Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

ABD Esad’ı Vurmaya
Hazırlanıyor !

Cahit Armağan Dilek

 






Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, Suriye’de yeni bir kimyasal silah saldırısı
hazırlığı olduğuna ilişkin 26 Haziran tarihli yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “ABD, Esad rejimi tarafından, masum çocuklar dahil kitlesel
sivil ölümlerine neden olabilecek muhtemel bir kimyasal silah saldırısı
hazırlıklarının olduğunu tespit etmiştir. Bu hazırlıklar, 4 Nisan 2017’deki
kimyasal silah saldırısından öncekilere benzemektedir” ifadelerine yer
verildi. ABD’nin Suriye’de bulunma amacının, IŞİD’i Suriye ve Irak’tan temizlemek
olduğu vurgulanan açıklamada, “Ancak eğer Esad, kimyasal silahlar
kullanarak yeni bir kitlesel ölüm saldırısı düzenlerse, o ve ordusu bunun
bedelini ağır ödeyecektir” uyarısı yapıldı.

ABD 04 NİSAN HAN ŞEYHUN’UN KİMYASAL SALDIRI OLMADIĞINI BİLİYORDU

Beyaz
Saray’ın bu açıklamasının daha bir kaç gün önce Pulitzer ödüllü ABD’li gazeteci
Seymour Hersh’in Alman Die Welt gazetesinde yayınlanan yazısında ABD Başkanı
Donald Trump’ın Nisan ayında Suriye’nin Tomahawk füzeleriyla vurulması
kararını, Suriye ordusunun Han Şeyhun kasabasında kimyasal silah kullanmadığını
bilmesine rağmen aldığı iddiasından hemen sonra gelmesi ilginç.

4
Nisan’da Han Şeyhun’daki Suriye operasyonu sonrasında Esad’ın kimyasal saldırı
yaptığı iddiasıyla 07 Nisan’da ABD Tomahawk füzeleriyle Suriye’nin El Şayrat
hava üssünü vurmuştu. Trump’ın bu operasyonu o zaman da çok tartışılmış, Suriye
ve Rusya kimyasal saldırı yapıldığı iddialarını reddetmiş, Trump’ın yabancı
aktörlere kendisinin ABD devletine hakim olduğunu gösterme ve özellikle iç
politikadaki sıkışıklığı aşmak için böyle bir hamle yapmış olabileceği iddia
edilmişti. Nitekim ABD’nin Suriye yönetimini vurması bölgede Esad karşıtı
politikayı destekleyen başta Türkiye olmak üzere Körfez ülkelerinden büyük
destek almıştı.

SURİYE’DE ABD LİDERLİĞİNDEKİ SÜNNİ CEPHEDE ÇATLAK VAR,
RUSYA-İRAN-SURİYE CEPHESİ İNİSİYATİFİ ELE GEÇİRDİ

Ha
Şeyhun’daki kimyasal saldırı suçlaması ve 07 Nisan’daki ABD operasyonu
sonrasında ABD yönetimi biraz moral ve durum üstünlüğü kaznmış olarak
Suriye’deki operasyonlarını ilerletti. Türkiye’nin net karşı duruşuna rağmen
YPG ile ortak olarak rakka operasyonunu sürdürdü, YPG’ye ağır silah yardımına
başladı. Suriye güneyinde Ürdün sınırı boyunca destekledikleri ÖSO güçleri Irak
sınırına doğru ilerleme gösterdi. Söz konusu bölgedeki Tanf noktasını kontrol
etmek isteyen Suriye kontrolündeki Şii milislerini üç kez vurdu. Aynı noktada
İran yapımı iki İHA düşürdü. Rakka güneyinde bir Suriye savaş uçağını YPG
güçlerini vurdu gerekçesiyle düşürdü.

ABD
açısından bu olumlu gelişmelerle eş zamanlı olarak ortaya çıkan Katar krizi
Suriye’de birlikte hareket ettikleri Sünni blokta sıkıntılara yol açtı. Türkiye
ile YPG nedeniyle anlaşmazlık yaşayan ABD, Katar krizi nedeniyle Türkiye ile
bir kez daha karşı karşıya geldi. Üstüne İran’ın da Katar’ın yanında pozisyon
almasıyla Suriye’de karşı cephelerde olan İran ile Katar/Türkiye aynı pozisyonu
almış oldu. Körfez ülkeleri arasındaki anlaşmazlık Esad yönetimine karşı
savaşan muhaliflerin desteklenmesinde de aksamalara yol açtı. Türkiye’nin Suudi
Arabistan ile arasında soğukluk baş gösterdi.

Rusya
destekli Suriye güçleri ise ABD’nin tüm saldırı ve engellemelerine rağmen
Suriye-Irak sınırına ulaşmak ve Deyrezzor’u yeniden ele geçirmek üzere doğuya
doğru ilerleme gösterdi. Hatta güneyde ABD destekli ÖSO’nun ilerleme hattını
kesti önüne geçerek Irak sınırına ulaştı. Rakka güneyinden ve Palmira’dan
doğuya doğru ilerlemeye başladı. Irak’ta ise Bağdat yönetimi kontrolündeki Şii
ağırlıklı Haşdi Şabi güçleri Sincar güneyinden Suriye sınırına ulaştı ve Şii
güçlerin Irak-Suriye sınırında buluşmasının önü açıldı. Ayrıca dört ayrı
yerdeki çatışmasızlık bölgesindeki uygulamaların detayları konusunda
Türkiye-İran-Rusya arasında yeni bir mutabakata varıldı.

ABD’nin
Şii milisleri vurması, İHA’ları ve Suriye savaş uçağını düşürmesi üzerine
Fırat’ın batısında uçacak ABD ve koalisyon uçaklarınının izleneceği ve
gerekirse hedef alınacağı açıklamasıyla ABD’nin Suriye üzerindeki hareket
serbestisi belli ölçüde sınırlandırılmış olundu.

KATAR KRİZİNİ AŞMAK VE SURİYE’DE YENİDEN İNİSİYATİFİ ELE ALMAK

ABD
açısından Katar ve Suriye bağlamında yukarıda ifade edilen açmazlar yanında
Trump’ın iç politikadaki açmazları giderek artarak devam etmektedir. Bununla
birlikte ABD Rakka’nın IŞİD’ten kurtarılması operasyonunu istediği rahatlıkta
sürdürmektedir. Rakka merkezine opeasyon başlatılmadan önce IŞİD’in şehri terk
ettiği bilgileri zaten medyaya yansımıştı. Bu durum ABD ve YPG’nin IŞİD’le
anlaştığı şeklinde yorumlanmıştı. IŞİD’in doğuda Palmira bölgesinde, güney
batıda Deyrezzor’da Suriye güçlerine karşı savaşarak ilerleyişlerini akamete
uğratmak için pozisyon aldığı görülmektedir. ABD’nin IŞİD’i bu şekilde
kullanıyor olmasına  rağmen Suriye harekat alanında Fırat’ın doğusuna
sıkışma tehlikesini aşmak, Bağdat-Şam yönetimlerinin sınırda güçlerini
buluşturmasının önüne geçmek, Suriye güneyindeki ÖSO güçlerinin Deyrezzor’a
doğru önünü açmak için ABD’nin krtik bir hamle yapma ihtiyacı hissettiği
görülmektedir. Bu hamleyle Suriye’de inisiyatifin yeniden büyük oranda ABD
tarafına geçirilmesi hedeflenecektir. Peki bu hamle ne olacak?

ÇÖZÜM: ESAD’I YENİDEN VURMAK?

ABD’nin
yapacağı kritik hamlenin ne olabileceğinin cevabını da Beyaz Saray’ın son
açıklaması adeta deşifre etmektedir. Beyaz Saray’ın açıklamasında Esad
yönetiminin kimyasal saldırı hazırlığı içinde olduğunun iddia edilmesi ve bunun
04 Nisan’da Han Şeyhun olayıyla benzer olduğunun ifade edilmesi ve eğer
kimyasal saldırı olursa bedelinin çok ağır olacağının Esad’ın ve Ordusunun
hedef alınacağının açıkça söylenmesi ABD’nin Suriye’de yeni arayışlar içinde
olduğunu göstermektedir. ABD’li gazeteci Seymour Hersh’in Alman Die Welt
gazetesinde yayınlanan yazısında 07 Nisan’daki ABD operasyonu öncesinde trump’a
sunuluna alternatifler içinde Esad’ın doğrudan hedef alınmasının da bulunduğunu,
Trump’ın bunu seçmediğini yazdığını burada belirtmekte fayda var. Yani Esad’ı
vurmak ABD yönetiminde konuşulan konulardan biri.

Geçen
hafta Fransa Cumhurbaşkanının “Suriye’de kimyasal saldırı kırmızı çizgi,
tespit edersek tek taraflı ble hareket geçeriz” açıklaması Tump yönetimine
adeta bir açık çektir. Diğer taraftan ABD’nin Suriye’yi kimyasal saldırı yapmış
gibi gösterme imkanları mevcuttur. Her ne kadar terör örgütü olarak görse de
özellikle İdlib’teki El Kaide teröristlerini (ki Esad’a karşı mücadele
ettiklerini ifade etmektedirler) bu maksatla kullanabilir. El Kaide
teröristlerinin ellerinde kimyasal saldırılarda kullanılacak malzemeler olduğu
herkesce bilinmektedir. Rus Dışişleri Bakanı Lavrov’ın geçen hafta ABD’nin El
Kaide’yi operasyonlardan koruduğu açıklaması daha çok yenidir. Benzer açıklama
daha önceki aylarda da yapılmıştı.

Rusya
Fırat doğusundaki koalisyon uçaklarını hedef alabileceğini söylese de ABD’nin
savaş gemilerinden atacağı seyir (cruise) füzeleri, İHA’ları ve Suriye
topraklarına soktuğu uzun menzilli HIMARS sistemleriyle istediği operasyonu
yapabilecek kapasitededir.

Suriye
ordusunun vurulması Suriye’nın Irak sınırına ve Deyrezzor’a ilerleme
operasyonlarını akamete uğratacağı gibi başta Katar krizi nedeniyle ayrışan
Türkiye ile Suudi Arabistan gibi Sünni ittifak üyelerini yeniden aynı noktaya
toplayabilir. Hele hele muhtemel bir operasyonda Esad’ın kendisinin hedef
alınması Suriye’deki gidişatı toptan değiştirecek bir hamle olacaktır. Böyle
bir operasyona tüm Körfez ülkelerinin, Türkiye’nin ve hatta rejime karşı
savaştığını söyleyen El Kaide’nin destek vermesi çok büyük ihtimaldir.

ÇÖZÜM  DENİLEN ŞEY ASLINDA FELAKET

Ancak
Esad’ın vurulmasını da içerecek böyle kapsamlı bir harekatı desteklemek
Suriye’deki savaşın daha da derinleşmesini, Şii-Sünni savaşı şeklinde
yayılmasını ve kanlı hale gelmesini de desteklemek anlamına gelecektir. Çünkü
Esad yönetiminin çökmesi Suriye topraklarının kontrolden çıkması, Suriye
devletinin çökmesi anlamına gelmektedir. Sözde kontrollü bir şekilde çökertilen
(ordusunun dağıtılması, rejimin ortadan kaldırılması) Irak’ın halen
toplanamadığı, toplanmadığı gibi 2014 ve 2015’te Suriye’den bile daha fazla
ölümlerin yaşandığı, bölünmenin arefesinde bir ülke olduğu çok acı canlı bir
örnek olarak ortadadır. Suriye devletinin çökmesinin etkisi Irak’ınkinden daha
fazla olacaktır.

Tabi
senaryoya karşı Rusya’nın elinin kolunun bağlı kalmasını beklemek de doğru
değildir. Kendi ulusal çıkarları kapsamında Suriye’de bulununa, tabiri yerinde
kıyıbaşını ele geçirip orada kalıcı olmaya hazırlanan Rusya’nın ABD’nin bu
senaryosunu boşa çıkarmak için karşı hamlelerde bulunacağı da gözardı
edilmemelidir. Esad’ın ortadan kaldırıldığı, Şam yönetiminini çöktüğü bir
Suriye’de Rusya’nın tutunması da çok zor olacaktır. İran’ın da Rusya cephesinde
aynı şekilde karşı hamlelerde bulunacağı bilinmelidir.






































Ancak
bütün bu olumsuzluk öngörülerine rağmen ABD’nin böyle bir hamle yapabileceği
Beyaz Saray açıklamasıyla deşifre olmuştur. ABD’nin başlattığı savaşların
yalanlar üzerine kurgulandığı tarihsel bir gerçektir. Irak’ın işgali bunun
tartışmasız en somut örneğidir. Şimdi Suriye’de kimyasal saldırı yalanları
üzerine Suriye’nin sonunu getirecek, bölgeyi ateş çemberini iyice içine çekecek
senaryolara iç politika ve mezhepsel gerekçeklerle destek vermek, planlayanları
ve yapanları alkışlamak cesaretlendirmek insani, vicdani ve meşru değildir.
Suriye’deki savaşın uzaktan yakından tüm tarafları böyle bir hamleye karşı
olduğunu derhal göstermelidir. Aksi halde çözüm denilen şeyin felaket olduğu
gereçeğini bizzat yaşayarak görmek zorunda kalınacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış