once
upon a time


Amerika
Amerika

Türkler dünya durdukça

beraberdir seninle

hürriyet savaşında


Bu
bir dostluk şarkısıdır

kardeşliğin yankısıdır

Kore’de olduk kan kardeşi

sönmez bu yangının ateşi


*


Gençler
ilk defa duymuştur ama, yaşı 60’ın üzerinde olanlar bu şarkıyı eminim çok iyi
hatırlar… 50’li yılların pop starı Celal İnce söylüyordu. Demokrat Parti
iktidara gelir gelmez Türkiye’yi ABD’nin kucağına oturtmuş, Amerikan yalakalığı
tavan yapmış, Celal İnce’nin bu şarkısı hit olmuştu, adeta marş gibi
ezberlenmişti. Celal İnce ABD’de yaşıyordu, eşi Amerikalıydı, Türkçe yayına
başlayan Amerika’nın Sesi Radyosu’nda söylüyordu, program başına 150 dolar
alıyordu. Amerika’nın Sesi Radyosu, bu şarkıyı tek taraflı plastik plaklara
onbinlerce adet basmış, dostluğun hediyesi olarak, 1957 İzmir Fuarı’ndan
başlayarak, Türkiye’nin her yerinde “bedava” dağıtmıştı. Plağın ambalajında New
York ve İstanbul’un fotoğrafları vardı. Ayrıca, Franklin Roosevelt, Thomas
Jefferson, George Washington, Patrick Henry, Namık Kemal, Ziya Gökalp ve
Atatürk’ün özgürlük konusundaki sözleri yeralıyordu. Sayın ahalimiz hep bir
ağızdan söylüyordu, Amerika Amerika, Türkler dünya durdukça, beraberdir
seninle, hürriyet savaşında.


*


1992…
Dünya durdukça beraber olacağımız kan kardeşimizle (!) Ege denizinde ortak
tatbikat yapıyorduk. Amerikan uçak gemisi Saratoga’dan iki adet sea sparrow
füzesi fırlatıldı, Türk muhribi Muavenet’in beyni, köprüüstü vuruldu. Beş şehit
verdik, 22 yaralımız vardı. ABD “pardon” dedi, yanlışlıkla vurulduğunu söyledi.
Halbuki, sea sparrowlar yanlışlıkla düğmesine bastık gitti denebilecek türden
füzeler değildi. Ateşleme için altı aşamadan geçmek zorundaydı, komutan onayı
şarttı. At ve unut türünden, güdümlü mermi değildi. Ateşlendikten sonra,
hedefini vurabilmesi için rehbere ihtiyacı vardı, fırlatan geminin hedef gemiyi
radarla aydınlatması gerekiyordu. Yanlışlıkla fırlatma ihtimali, milyonda bir
bile mümkün değildi.


*


Peki
neydi?

Irak’ı bölebilmek, kuzeyinde Kürdistan kurabilmek için, İncirlik ve
Pirinçlik’te konuşlanan “çekiç güç” şarttı. Türkiye ayak diretiyordu. Muavenet
zart diye vuruldu. Türkiye mesajı aldı, TBMM çekiç güç’ün süresini zurt diye
uzattı. Bir daha hiç ayak diretmedik, her defasında başımıza aynı şeyin
geleceği belliydi, o nedenle, ABD 2003’te Irak’a girene kadar çekiç güç’ün
süresini hep uzattık, hiç itiraz etmedik.


*


(Aslına
bakarsanız, operasyona katılacak olan hava unsurlarının adı çekiç güç değildi.
Poised hammer, yani, kalkık horoz’du. “Mermi namluya sürüldü, tabancanın
tetiğine basıldı, horoz kalktı” manasındaydı. Propaganda şaheseri tam burada
devreye girdi… Sayın ahalimiz “kalkık” kelimesinden rahatsız olmasın diye,
bilinçli şekilde yanlış tercüme edildi, çekiç güç denildi. Kapatalım
parantezi.)


*


2003…
Artık çekiç güçe mekiç güçe ihtiyaç kalmamıştı. Tam 4 Temmuz’da, Amerikan
bağımsızlık gününde, bizim hükümetin bakanları ABD Ankara Büyükelçiliği’ndeki
resepsiyonda Amerikalı dostlarımızı (!) tebrik ederken… Kafamıza çuval geçirdiler.


*


Irak
Süleymaniye’deki irtibat büromuz, ağır silahlı Amerikan askerleri tarafından
basıldı, bordo bereli 11 subay ve astsubayımız kafalarına çuval geçirilerek,
ters kelepçe takılarak, dipçiklenerek tutuklandı. Binbaşımızın kaburgası
kırıldı. 57 saat esir tutuldular. Mesaj gayet açıktı. “Artık burası Kürdistan,
burnunuzu sokmayın, kurcalamaya çalışmayın, defolun gidin” deniyordu. Türkiye
ayağa kalktı, akp hükümeti hariç! ABD’ye nota verdiğimiz iddia edildi, üç
saniye sonra yalanlandı. Bizzat asrın liderimiz yalanladı, “müzik notası değil
bu, her aklınıza estiğinde verilmez, ciddiyeti vardır” dedi!


*


Kafamıza
çuval geçirilmiş, onurumuzla oynanmış birader…

Asrın liderimiz hâlâ yeteri kadar ciddi bulmuyordu!


*


Bilahare…
Sayın ahalimizin gazını almak için “terörle mücadele koordinatörlüğü” icat
ettiler. Güya Amerikalı dostlarımızla terörle mücadeleyi koordine edecektik,
bize anlık bilgiler vereceklerdi.


*


Bize
nasıl anlık bilgi verdiklerini, bizzat terörle mücadele koordinatörümüz
orgeneral Edip Başer anlattı… “PKK’ya silah mühimmat nereden geliyor?
Barzani’nin kontrolündeki Kuzey Irak’tan geliyor. Barzani kimin kontrolünde?
ABD’nin kontrolünde… ABD tarafıyla dokuz defa toplantı yaptık. En son Beyaz
Saray’da başkanın güvenlik başdanışmanıyla konuştuk, anlattık. Bir CD verdik…
PKK’ya malzeme taşıyan kamyonun şoför mahallinde bir Amerikan askeri
oturuyordu! Biz bunu Türk kamuoyuna anlatamayız dedim, biz hâlâ ‘Amerika bizim
dostumuz’ diyebilir miyiz dedim. Bu toplantıdan sonra Türkiye’ye döndüm, üç
maddelik rapor hazırladım, ABD’deki muhatabım orgeneral Ralston’a bildirdim, 15
gün içinde cevap bekliyorum dedim. Beni o gün görevden aldılar!”


*


“Anlık
bilgi” kepazeliği sadece bununla sınırlı mıydı? Hayır. Kandil dağında Murat
Karayılan’la röportaj yapan İngiliz Daily Telegraph gazetesinin muhabiri Damien
McElroy açık açık yazdı, tüm dünya açık açık okudu… “Kandil dağında helikopter
pisti var, spotlarla aydınlatması yapılıyor, Irak’ta görevli bazı Amerikalı
subaylar helikopterle sık sık Kandil’e geliyor, örgütün lider kadrosuyla
görüşmeler yapıyor, ABD hükümetinin Irak’ta çalıştırdığı özel güvenlik
firmasına ait cipler de Kandil’deki kamplarda park halinde duruyor.”


*


“Terörle
mücadele koordinatörlüğü” rezaleti sadece bununla sınırlı mıydı? Hayır. Edip
Başer’in yardımcısı tümgeneral “mücadelenin nasıl yapıldığını” açıkladı…
“Başbakanlıktan oda istedik, vermediler, fotokopi makinesi istedik, taa 6.5 ay
sonra verdiler, faksımız yoktu, yan odalardan faks çektik, bilgisayarımız bile
yoktu, cep telefonu vermediler, randevu istedik, randevu vermediler, hatta
selam bile vermediler, bir tane sim kart verdiler, onu da yedi ay sonra
verdiler, çay paralarını bile cebimizden ödedik, şeker parasını bile biz
ödedik.”


*


Az
biraz geçti… Kuzey Suriye’deki otorite boşluğundan faydalanmak isteyen Barzani,
Kobani’ye girmeye karar verdi. Sayın hükümetimiz esti gürledi, Barzani’ye
haddini bildiririz filan denildi. Zırrr… Telefon çaldı. Obama arıyordu. Asrın
liderimiz açtı, konuştular. Sayın hükümetimiz her defasında “başbakanımızla ABD
başkanı telefonda konuştu” diye son dakika açıklaması yapardı, tüm yalaka
televizyonlarımızdan son dakika diye duyururdu. Bu defa öyle yapmadı. Hiç
duyurmadı. Nerden haberimiz oldu derseniz… Bizim hükümet duyurmayınca, bizzat
Beyaz Saray duyurdu. Beyaz Saray’ın resmi internet sitesine, bu konuşmayla
alakalı fotoğraf konuldu, Obama’nın elinde beyzbol sopası vardı!


*


Kızılcık
sopası’nın İngilizcesiydi.

“Barzani’ye dokunanın kafasını kırarım” mesajıydı.

Bizimki anında yelkenleri suya indirdi.


*


Sayın
TBMM’den “yabancı silahlı askerlerin Türkiye’de bulunmasına izin veren tezkere”
çıkarıldı. Alenen Barzani tezkeresiydi.


*


Takvimde
başka gün yokmuş gibi, onurumuzla dalga geçerek, tam 29 Ekim’de, Cumhuriyet
Bayramı’nda… Kürdistan silahlı kuvvetleri, topuyla füzesiyle Kürdistan
bayraklarıyla, Türkiye topraklarında resmi geçit yaptı. Habur’dan girdiler,
Silopi, Cizre, Nusaybin, Suruç güzergahını katedip, Mürşitpınar sınır
kapımızdan Suriye’ye, Kobani’ye geçtiler. Bir bölümü, THY uçaklarıyla geldi.
Kürdistan silahlı kuvvetlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrak taşıyıcısı THY
taşıdı… Erbil’den bindiler, Şanlıurfa’ya indiler, karayoluyla devam ettiler,
resmen şov yaptılar, kurbanlar kesildi, havayi fişekler fırlatıldı, halaylar çekildi.
Bazılarının üniformasında ABD bayrağı vardı, biji serok obama sloganları
atıldı. MİT eskortluk yaptı. Mardin-Urfa yolunda acıktılar, benzin istasyonunun
dinlenme tesisinde lahmacun yediler, lahmacunun parasını bile Türkiye
Cumhuriyeti Devleti ödedi. Türk milletinin haysiyeti ayaklar altına alınırken,
akp’nin başbakanı ne diyordu? “Kobani’ye selam ediyorum, Kobani’deki
kardeşlerimin alnından öpüyorum” diyordu.


*


Sanki
bunlar hiç yaşanmamış gibi, hepimiz bunları unutmuşuz gibi, hepimiz
gerizekalıymışız gibi, gözümüzün içine baka baka ne diyor şimdi asrın
liderimiz?

“Koalisyon güçleri sonuna kadar yanınızdayız diyorlardı, ortadan kayboldular,
sözlerini tutmadılar, bizi Suriye’de yalnız bıraktılar, tam aksine YPG/PYD’ye
destek veriyorlar, elimizde belgeleri var” diyor.


*


Yapma
yavv!

Sahiden mi?


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet