır ve terörizm çeyrek yy öncesinden daha tehlikeli hale
gelmiştir.Terörizm hakkında konuştuğumuz zaman , tamamıyla terörizm hakkında mı
konuşuyoruz ?


Kimlerin terörist  kimlerin adalet savaşçısı
olduğunun ve terörizmin ne olduğunun kaliteli olarak tanımlanması gerekir.
Üniversal bir tanım yapılmazsa bile spesifik konularda bir konsensüs un 
çerçevesi çizilebilir.[11][11]


Walter Laqueur 1977 yılında şu
–isabetli- tahminde bulunmuştu: “Terörizmin detaylı ve kapsayıcı bir tanımını
yapmak için sürdürülen tartışmalar uzun bir süre boyunca devam edecek,
uzlaşmayla sonuçlanmayacak ve terörizmin daha iyi anlaşılmasına hiçbir
hissedilir katkı sağlamayacaktır.[12][12] Devletler, başlangıçta kendi kurumlarınca
yapılan ya da steril konferans salonlarında kendi temsilcileri tarafından
onaylanan tanımları çiğnemek ve duruma göre ‘esnetmek’ eğilimindedirler.[13][13]


Yirminci yüzyılın başlangıcında
terörist denince akla gelen sakallı, siyah paltolu, siyah şapkalı ve elinde
yuvarlak bir bomba tutan bir anarşistin karikatürüydü . Bu popüler imaj zamanla
değişti: Günümüzde de sakallı ama illa ki esmer tenli ve hafif Ortadoğu
aksanıyla İngilizce konuşan bir görüntü var insanların kafasında. Zaten artık
anarşist kelimesi yerine de terörist kullanılıyor. İsim ve görüntü
değişiklikleri tesadüfi değildir. Bunu daha iyi anlamak için, Laqueur’ün
kehanetine rağmen kerteriz olarak alabileceğimiz bir terörizm tanımı yapılmalı
ve bu tanıma bağlı olarak terörün hangi koşullar altında ortaya çıktığının tespit
edilmesi gerekir.[14][14]


Bu gün tanımlanan uluslararası terörizme göre
önceden bilinmesi gereken iki şey vardır.


  1. Teröre
    karşı hareketli destek vermek,
  2. Uluslar
    arası  hukuka destek vermek,


ABD vatandaşlarına ve çıkarlarına karşı yapılan
saldırıların kaynağının içerden değil de dışardan kaynaklandığına göre, bu
tanımlama,terörist saldırılara karşı ABD çıkarlarını korumaktadır. Terörün
tarihsel kronolojisi de ABD vatandaşlarına ve tesislerine yapılan
saldırıların  arttığına ilişkin kanıyı giderek desteklemektedir.


RAND araştırmalarında, Terörle mücadelede sağduyu
ve paranoya arasında denge kurmak  için mücadeleye dikkat çekmiştir.Bu
çerçevede ABD terörle mücadele ile bir savaş türümü  yoksa normal bir suç
mu olarak ilgilenmektedir.


Bu konuda iki konseptinde  tamamıyla farklı
oparesyonel uygulamaları vardır


  1. Eğer terörizmi kriminal bir olgu olarak kabul
    edersek, delilleri toplamakla ilgilenilmeli ve sorumlu kişiler doğru
    belirlenmeli ve yargının önüne getirilmelidir.


Terörle normal kriminal bir olgu olarak
ilgilenenler açısından bir problem vardır.Uluslararası araştırmalarda ve
soruşturmalarda delil toplamak çak zordur.Her  ülke araştırmalarda
işbirliği yapmayabilir ve teröristlerin dış ülkelerde yakalanması zordur.


    • Terörizmi
      bir savaş olarak görürsek, terörist grupların  doğru tanımlanması
      gerekir ve deliller ile daha titiz ilgilenilir ve düşmanın doğru
      tanımlanmasına odaklanılmalıdır.


Askeri müdahale gösterileri çözüm üretir, diğer
ülkeleri harekete geçirir ve geçici olarak terörist eylemlerin kesilmesine yol
açar. Ancak etkili ve caydırıcı olması şüphelidir. Sakıncaları vardır. Masum
insanları ölebilir, teröristleri şehit yapar, gerçekleri proveke eder, yıkıma
ve dünya kamuoyunda yanlış anlamalara sebep olur.Uluslararası işbirliğini
azaltır.


1980 den beri askeri müdahalenin faydası üzerinde
düşünülmekte, yeni terörle mücadelede yapılacak çok şeylerin olduğu 
söylenmektedir.


Terör ABD ve dünya için yükselen bir güvenlik
tehdididir. ABD görevlileri  TERÖRÜ bir savaş olarak 
tanımlamaktadırlar. ABD son zamanlarda terörist saldırıları önlemede ve bireysel
teröristleri yakalamada başarılı olmasına rağmen değişen terör tehdidi
karsısında açık, anlaşılabilir ve gerçekçi ulusal stratejiye ihtiyaç
duymaktadır ve geliştirmelidir.


ABD terörle mücadelede çeşitli; ekonomik ve
politik cezalandırma, maniple etme, güç kullanma, tehdit gibi memnun edici
olmayan diplomatik yollara başvurmuştur.


Hem teröristlerce  hem de devlet
aktörlerince büyük yıkımlara sebep olacak silahların kullanıldığı ve yeni
muhtemel gelişmelerin olduğunu görmekteyiz.[15][15]


Terör tehdidi altındaki hükümetler,
ilk reaksiyon olarak saldırıya yönelik  stratejileri yürürlüğe koyarlar.
Elit anti-terör komando yada polis birimleri oluşturma yoluna giderler. Daha
sonraki bir aşama olanakta; devletin ilgili birimlerine etkili kontra terörizm
politikalarının gerektirdiği yasal yetkileri sağlamak üzere yargısal alanda
yeni düzenlemelere gidilir.


Bu konuda liberal demokrasiler
tarafından genellikle benimsenen yaklaşım, Ceza Adalet Modeli  ( The 
Crımınal  Justice Model) dir. Bu modelde terörizm herhangi bir suç gibi
muamele görür. Ve terörizmle mücadele  hukukun üstünlüğü anlayışı
çerçevesinde, suçlama,  yargılama, ve cezalandırma prosedürü çerçevesinde
olur.


Genel olarak liberal demokrasilerin
çoğunda,terörizmle mücadelede savaş modelini benimsemekten kaçınır. [16][16]


11 Eylülün tanımlanması konusunda bir
konsensüs  yoktur ABD Başkanı   bu saldırıyı apaçık bir terör
saldırısı olarak tanımlarken, bir gün sonra savaş eylemi olarak tanımlamıştır.
Bu ifada çok önemlidir. ABD nin terörle mücadele politikasının ipuçlarını
vermektedir.[17][17]


Terör zayıfın güçlüye karşı kullandığı bir
silahtır.ABD 21. yüzyıla üstün ve bölgesel güç olarak girecektir.ABD’nin global
gücünün varlığı, doğrudan ve dolaylı terörist saldırılara 
potansiyel   hedef olacaktır. Bu saldırılar özgün hareket
edilmesinin  engellenmesinin yanında, bir dizi  engelleyici 
problemlerinde  ortaya çıkarmaktadır. Uyuşturucu ve kara para
aklamasından, enformasyon ve enerji politikalarına kadar.


Bir çok yüksek öncelikli ABD çıkarları, son terör
saldırıları ile sarsılmıştır.


Oklahoma ve Dünya Ticaret Merkezinin bombalanması
ve Suudi Arabistan da ki bombalamalar dünya enerji güvenliğini tehlikeye
düşürmüştür. Orta Doğudaki  barış süreci ciddi nazik bir durumdadır


Terörizm, Türkiye ve Mısır gibi ülkelerle 
ABD nin ortaklıklarını güçlendirmiştir. Kolombiya ve Meksika gibi ülkelerde ise
uyuşturucu ili mücadele işbirliğini zorlaştırmıştır.


Terör hala stratejik geleceği etkileyebilecek
yeterliliğe sahiptir.[18][18]


V-TERÖRİN GELİŞİM TRENDİ


A- TERÖRİZMİN KAREKTERİ DEĞİŞİYOR


1998 Tanzanya da ve Kenya da ABD elçiliklerinde
meydana gelen  bombalamalar , terörün  uluslararası güvenlik için
merkezi  bir tehdit geldiğini  göstermiştir.


Dünya genelinde terör olaylarının azalmasına
rağmen, olayların vahameti ve ölümcüllüğü artmıştır.


Geçmişte terör uygulamaları, bir araya toplanan
bireyler ve tanımlanan organizasyonlar yapılırdı. Açık bir emir komuta zinciri,
kontrol, sosyal politik ve ekonomik amaçları vardı. Radikal solcu
organizasyonlar (Marxsist,maoist,leninist) Japon Kızıl Ordusu, Alman Kızıl Ordu
Fraksıyonu, İtalya Kızıl Tugaylar gibi, etnik milliyetçi teröristler İRA, ETA
gibi  geleneksel terörist gruplardı.


İdeoloji ve niyetleri azda olsa
anlaşılabilirdi.Radikal,politik,kişisel, fanatiklikten kaynaklanabilirdi. Çok
değişik sembolik hedeflere saldırmışlar ve kendilerine ve amaçlarına dikkat
çekmek istemişlerdir.


Bu gruplar belli ülkelerin etkisi altında yada
doğrudan kontrolü altında operasyon yapmışlardır. Bu gün geleneksel aile tipi,
milliyetçi, etnik ayrılıkçı gruplar, çok az anlaşılır milliyetçi ve ideolojik
motivasyonlarla  çeşitli organizasyonlara katılmışlardır.


Yeni terörist organizasyonlarda çok sayıda
bilinçsiz, dinci ve milyoner kişiler bulunmaktadır. Çok dağınık bir yapıya ve
çok sayıda üyelere sahiptirler. Kenya daki ve Tanzanya daki bombalama olaylar
buna örnek teşkil etmektedir.


Elçilik saldırıları  Arabistanlı milyoner
Laden tarafından finans edilmiş ve laden ABD ye karşı uluslararası bir kampanya
başlatmıştır.Şubat 1998 yılında da  ABD ye savaş ilan etmiştir. [19][19]


Yeni organizasyonların dünya 
genelinde  binlerle ifade edilen yetişmiş savaşçıları vardır. Oysa klasik
terör örgütleri ile mukayese edildiğinde; Japon kızıl ordusunun ve Kızıl ordu
fraksıyonunun sağlam bağlı 20-30 üyesi, Kızıl Tugayların 50-75 arası, İRA ve
ETA nın 200-400 arası, çok korkulan Ebu Nidal örgütünün ise 500 silahlı
adamının olduğu söylenmektedir.[20][20]


B-TERÖRÜN ÖLDÜRÜCÜLÜĞÜ YÜKSELİYOR


1990 da terör olaylarını dünya üzerinde azlığına
rağmen, ölümcüllük oranı yükselmektedir.


RAND a göre 1991  de  484 , 1992 de
343, 1993 de 360, 1994 de 356 (91 ÖLÜ) ,1995 de 278 (223 ÖLÜ), 1996 da 250 olay
olmuş ölü sayısı 550 dir. Buradan teröristlerin çok az aktif oldukları ancak
eylemlerinin sonuçlarını  klasik teröre  göre daha çok öldürücü
olduğunu görüyoruz. Nedenleri ise;


1-Bazı teröristler yaptıkları
eylemlerin etkilerinin uzun süre olmadığını ve sınırlandırıldığını
düşünmektedirler.Basının ve halkın gittikçe ayrılıkçı teröre karşı duyarsız
kaldıklarını ve böyle düşünen teröristlerin, sonuçları daha yıkıcı ve dramatik
olan eylemlere girişmişlerdir.Görünüşte aynı etkiyi yaratmak için daha kanlı
eylemler yapmaktadırlar.


2-Teröristler geçmiş tecrübelerinden
yararlanmışlar ve işlerinin  ustası olmuşlardır. Sadece silahlar küçülmedi
daha etkili ve öldürücü hale gelmiştir. Müttefiklerinden ve hilekar ülkelerin
en büyük silah alıcısı durumuna gelmişlerdir.


3-Devletlerin terörizmi aktif olarak
desteklemesi ve sponsor olmasıdır.Bazı ülkeler terörü desteklemişler ve cesaret
vermişlerdir.


4-Son 15 yıldır terörizm dini
gruplarca  yönlendirilmekte ve motive edilmektedir.


Din ve terör arasındaki bağlantı yeni değildir.
Modern anlamda dini motifli terör 1980 İran devriminden sonra ortaya çıkmıştır.
Bu yıllarda 11 tane  tanımlanamayan dini motifli terör grubu,  iki
yıl sonra  altı katına çıkmıştır. 1991 de 11/48, 1994 de 16/49,1995 de
26-56, 1996 da13/44  oranında dini motifli terörün sayısı azalmış olmasına
rağmen, dini motif terörün arkasındaki en önemli güç olmuştur.


5- Teröristler daha eğitimli , silahlara
daha kolay ulaşır olmaları, operasyon bilgilerinin fazlalığı bu ölümcül
sonuçların alınmasını etkilemiştir.


Bombaların nasıl yapılacağını kolayca
öğrenmişlerdir. Terörü öğreten kitaplara CD lere kolayca  ulaşmaktadırlar.[21][21]


C-TERÖRÜN TAKTİKSEL UYUMU
,USTALAŞMASI VE GÜÇ KORUMA


Tanımlanan terörist operasyonların şeklinin
değişmesi, gittikçe ustalaşmaları , üzerinde durulması gereken teknolojik
boyutlu dinamik saldırılardır.


Bu gelişmeler terörle mücadele
yöntemlerini doğrudan etkilemiştir
.


Teknolojik gelişmelere teröristlerin kolay
adaptasyonu, ölümcül eylemlerin yükselmesini destekleyen en önemli 
anahtar faktör olmuştur.


Teknolojik gelişmelerin sonunda, teröristler
etkili ve verimli bombalara güvenmeye devam etmişlerdir.Bu bombaların yıkıcı
etkilerini 1991 ve 1992 yıllarında İRA  tarafından gösterilmiştir. Bu
verimlilik, etkili ve maliyeti düşük silahların geliştirilmesinin
neticesidir.Plastik patlayıcılar ile karşılaştırıldığı zaman bu patlayıcıların
maliyeti ortalama 1 sent tutmaktadır. Dünya ticaret merkezinin bombalanmasının
maliyeti 400 & iken 550 milyon & dolarlık bir yıkıma sebep olmuştur.


Çok rahat ticari olarak alınan ve  satılan
ve yasal olarak bulunan maddelerden  basit ve etkili bombalar yapılması bu
etkinliği artırmıştır.


Yüksek düzeyli çatışmaların yansıması
sonucu,nükleer silah geliştirmeye çalışan, biyolojik ve kimyasal kapasiteleri
olan organizasyonların, eski Sovyet Rusya ve illegal pazarlardan silah
yapımında kullanılabilecek bölünebilen maddeleri elde etmeleri engellenmelidir.


Dünya plastik patlayıcılar içerisinde
yüzmektedir.Son yıllarda ortaya çıkan savaş füzeleri illegal uluslar
arası  pazarlardan 80 bin dolara kolayca temin
edilebilmektedir.Teröristler bu yüzden bu sofistlik alanlara yönelmişlerdir.
Silah teknolojisi operasyon ihtiyaçlarına bir şekilde uyum sağlamıştır.


Siber savaş ve bilgi savaşlarının toplum
üzerindeki potansiyel, gizli etkisi, genel olarak ve askeri yetenekler
açısından,  iletişim ve operasyonlar açısından özel bir şekilde göz önüne
alınır. Teröristler veya onların patronları haberleşmeyi yok etmek için
iletişim ağlarına sabotaja kalkışabilir ve bir felaket
planlayabilirler.Teröristlerin haberleşme sistemlerini ellerine geçirmeleri ve
kontrol etmeleri  operasyonlarını kolaylaştırır.Karşı istihbarat için
yapılan terörle mücadele çabalarını etkili bir şekilde engeller. Bilgi
savaşlarının terörist operasyonlarda çok yönlü etkisi vardır.Düşman hakkında
sağladığı bilgiler operasyonlarını kolaylaştırır.Psikolojik savaşa girmek için
bir mücadele vasıtası olan bilgi savaşı yıkımlara ve felakete sebep olabilir


İRA ordusunun Kuzey İrlanda da  İngiliz
ordusu içine  sızmak için sürekli ve amansız araştırmaları, terörist
grupların profesyonel gelişimi , operasyon el istek ve yeteneklerinin sürekli
gelişmesini ve taktiksel olarak ustalaştıklarını göstermiştir.İRA nın
teknolojik ustalıklara başvurması  terörist organizasyonlar arasında eşsiz
olarak görünmesine rağmen,teröristlere karşı yeni güvenlik önlemleri alındığı
zaman,teröristler dünyanın tanımlayamayacağı  ve kullanmaya çalıştığı
teknikler arasında, yeni saldırı silahlar geliştiriyorlar.


Basit silahlardan  teknolojik silahlara
kadar çok çeşitli silahlara kolayca ulaşılması, ve bunların teröristler ile bir
araya gelmeleri durumunda, teröristlere mücadele etme, güvenlik önlemlerini
engelleyerek bozguna uğratma imkanı  vermektedir.


Bu organizasyonlar yeni silahlar uyum sağlayarak
ve bunları modifiye ederek yeni ve yok edici  silahlar
geliştirebiliyorlar.[22][22]


D-TERÖR HAKKINDAKİ SON GÖRÜŞLER


Terörizm,düzensiz savaşın geniş trendini yansıtan
ayırt edici, açık, belli, bir olgu olarak kalmaktadır.Soğuk savaş döneminin
sonunda ve  sonrasından beri dünyada etkisi yükselerek artmaktadır.


Afrika, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve Merkezi
Amerika’daki etnik ve dini çatışmalar bu vahşi savaşın bir türü olarak bunu
ispat etmektedir. Bu çatışmalar, düzenli ordular ile  Cenova 
konvansiyonu ve savaş kriterlerine göre yapılan bir çatışma değildir. Bunlar
paramiliter  gangsterler ve yerel savaş lortlarının strateji ve yerel
savaş taktikleri civarında  cereyan eden çatışmalardır,


Liderlerinin çoğu askeri eğitim almışlardır ancak
askerleri halktandır. Çoğu çocuklar ve yeni yetişen gençlerdir.Güçlü silahlar
ile donatılmışlardır.


Basın tarafından liderlerin amaçları yasal olarak
yansıtılsa da  ya da  yüksek değerler olarak  ifade edilse de,
çatışmaların gerçek amacı, klanlar arası rekabet, kaçakçılık, haraçlarını
koruma ve yağmacılıktır.


İdeolojik ,dini, milliyetçi ve özgürlükçü terörü
destekleyen  geleneksel terör hareketleri, mevcut terör hareketlerinin çok
az bir kısmıdır ve doğal itici sebepleridir. Belki de sandığımızdan da yaygın
değildir. Terör geniş bir alanda yükselen bir şekilde çatışma spektrumunda
yayılmaktadır. Aktiviteleri zorlukla normal suçlardan ve kan davaların ayırt
edile bilmektedir. Anlaşılmayan  ve politik destekle beslenen klasik
terörden, Gizli “Süper teröre”  doğru çatışma spektrumu genişlemektedir.
Belki de bu vekillerin savaşı anlamına geliyor.


Ortak payda, terörün tamamıyla bir taktik olarak
kullanılmasında, terörün  bu bakış açısından bölünmüş olmasıdır. Gerçekte,
terör analizcilerinin kelimelerinde yansıttıkları bu farklılıklar, yükselen bir
şekilde, narkotik terörizmi, ekonomik terörizmi, çevre terörizmini ve
info  terörizm kaygılarını oluşturmaktadır.[23][23]


Bu gün düzensiz savaş çoğunlukla devletler 
dışındaki aktörlerce sürdürülmektedir.Bu da , bu savaşın kendine has en önemli
özelliğidir.


As Martın Van CREVELT


Bu gün devletleri tehdit eden başlıca tehlike,
özellikle ABD için diğer devletlerden gelmemektedir.Gerçekte diğer küçük
gruplardan ve diğer organizasyonlardan gelmektedir.


Ya gerekli değişiklikleri yapacağız ve onlarla yüz yüze
geleceğiz, ve ya  modern dünya güvenlik duygusunu kaybedecek ve devamlı
korkuyla yaşayacaktır.


ABD’nin konvansiyon el silahlarının
çokluğu, devlet veya  devlet olmayan düşmanlarını, terör saldırıları ve
düzensiz müdahalelerde bulunmaları yönünde motive etmeye devam edebilir.


Gelişmiş teknoloji ve yeraltı
faaliyetleri, kitle imha silahlarının ele geçirilmesini ve kullanılmasını
teröristler açısından kolaylaştırmıştır.


Az hiyerarşik organizasyon yapısı,
gelişmiş iletişim teknolojisinin kullanılması, küçük gruplara ve de bireylere
bu teknolojinin kullanımı, kontrolü ve koordinasyonu isteğini artırmıştır.[24][24]


Terörün en büyük nedenlerinden biri,
taraflar arasındaki güç eşitsizliğidir. Diğer bir deyişle, taraflardan birinin geleneksel
anlamda bir savaşı yürütemeyecek kadar güçsüz, ancak o anki koşulları kabul
edemeyecek kadar da hoşnutsuz olmasıdır. Burada güçsüz olma koşulu son derece
önemlidir. Çünkü terör, güçsüz olanın savaş stratejisidir, ve güçsüzlük
psikolojisi ile beslenir. İsrail’de intihar saldırılarını destekleyen
Filistinliler de “bizim İsrail gibi tank ve uçaklarımız yok ki” diyerek
kendilerini savunuyorlar. Bu bakımdan ABD’nin, yüksek teknoloji ürünü dev
ordusunu (özellikle uçak gemileri ve denizaltılar) terörle mücadelede
kullanması, aslında terörist grupların güçsüzlük ve çaresizliğini vurgulayan
psikolojik algılamalarını su yüzüne çıkarmıştır. Yani uygulanan yöntem, terörü
bitirmek değil körüklemeye daha elverişli bir stratejidir.[25][25]


VI-NETWAR’IN GELİŞİMİ
(GELİŞİ)  ve TANIMLANAN NET WAR


Enformasyonun gelişimi çatışmanın
doğasını değiştiriyor.Bunun birçok nedeni var.Bizler iki sebebe dikkat edeceğiz.


    • Enformasyonun
      gelişimi, Networks türü organizasyonları güçlendiriyor ve destekliyor ve
      hiyerarşik yapılı örgüt türlerinden daha avantajlı duruma getiriyor.
      Networks ün gelişmiş gücü, devlet  dışı aktörlerin eline geçiriliyor
      ve çok geniş bir alanda devletlere, geleneksel ve hiyararşik örgütlere
      nazaran  çok yönlü organize olabiliyorlar.
    • Enformasyon
      gelişiminin artması,çatışmaları artan bir şekilde enformasyon ve
      komünikasyon olaylarına  bağlayacaktır. Her şeyden önce
      çatışmalar”Knowledge” ve “Soft Power” etrafında dönecektir.


Enformasyon çağı tehditleri
muhtemelen çok dağınık, yayılmış ve çok yönlüdür.Yeni çağ terörizminde 
çatışma spektrumu , başından sonuna kadar”CYBER WAR” ve “NET WAR” tarafından
şekillendirilecektir.


Diğer bir tespit de, terörist
olaylarda; Cyber War  düzenli askeri birliklerce kullanılmaktadır. Net War
ise , paramiliter, düzensiz devlet dışı güçlerce kullanılmaktadır.


Van CREVELT , Savaşların bu yönde değiştiğine
inanmaktadır ve bu sadece teknolojik gelişmelere bağlı değil, çatışmaların
taktiksel, stratejik ve doktrin olarak yeni yaklaşımlarla ele alınması, savunma
ve saldırıda geniş kapsamlı  kullanılmasına bağlıdır.


Liderler, bilgi çağına uygun, network
türü organizasyonlar,taktik,strateji ve organizasyonlar
kullanmaktadırlar.Bunlar küçük gruplardan oluşmakta, internet ortamında
haberleşmekte, yönlendirilmekte, koordine edilmektedir. Merkezi kontrolleri
yoktur.


Bilgi çağı savaşı değişik bir çatışma
ve suç türüdür. Merkezi hiyerarşik yapıdan ve doktrinden yoksundur.(Geçmişte
merkezileştirilmiş Marksist hareketler gibi değillerdir) Çatışma ve suç
spektrumunda karşı karşıya gelen aktörler bu yönde gelişmektedirler. Örnek
verilirse;


Hamas, FKÖ den,


Meksika da Zapatistler, Küba da
Fiedelistlerden,


ABD de Hiristiyan Yurt Severleri, Ku
Klux Klanından daha fazla  “NETWAR” olarak örgütlenmiştirler.


ABD de bazı gruplar “NETWAR” savaş
örnekleri geliştirmektedirler. Bilgi çağı ideolojisi yaratan yeni bir kuşak bulunmaktadır.
Sadakatleri ve kimlikleri, milletler arası sivil toplumları etkileyip
değiştirebilir. Yeni çeşit aktörler olarak, anarşist ve nihilist,
bilgisayar  korsanlarını da NET WAR ‘ a katabiliriz.


Bir çok Net War aktörleri devletler
olmayacak, bazıları ise devletler adına çalışabilir. Bazıları milli, bazıları
milletler arası olabilir. ABD ‘nin ve  diğer milletlerin çıkarlarını
tehdit edebilir. Bazıları yıkıcı, yok edici ve düzen bozucu olabilir. Bir çok
çeşidinin varlığı mümkündür.


Haberleşme ve  bilim alanındaki
son gelişmeler Net War ın kapasitesini oldukça geliştirmiş ve
desteklemiştir.Hücresel telefonlar, faks makinaları, elektronik mail , web
siteleri gibi teknolojik gelişmeler, netwar aktörlerine büyük avantajlar
sağlamışlardır.Coğrafi uzaklıklar birleştirilmiştir.


Netwar internet savaşı değildir ve
İnternet fonksiyonlarına benzemez. İnternet kullandığı araçlardan bir
tanesidir.Syber alanda meydana gelmezler ve gerçek dünyada yaşanırlar.[26][26]


11 Eylülün, klasik terörle  olan
benzerlikleri, farklılıklarından çok azdır, Kendine has karekteristik özellikleri
vardır. Daha fazlası bu saldırının arkasındaki terör network’ü 
benzersizdir[27][27]


VII-ORTADOĞU
TERÖRİZMİ VE NETWAR ,YAPILARI VE EYLEMLERİ


Terörizmin şebeke (Netwar)
terörizmi yönünde geliştiğini göstermektedir.Hamas ve Laden gibi köktenci
organizasyonlar, gevşek uluslararası , yarı bağımsız hücresel,tek hiyerarşik
kumanda merkezi olmayan “NETWORK” olarak organize edilmiş gruplardır. Hamas
örneğinde olduğu gibi.


Zamanla ,Hiyerarşik olarak
yönlendirilen ve büyük lidere bağlı hareketlerden uzaklaşılabilir.Yaser
ARAFAT  (FKÖ)  den uzaklaşanlar böyle bir yapılanmaya gitmişlerdir.


Ortadoğu da Networks türü
örgütlenmiş, bir merkezden idare edilmeyen, ve oldukça esnek organizasyonlar
vardır.Hepsinin stratejik rehberleri vardır ancak taktiksel bağımsızlıktan
hoşlanırlar.


Ortadoğu’daki terör grupları değişik
orijin, deoloji ve organizasyon yapılarına sahiptirler. Kabaca, geleneksel ve
yeni  kuşak olarak ayırabiliriz. Geleneksel grubun tarihi en erken 1960
lar da başlar. Büyük bir çoğunluğu formal yada informal  FKÖ ye
bağlıdır.Bürokratik, milliyetçi ve Marksist tirler.


Tam tersine  yeni jenerasyon
terör grupları 1980-90 yıllarında  meydana çıkmış, çok akışkan organize
olmuş, İslam’a  bağlı, radikal ideolojiye bağlı bir yapısı var.


Geleneksel gruplar, Suriye, İran,
Libya’nın desteği ilebugüne kadar yaşamışlardır.Ancak İsrail ve Batılı
devletlerce karşı önlemler ile aktiviteleri kısıtlanmıştır.


Tam tersine, daha az hiyerarşik
yapıya sahip olan ve Networks türü örgütlenen, Hamas, Hizbullah, Bin Laden,
Cezayir İslam Ordusu gibi  gruplar Dünyada ve Ortadoğu da  daha etkin
hale gelmişlerdir.İsrail ve işgal edilmiş yerlerde, Hamas ve FİKÖ  son
yıllarda seri intihar saldırıları ile pek kişiyi öldürmüş ve yaralamışlardır.


Lübnan da Sİİ Hizbullah örgütü,
İsrail güçleri ve şehirlerine karşı saldırılar düzenlemiştir.


70 bin Cezayirli iç savaşta (1992)
hayatını kaybetmiştir. Özetlemek gerekirse;


  • Ortadoğu da
    hızla artan sayıda  terör grubu Networks formunda  örgütlenmeyi
    benimsemiş ve bu yapılanmayı desteklemek için enformasyona güvenmiştir.
  • Yeni
    jenerasyon, geleneksel gruplardan daha Networks olarak örgütlenmişlerdir.
  • Grupların
    aktiviteleri ve Networks olarak örgütlenmeleri arasında pozitif bir ilinti
    vardır ve enformasyon teknolojisi örgütlenmede, alabildiğine
    kullanılmıştır.[28][28]


VIII-TERÖRİST
DOKTORİNLER VE SAVAŞ ÖRNEĞİ OLARAK YÜKSELMESİ


Terörizmin netwar yönünde gelişimi, terörle
mücadelede yeni zorluklar yaratacaktır.Mücadele türleri ve zorluğu
teröristlerin geliştirdikleri ve başvurdukları değişik doktrinlere bağlı
olacaktır. Bu bağlamda üç terör örneği göz önüne alınmaya değer.


  • Baskı
    Diplomasisi  Örneği; Terörün ilk günleridir ve sembolik şiddet
    eylemlerinde bulunurlar.
  • Savaş
    Örneği; Birinci aşama başarısız olursa daha yıkıcı eylemlerde bulunurlar.
  • Yeni Bir
    Dünya Yaratma;Amaçları doğrultusunda , dini bir rejim, totaliter bir
    yönetim, yada kaos ortamı oluşturmayı amaçlarlar.


Teröristler,özellikle
operasyonlarını, savaş paradigması doğrultusunda yapmaktalar ve her
seferde  ABD güçlerini , personelini, kuruluşlarını hedef
almaktadırlar.ABD güçlerine doğrudan karşı gelebilecek güçte olmamaları, etnik
,milliyetçi, dini uyanış hareketlerini bu yönde teşvik edebilir.ABD nin dünya
siyasetindeki öncü konumu, bu aktörlerce tehdit olarak algılana bilir.
Kullandıkları şavaş paradigması, teröristlerin ABD hedeflerine saldırmaları
için, hiçbir neden ve talepleri olmaksızın akılcı nedenler vermektedir. Ve ABD
hava kuvvetleri dünyanın herhangi bir bölgesinde gerekli dengeleri sağlayan güç
durumundadır.[29][29]


IX-TERÖR ABD ÇIKARLARINI  DÖRT
BOYUTTA ETKİLEMEKTEDİR.


Doğrudan Tehdit;Denizaşırı ve
ABD topraklarında ki vatandaşları ve varlıkları  ve ya barış için var olan
ABD kuvvetleri doğrudan terörist saldırı riski altındadır.Uluslar arası
terörizmin lider hedefi durumundadır.


  • Dolaylı
    Tehdit;Bazı ABD müttefikleri, hem de bölgede kilit rol oynayan
    ülkeler,ciddi yükselen terör tehditleri ile karşı karşıyalar.Bu bölge ve
    ülkelerdeki ABD çıkarları, vatandaşları ve personeli ciddi terör
    saldırılarına hedef olmaktadırlar.
  • Sistematik
    sonuçları; ABD ve geniş bir alandaki terörün sonuçlarına odaklanmıştır.
    Önde gelen terörist verilerce tanımlanan terör olaylarının varlığı, global
    terörün sadece küçük bir kısmını tanımlamaktadır. Global çıkarları olan ve
    global güç olan ABD geniş boyutta etnik terörizmden  uzun dönemde de
    olsa  etkilenecektir.


Merkezi Afrika daki  büyük
boyutlu terörizm, ordu büyüklüklerinde kurulabilir.Ancak, daha küçük ölçekli
olan Balkanlar, Çeçen ya, Rusya, Çin gibi yerlerdeki etnik terörizm, stratejik
gelişimi  önemli ölçüde etkileyebilir.


III Dünya ülkeleri ve yeni
bağımsızlığını kazanan  ülkeler sadece teröre yol açan ülkeler
değillerdir.  Aynı zamanda, teröre karşı mücadelede iyi tecrübeleri ve iyi
ekipmanları olmayan ülkelerdir.


– Terör ABD ve müttefiklerine karşı
düşmanlarınca başvurulan “Asimetrik” stratejik bir çatışma formudur.
Konvansiyenel saldırı ve doğrudan doğruya saldırı yerine, başka bir yol,
kullanılan bir savaş tır.


Klasik savaş kapasitelerinin 
gelişmiş olduğu şüphe götürmez olan ABD ve müttefiklerinin bakış açısından,
Savaş paradigması içinde terör milletini ortaya çıkması çok  yerinde bir
durumdur. Sonuç olarak, bölgedeki rakipler politik ve bölgesel düzeni
değiştirmek istiyorlar ve bunun için askeri yöntemlere başvuruyorlar.[30][30]


X-GELECEK
TERÖRÜN JEOPOLİTİĞİ VE ABD NİN TECRÜBELERİ


Terör ve terörle mücadele sık sık
bölgesel objektiften görülmektedir. Doğal olarak odaklanılan bölgeler ki  Orta
Doğu gibi, buralarda terör yayılmış ve stratejik geleceği yeniden
şekillendirecek kapasiteye sahiptir. İç terörizm III Dünya ülkelerinde,
olayların hacminin büyük olmasına rağmen  ihmale bağlıdır. Son zamanlarda,
bölgesel ve iç terörizmin altında olan nedenlere bakmak,  global mücadele
ve uluslar arası mücadele için moda olmaya başlamıştır


ABD  son yıllara kadar gerçek
bir iç terör tehdidi ile karşılaşmamıştır. Son on yıllarda ABD hedefleri ve
çıkarları uluslar arası  teröre hedef olmuştur. Bu nedenle ABD’nin
tecrübeleri diğer anahtar ülkelerin tecrübelerinden farklıdır.


İngiltere de terör  tarihsel
olarak iç problem olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle İngiltere 1945 ten sonra
kolonileşme politikasını bıraktıktan sonra, daha çok iç terörle mücadele etmiştir.


Fransa da İngiltere gibi iç teröre
muhatap kalmıştır.1970’lerden sonra solcu grupların eylemleri ile yüz yüze
kalmışlardır. Koloni döneminde ise Cezayir milliyetçilerinin terör faaliyetleri
olmuştur.


İsrail için ise terörizm genişleyen
bir savaş durumunda, terörle mücadele savaş paradigmasının bir parçası gibi
doğal tartışılmaktadır. Uzun ve yoğun teröre maruz kalan İsrail de  ,
terörle mücadele politikasına  bağlı olarak, terörün  ve sonuçlarının
çeşitlenip çoğalacağı ihtimaldir.


Bu tecrübelerde şu dersler
çıkarılabilir


  • Terör riski
    yok edilemez, sınırlandırılır ve yönetilir
  • Etkili
    Terörle Mücadele ve stratejileri bireylere ve net work problemlere hitap
    etmelidir, destekleyen devletlere değil,
  • Terörizmin
    eğilimi, saldırılarında yeni yöntemler geliştirmede, evrimci eğilimden
    çok  devrimci tavır sergilemektedirler.
  • İstihbarat,
    sivil ve askeri görevliler arasına da sıkı  ve zorunlu yakın 
    koordinasyon vardır.[31][31]


XI-SONUÇ


Terörizmin değişen karakteri onu diğer şiddet
türlerinden ayırmaktadır ki bireysel güvenlik algılamasını doğrudan 
vurabilme yeteneğidir.


Nükleer savaş ve sınır aşan tehditlerin
potansiyel varlığı bireyler arasında korkuların uyanmasına neden olabilir.
Tehlikenin varlığı soyut ve kolektiftir. Devletler arası çatışmalarda
kesinlikle bireyler hedef olacaklardır. Ancak liderler ve askeri kuruluşlar
görünüşte hedef olacaktır. Tersine, terörizmin hedefi gelişigüzel veya belli
hedefler olabilir, yine kurbanlar toplum içindeki bireyler olacaktır.


Terör gittikçe bir bataklık ve ölümcül bir hal
almaktadır.


Bu çatışma spektrumunda, terörle mücadele geniş
bir yer almaktadır, Savaş paradigması içerisinde  devlet ve devlet olmayan
düşmanlarca asimetrik bir şekilde, kullanılmaktadır. Sınır aşan bir şekilde
dini ve milyoner gruplarca  desteklenmekte ve daha ölümcül  hale
gelmektedir. Kitle imha silahlarını kullanımı terörizmi  çarpıcı bir
şekilde ölümcül hale getirmiştir.


Hava ve uzay araçları terör yapmayı
kolaylaştıracak ve onlara yardım edecektir.Terörizm çok değişik bir hal alırken
onlara yardım edenler, destekleyenler gittikçe belirsizleşmektedir.”Dumanı
Tüten Silah” Bulmak çok zor olacaktır.Ancak esas olan strateji tespit etmek ve
hareketlerde bir konsensüs inşaa etmektir.


Stratejik ve teknik mücadelede, yeni terörizm
anahtar rol durumundadır. Gelecekte terörle mücadelede amaçlara ulaşmak için,
devlet durumunda olmayan düşmanlara karşı mücadele etmek için hava ve uzay
güçlerine büyük ihtiyaç duyulacaktır. Ayrıca politik enstrümanlar,  hava
ve uzay güçlerini de kapsamaktadır.


Daha çok terör ve antiterör faaliyetler güçlü
politik ve operasyon el konsantrasyon ile şehirlere yönelecektir. Terör dünyada
yükselen güçlü bir şehir olgusudur. Modern toplumlar politik yazgıları
şehirlerde olan şeyler ile tespit edilmektedir. Teröristler şehir hedeflerine
saldırmak için uygun politik koşullar ararlar. Terörün sınır aşan amaçları,
sembolik saldırıya açık şehir hedefleri olacaktır. Buralarda teröristleri
sınırlandırmak ve vurmak zordur.


Terörle mücadele
stratejisi yatay bir hale gelecektir. Teröristler ve destekçiler nerede
tanımlanırsa orada vurulacaktırlar.[32][32]


Bu sonuç bağlamında 11 Eylülü
değerlendirdiğimizde;


11 Eylülü planlayanlar ve gerçekleştirenler ABD
tarafından yaratılmışlardır.İslam ideolojisinin bir grubu kullanılmıştır(
Radikal sünni, vahabilik gibi).


11 Eylül, Kamuya ait toplu taşıma araçlarının
kolaylıkla terörist silahlara dönüşe bileceğini göstermiştir. Böylece Dünyada
kominikasyon ve ulaştırma alanında yeni güvenlik alanı açılmıştır .


Bu saldırıda açık enformasyon kullanılarak
başarılmıştır.  Hava araçları  terör araçları olarak kullanılmıştır.
Bu sonuç seyahat kısıtlamaları ve yeni oluşumlara yol açacaktır.


11 Eylül bireysel ve organize terörün kontrolünün
zorluğunu açıkça göstermiştir.


11 Eylül ile,ABD ye , liderliğinde ve kendi 
öncelikleri doğrultusunda, yeni bir dünya düzeni kurmaya kalkışma  fırsatı
verilmiştir.[33][33]


KAYNAKÇA


  • Arquilla, John, David Ronfeldt ve Michele Zanini,
    “Networks, Netwar, and Information Age Terrorism, (1999) Washington DC USA
    RAND Publication.
  • ” Bruce Hoffman, Arquilla John, , Ian O. Lesser,
    et. al. (eds.) ,(1999) Countering the New Terrorism,.Washington DC USA
    RAND Publication.
  • Laçiner,Sedat  (2002) 11 Eylül olayları (
    Yeni Terörizm) ve Ermeni sorunu, Diplomatik Gönlük Gazetesi 23 Şubat Pazar,
  • Karagöz, Murat. September 11 A New Type Of Terrorism,
    Percepsion, Jouirnal Of  İntenational Affairs, september- November
    2002. Vol: VII. Nubber:3 New York  USA
  • Özdemir, H. ( 2002)11 Eylül: Post Moderen Savaşın
    Miladı. Süleyman Demirel Üniversitesi İİBF  Dergisi. Cilt 7, Sayı 1,
    İsparta .
  • Beşe, Ertan, (2001).Avrupa Birliği Açısından
    Terörizmle Mücadele ve İnsan Hakları. Seçkin Yayınları. .Ankara.
  • Tuğtan M.A. ( Omar Malik, Enough of the
    Definition of Terrorism, Brookings,(2001)’ den aktaran)  Terörizm ve
    Yeni Dünya Düzeni.
  • David Von Drehle,(2001) “World War, Cold War Won.
    Now the Grey War” The Washington Post, 12
    Eylül 2001
  • Bu  Makale ABD nin  Irak
    Müdahalesiden  önce  yazılmıştır.
  • *1991 HÜ. Kamu  Yönetimi ,1992 PA. 
    mezunu, PA. Güvenlik Bilimleri Enstitüsü.  UPA . ABD  da Yüksek
    Lisans Öğrencisi,  EGM Basın Protokol ve Halkla İlişkiler 
    Şubesinde, Emniyet  Amiri.
  •  Laçiner,SEDAT  11 Eylül
    olayları ( Yeni Terörizm) ve Ermeni sorunu, Diplomatik Gönlük Gazetesi 23
    Şubat Pazar,2002
  • Karagöz, Murat. September 11 A New Type Of Terrorism,
    Percepsion, Jouirnal Of  İntenational Affairs, september- November
    2002. Vol: VII. Nubber:3  P.158
  • David Von Drehle, “World War, Cold War Won. Now
    the Grey War” The Washington Post, 12 Eylül
    2001
  • Tuğtan M.A. ( Te Unbomber’s Manifesto” Tte
    Washington Post19 Eylül 1995’ den aktaran) 
    Terörizm ve Yeni Dünya Düzeni  www.aydinlanma
    1923.org/sayi/39/44/mbarlas-19- Erişim Tarihi 22.02.2003 Saat.16.00
  • age. ( “11 Eylül saldırılarını  Kimin
    Yaptığını Bilmiyorum Ama Destekliyorum” Usame Bin Laden Hürriyet 14 Eylül.
    2001’ den aktaran) Terörizm
    ve Yeni Dünya Düzeni
  • Jenkins. Brian Michael, Forevord. Countering
    the New Terrorism
    , RAND, 1999.
  • Laçiner,SEDAT  11 Eylül olayları ( Yeni
    Terörizm) ve Ermeni sorunu, Diplomatik Gönlük Gazetesi 23 Şubat Pazar,2002
  • Arquilla, John, David Ronfeldt ve Michele
    Zanini, “Networks, Netwar, and Information Age Terrorism,” John Arquilla,
    Bruce Hoffman, Ian O. Lesser, et. al. (eds.), Countering the New
    Terrorism
    , RAND, 1999.p,39-42
  • Jenkins. Brian Michael, Forevord. Countering
    the New Terrorism
    , RAND, 1999.
  • Tuğtan M.A. ( Omar Malik, Enough of the
    Definition of Terrorism, Brookings,2001’ den aktaran)  Terörizm ve
    Yeni Dünya Düzeni
  • age. (“Terörizmin belirsiz bir anlamı olmaya
    devam edecektir ki, içeriğini sadece ABD kendi çıkarlarına uygun olarak
    doldurabilsin.” Sayyed Hassan Nasrallah, Hizbullah Genel Sekreteri. “US
    ‘Unfit’ to Lead War on Terrorism” Cilina Nasser, The Daily Star
    03/10/01.’den Aktaran)
  • age. (Paul Medhurst Global Terrorism,
    United Nations Institute for Training and Research POCI (2000)’ den aktaran) 
  • Jenkins. Brian Michael, Forevord. Countering
    the New Terrorism
    , RAND, 1999.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet