ABD Peşmerge ve
PKK/YPG’yi Profesyonel Orduya Dönüştürüyor

Cahit Armağan Dilek

·        
 

Peşmerge Güçlerinin profesyonel bir şekilde yeniden düzenlenmesi
için ABD, İngiltere ve Almanya tarafından ortak bir proje hazırlandığı
bildiriliyor. Barzani yönetimine yakın Rudaw haber sitesinde yer alan habere
göre ABD, İngiltere ve Almanya savunma bakanlıklarının ortak heyetinin
desteğiyle Peşmerge Bakanlığı’ndaki reformlar kapsamında bazı adımlar atmayı
planlanıyor ve bunun için 35 maddelik bir projede hazırlandı. Peşmerge Bakanı
Cabbar Yaver konuyla ilgili şunları söyledi:  “Amerika, Almanya ve İngiltere
5 – 10 yıl sürmesi beklenen projenin uygulama süresince bizimle beraber olacak.
Bu konuda söz verdiler. Proje kapsamında Bakanlıkta ‘Reform Müdürlüğü’
oluşturulacak. Bu kurum, Peşmerge Bakanlığı ve söz konusu ülkelerin
temsilcileri tarafından denetlenecek. Temel hatlardan biri de Peşmerge
Güçleri’nin profesyonel bir güç olarak yeniden düzenlenmesidir.”

IŞİD
ELİYLE SURİYE VE IRAK’TA YENİ DİZAYN

IŞİD
terör örgütünün Suriye ve Irak merkezli olmak üzere Ortadoğu’nun yeniden dizayn
edilmesinde kullanılan taşeron bir örgütü olduğunu daha Musul’un işgalinin ilk
günlerinden buyana bu sitedeki yazılarımızda ve TV programlarında söyledik. Bu
dizayn yapılırken de Kürtlere alan açmak ve bir Kürdistan oluşturmak üzere
Peşmerge ve PKK/PYD’nin de başka bir taşeron olarak kullanıldığına tanık
oluyoruz. Musul’un işgalinin üzerinden yaklaşık 3 yılın geçtiği süreçte sahada
ve masada en çok belki de tek kazananın Peşmerge ve PKK/PYD olduğu haritalarda
çok net gözükmektedir. Suriye bölümünde PKK/PYD bu iş için kullanılırken Irak’ta
da Peşmerge ana güç olarak öne çıkmaktadır.

IRAK’TA
TAŞERON PEŞMERGE ORDU HALİNE GEİTİRİLİYOR

Musul’un
işgalinin ilk günlerinden itibaren Batı ittifakının Peşmergeye yönelik yoğun
askeri yardımına şahit olduk. Peşmerge Irak’ı IŞİD’ten kurtaran güç olarak
sunuldu. Her sözde kahramanlık haberinden sonra Peşmergeye yönelik askeri
yardım arttı. Peşmerge ABD ve diğer Batılı güçlerle orta operasyonlara imza
attı ve güvenilir saygın “ortak” olarak tanımlandı. Irak’ta IŞİD’in
son temizlenmesinin son dönemine girildiği bu günlerde Batı’nın Peşmergeyi
profesyonel ordu durumuna getirmek için büyük ve uzun süreli bir projeyi hayata
geçirdiğini görüyoruz. Tam profesyonel olmasa bile orduya sahip olmak bağımsız
bir devlet olmanın en temel adımı ve göstergesidir.

Hal
böyle olunca her defasında Irak’ın toprak bütünlüğünden ve siyasi birliğinden
yana olduklarını söyleyen Batı güçlerinin Peşmergeyi eğitip, donatarak kendi
kendine yeterli, Irak’taki diğer gruplarla (Şii ve Sünniler) savaşabilecek ve
hatta bölge ülkelerinin muhtemel müdahalesine karşı koyabilecek bir güce
kavuşturmak için çalıştıklarını görüyoruz. Bu üçlünün bugüne kadar zaten
Peşmergeye en fazla askeri yardımı yapan ülkeler olması dikkat çekicidir.
Projenin ilerleyen safhalarında diğer Batı ülkelerinin (İtalya, İspanya, Fransa
gibi) bu projeye dahil olacağını göreceğiz. Türkiye her ne kadar bu üçlünün
(ABD, Almanya, İngiltere) projeleri içinde yer almasa da Türk hükümetinin 2008
sonrası şaşırtıcı derecede Barzani yönetimiyle yakın ilişkiler kurmasıyla birlikte
IŞİD krizi altında da Peşmergeye eğitim ve bazı askeri malzeme desteğinde
bulunduğunu biliyoruz. Yani Türkiye de nispeten az olsa da gayri resmi bu
projeye destek vermekte ve Peşmergenin ordulaşmasına katkı sunmaktadır.

Tabi
bu noktada dikkat çekilmesi gereken konu, Peşmerge derken bunun Barzani’nin
partisi yani KDP Peşmergeleri olduğudur. KYB Peşmergelerinin İran etkisinde ve
desteğinde olduğunu ifade etmeliyiz. Ancak ABD, Almanya, İngiltere üçlüsünün
hazırladığı 35 maddelik projenin en önemli maddesinin KDP ve KYB’ye bağlı
Peşmergeleri tek komutanlık altında birleştirerek 120.000 kişilik bir güce
ulaşmak. Buna Peşmerge Bakanlığı bünyesindeki yaklaşık 40.000 kişilik Peşmerge
kuvvetini eklendiğinde Peşmege Ordusunun 160.000 kişilik insan gücüne ulaştırılması
hedefleniyor. Bu oluşumun yanında belki daha da önemlisi Peşmergeye verilen
askeri eğitim ve malzeme desteğinin öyle veya böyle bir şekilde PKK terör
örgütüne de aktarılıyor olmasıdır. Çünkü PKK’nın Peşmerge ile ilişki içinde
olduğu Sincar, Mahmur ve Kerkük gibi bölgelerde ortak operasyonlar yapmasından
da rahatlıkla anlaşılabilecektir. 

Bugüne
kadar KDP, KYP ve PKK’nın birbirleriyle zaman çatıştıkları, kendi aralarında
çekişme ve iktidar mücadelesinin olduğunu biliyoruz. 2003 sonrasında Irak’ta
bölgesel yönetim (IKBY) oluşturulmasına rağmen KDP ile KYB’nin ortak bir
yönetim oluşturduğunu, işbirliği yaptığın söyleyemeyiz. Ancak son dönemlerde
bir üst aklın bu grupları en azından belli hedeflere ulaşıncaya kadar birlikte
hareket etmeye ikan ettiği görülmektedir. Nitekim Kerkük’te IKBY bayrağı
çekilmesi ve sonrasında bağımsızlık referandumu yapılması konusunda şaşırtıcı
derecede işbirliği yaptıkları, ortak hareket ettiklerini görüyoruz. 

PKK/YPG
DE SURİYE’DE ORDULAŞMA SÜRECİNDE

Böylece
sınırlı da olsa Türkiye’nin verdiği destekle ve Batı ittifakı içindeki
müttefiklerimiz hemen yanı başımızda bir Ordu yaratırken bu desteğin bir
bölümünün de PKK terör örgütüne naklediliyor olmasının göz ardı edilmesi çok
tehlikelidir. Çünkü Suriye’de de PKK/YPG’nin  IŞİD’le mücadelede kendisine
verilen “kara gücü” rolüyle ordulaşma sürecine sokulduğu dikkate
alındığında Türkiye’nin güneyindeki uzun Suriye ve Irak sınırı boyunca terör
örgütünden sözde Ordu’ya dönüştürülmekte olan bir yapı görülecektir. Ordu’nun
ortaya çıkması Devlet’in ortaya çıkacağının en somut göstergesi ve delilidir.

Medyaya yansıyan haberlerden Suriye kuzeyindeki
PKK/YPG’nin 60.000 kişilik bir insan gücüne ulaştığı, hedeflerinin 100.000
kişilik bir güç olduğu belirtilmektedir. Amerikan medyasında son çıkan haberler
ABD’nin Türkiye gibi müttefiklerine bile vermediği / satmadığı ileri teknoloji
ürünü hassas çok pahalı askeri malzemeleri (gece görüş cihazları, lazer
işaretleme sistemleri, piyade tüfekleri gibi)  PKK/YPG’ye bir şekilde
verdiğini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan PKK/YPG’ye askeri malzeme
desteğinin yanında en az bir buçuk yıldır devam eden askeri eğitim desteği de
en üst seviyede. Üstelik askeri eğitimi veren başta Amerikalı olmak üzere Batı
ülkelerinin askerlerinin “özel kuvvet” personeli
olması PKK/YPG’ye verilen eğitimin üst düzey özel kuvvet eğitimi olduğunu da
göstermektedir. İçinde bulunduğumuz çağın savaşlarının ana unsurunu büyük çaplı
konvansiyonel birliklerden ziyade küçük hızlı etkin birliklerle operasyon
yapabilen özel kuvvetler oluşturacaktır. Bu bağlamda, sayıca nispeten az olsa
bile alacakları özel kuvvet eğitimiyle PKK/YPG’nin bulunduğu coğrafyada kısa
sürede etkin bir güç olmalarının hedeflendiğini de söyleyebiliriz.
  Trump’ın en az bir buçuk yıl önce başlayan YPG’ye ağır silah
verilmesini resmileştiren kararı da bu tespit ve öngörüleri desteklemektedir.

 

PKK/YPG’nin
Suriye kuzeyinde kendi bölgesini oluşturup, ordulaşma sürecine girerken sadece
ABD ve Batı ülkelerinin yaptıkları gündemde olmamalı, Rusya’nın yaptıkları da
gözardı edilmemelidir. 24 Kasım 2015’te Rus uçağının düşürülmesi sonrası oluşan
askeri-politik oram Rusya’nın da Fırat’ın batısında YPG’ye göz yummasını hatta
desteklemesinin önünü açtı. Tabiri yerindeyse PKK koridorunun Fırat’ın
batısındaki kısmı adeta Rusya’nın himayesinde gerçekleşmektedir.

BİR
KÜRDİSTAN İKİ KÜRDİSTAN’DAN İYİDİR!

IŞİD
tehdidi bahanesiyle Irak ve Suriye yeniden dizayn edilirken bu dizayn Irak ve
Suriye’nin bölünmesi sürecinin de önünü açmıştır. Bu süreçte Irak kuzeyinde
Peşmergenin, Suriye kuzeyinde PKK/YPG’nin profesyonel ordular olarak ortaya
çıkmakta olduğu da görülmektedir. Ancak bu durum Peşmergenin Suriye kuzeyinde
PKK’nın ise Irak kuzeyinde hakimiyet kurma planları olmadığı anlamına gelmiyor.
Bu nedenle eğer üst akıl söz Peşmerge ve PKK’yı dizginleyemezse aralarında
çatışma yaşamaları da beklenmelidir. Bu nedenledir ki son dönemlerde bazı
yabancı medyada “Bir Kürdistan İki Kürdistan’dan iyidir” söylemi de
kullanılmaktadır. Bu söylemle büyük Kürdistan hedefi maskelenmek istenmektedir.
Diğer taraftan Barzani yönetiminin bölgelerinden çıkan petrol ve gazın denize
ulaştırılmasını istedikleri, ayrıca PKK/YPG’den gelen açıklamalarda kendilerine
Akdeniz’e çıkış sözü verildiği itirafları bile büyük Kürdistan hedefinin
geçerli olduğunu göstermektedir.




































SONUÇ OLARAK; Devlet varsa Ordu vardır, Ordu
oluşturuluyorsa Devlet olacak demektir. Irak ve Suriye kuzeyinde olmakta olan
da budur.  Türkiye güney sınırları boyunca terör odaklarının Ordu haline
getirilmesine izin vermemelidir.  Türkiye hayati kritik dış politika ve
güvenlik sorunlarında “stratejik sabırla” hareket
eden bir “stratejik kültüre” sahiptir.
Kıbrıs konusu buna en iyi örnektir. Ancak Irak ve Suriye kuzeyinde karşılaşılan
sorunla Kıbrıs’ta karşılaşılan sorun nitelik ve süreç olarak çok farklıdır,
mukayese bile edilemez. Kıbrıs’ta gösterilen stratejik sabır Irak ve Suriye
kuzeyinde gösterildiğinde maalesef geri dönüşü olmayan bir sonuçla
karşılaşılacaktır. 2016’nın son ayları ve 2017 yılında PKK’nın Türkiye içindeki
terör eylemi yapabilme kapasitesi önemli oranda etkisiz hale getirilmiş olsa da
Suriye kolu YPG’nin Suriye kuzeyinde kendi pozisyonunu ve kazanımlarını garanti
altına aldıktan sonra elindeki gelişmiş silahları ve eğitilmiş teröristleri
Türkiye’ye yöneltmesi çok büyük ihtimaldir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet