ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & ÜLKELER DOSYASI

Esas düşman ABD

USMER Uluslararası
İlişkiler Sorumlusu Berk Özer, Stratejist ve Jeopolitist Emekli Tuğgeneral
Nejat Eslen ile ABD’nin Türkiye’yle ilişkileri üzerine görüştü.

 

Tuğgeneral Nejat
Eslen’in Özer’in sorularına verdiği yanıtlar ve değerlendirmeleri şöyle:

 

‘ABD ve NATO’dan
gelen tehdidi görmemek için kör olmak lazım. ABD, bölgeyi de Türkiye’yi de
dizayn etmek ve Erdoğan’ı devirmek istiyor. Ama çok kutuplu dünya düzeni
içerisinde ABD’nin tek başına istediği hamleleri yapması, artık mümkün
gözükmüyor’

 

* Son yayınlanan
Amerikan Kara Harp Koleji Raporu’nu nasıl değerlendiriyorsunuz?


















Trump iktidara
geldikten sonra iş adamı olduğu için pazarlamacı gibi hareket ediyor. ABD
silahlarını pazarlayabilmek için de gerginlikler yaratıyor. İlk gerginlik Rusya
ile çıkarılıyor. Çünkü Rusya’nın bir tehdit olarak algılanması sağlanabilirse
NATO’nun varlığı da anlam kazanacak. Bu sayede NATO üyesi AB ülkeleri, Rusya’yı
bir tehdit olarak algılayacak ve ABD silahlarını almaya devam edecektir. İkinci
gerilim ise Kuzey Kore ile yaratılıyor. ABD, devamlı Kuzey Kore’ye yükleniyor,
dünyaya Kuzey Kore’yi bir tehdit olarak algılatmak istiyor. Bu sayede bölgedeki
müttefikleri olan Japonya ve Güney Kore’ye silah satıyor. Bunu yaparken de son
teknoloji ile donatılmış hava savunma sistemlerini de bölgeye yerleştiriyor.
Ortadoğu’da ise İran’ı bir tehdit olarak algılatmak istiyor. Şii Müslüman
İran’ı, Sünni Müslüman olan bölge ülkelerine karşı tehdit unsuru olarak
göstererek Sünni olan ülkelere silah satmak istiyor. Bu sayede hem ABD
silahlarını pazarlıyor hem de körfez işbirliğine dâhil olan ülkeleri NATO
benzeri bir yapı altında birleştirmek istiyor. Böylece İran’a karşı yapılacak
olan bir operasyon için de altyapı oluşturmaya çalışıyor.


AMAÇ İSRAİL’İN
GÜVENLİĞİ

 

Büyük Ortadoğu
Projesi ve Arap Baharı’nın enerji kaynakları ile ilgileri vardır ancak; esas
amaç İsrail’in güvenliğini geliştirmektir. Şimdi Arap Baharı’nın yaşandığı ve
yaşatılmaya çalışılan ülkelere baktığımızda, bu ülkeler iç karışıklıklar ile
harap edildi ve İsrail’in güvenliğini tehdit edemez hale getirildiler. Şu anda
Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini tek tehdit edebilecek ülke İran kaldı. Bu
durumda ABD’nin İran’a karşı gerginliği daha da tırmandıracağını beklemek
lazımdır. Trump, İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekileceğini söylüyor.
Aslında o antlaşma ile İran nükleer silah yapımını durdurmuştu; ama asıl mesele
burada İran’ın İsrail’in güvenliği açısından bir tehdit oluşturması ve Irak ile
Suriye’de nüfusunu artırmasıdır. Bu durumda İran ile bir hesaplaşma olacak gibi
görünüyor. Bu hesaplaşma için de Trump yönetimi körfez işbirliği ülkeleri ile
bir organizasyon içerisindedir. ABD, Katar dışında kalan körfez ülkeleri ile
işbirliği yaparak İsrail’in güvenliğini sağlamak istiyor.

 

ABD BAŞARAMAYACAK

 

* Suudi Arabistan’ın
Ilımlı İslam’a geçme çabalarını, Rusya ile S-400’ler için antlaşmaya varmasını
ve Rus Devlet Başkanı Putin ile Arap Kral Salman’ın “Çok önemli stratejik bir
toplantı yaptık” açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Suudi Arabistan çok
sorunları olan problemli bir ülkedir. Suudi Arabistan şunun farkına vardı. İran
ile yapılacak olan bir hesaplaşmadan sonra sıranın kendisine de geleceğini fark
etti. Burada körfez ülkeleri öncelikle İran’la hesaplaşmada kullanılacak sonra
sıra Suudi Arabistan’a da gelebilir ama ABD’nin bunları yapmaya gücü yeter ise
tabii. Çünkü dünya değişiyor, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu
düzen büyük bir sarsıntı geçiriyor, bu süreçte Çin çok güçlendi, Rusya
toparlandı ve kendi coğrafyasında hamleler yapabiliyor, artık çok kutuplu dünya
düzeni içerisinde ABD’nin tek başına istediği hamleleri yapması mümkün
gözükmüyor. ABD, 1991 yılında SSCB’nin dayğılması ile 2007 yılına kadar tek
kutuplu dünyanın küresel gücüydü ama amaçlarına ulaşamadı. Şu andaki çok
kutuplu dünya düzeninde amaçlarına ulaşması çok daha zordur.

 

* Türk-Amerikan
ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

2003 yılında bir
makalemde ABD’nin Türkiye’ye tehdit oluşturduğunu yazdım. Soğuk Savaş
dönemindeki Türk-Amerikan ilişkileri ile Soğuk Savaş sonrası dönemdeki
ilişkiler çok farklıdır.

 

Soğuk Savaş
döneminde arada sorunlar olsa da bunlar büyütülmüyor ya da örtbas ediliyordu.
Tabi şimdi şartlar değişti. Önce Büyük Ortadoğu Projesi sonra da Arap Baharı
ile ABD, Ortadoğu’ya müdahale etmeye ve haritaları yeniden çizmeye başladı.
Özellikle de ABD’nin ve İsrail’in bölgede bir Kürt Devleti kurma gayretleri
şartları değiştirdi. ABD’nin bölgesel çıkarları ile Türkiye’nin güvenlik
çıkarları çatışmaya başladı ve artarak devam ediyor. Türkiye’nin çok ciddi bir
güvenlik sorunu var; içerde PKK ve dışarda PYD ile Peşmerge olmak üzere.
Türkiye’nin birinci jeopolitik meselesi Atatürk’ün de dediği gibi iç cepheyi
sağlam tutmaktır. Toprak bütünlüğümüzü korumamız için iç cepheyi sağlam
tutmamız gerekiyor. Bunun için de PKK meselesini halletmemiz lazımdır. Ama bu
sorun giderek büyüyor. ABD, Kürt Devleti’nin kurulmasını aşikâr bir biçimde destekliyor.
PKK’nın ikizi olan PYD’ ye çok büyük çapta silahlar verdi. Bu sebeplerden
dolayı tabiki ilişkilerimiz gerilecektir, gerilmesi gerekir çünkü toprak
bütünlüğünü korumak isteyen Türkiye için ABD ile olan ilişkilerde gerilim
olması çok normaldir.

 

BÖLGESEL İTTİFAKLA
ÇÖZERİZ

 

ABD sadece
Ortadoğu’yu değil Türkiye’yi de dizayn etmek istiyor. ABD, Erdoğan’ı devirmek
istiyor. Açılım süreci ile Türkiye’de de Kürt bölgesi dizayn etmeye çalıştı.
Yalnız burada şöyle bir sıkıntı vardır.

 

Biz her gün
haberlerde öldürülen terörist sayısını duyuyoruz. Ancak PKK ile mücadele
terörist ile mücadele boyutunu çoktan aştı. Barzani’nin referandum yapması
nedeniyle, ABD’nin PYD’ye tonlarca silah vermesi nedeniyle, Ortadoğu’daki
gelişmeler nedeniyle bu mesele sadece Türkiye’nin PKK’yı etkisiz hale getirme
meselesi değildir. Bu meselede bizim karşımızda sadece PKK terör örgütü yok.
PKK’nın arkasında destekçileri ABD ve İsrail’in olduğunu görüyoruz. Şimdi biz
NATO üyesiyiz ama NATO üyesi olan ülkeler artık bize tehdit oluşturuyor. Bunu
görmemek için kör olmamız lazım. Bizim ülkemizin beka savaşı verdiği bu dönemde
kör olmayı bırakmamız lazım. Bu meseleyi çözmemiz için önemli olan PKK’nın
başarı umudunu kırmaktır. Bunu kırmamız için ne yapmamız lazım Gücümüzü
artırmamız lazım! Gücümüzü nasıl arttırabiliriz? Tabiki de bölgesel
ittifaklarla artırabiliriz.

 

Şimdi bakın artık
şunu görmemiz lazım. ABD hem bizi bölmek istiyor, hem bizi Kürt oluşumları ile
güneyden çevrelemek istiyor hem de Soğuk Savaş dönemindeki gibi bize dikte
ettiği şeyleri yapmamızı istiyor. Böyle bir dünya yok! Eğer bunu kabul
ediyorsak ABD sömürgesi olmayı kabul ediyoruz demektir, çok kötü bir rüya
görüyoruz demektir. Bunu kabul edip etmediğimizi zaman gösterecektir. 15 Temmuz
hain kalkışmasının arkasında ABD olduğu aşikâr; bu yüzden de FETÖ denen vatan
hainini bize vermiyor. ABD bize NATO müttefiki gibi davranmıyor, ABD Türkiye’ye
düşman gibi davranıyor! Hem de öyle bir düşman gibi davranıyor ki bölmek,
parçalamak, kendisine biat ettirmek isteyen bir düşman gibi davranıyor.

 
















































Atalarımız ne demiş,
“Düşmanımın düşmanı dostumdur”. Ben buna bir ilave yapıyorum: Mademki PYD’nin
dostu ABD’dir. “Düşmanımın dostu düşmandır.”