Türkiye-Almanya ilişkileri gelişmelidir ama bu
şartlarda çok zor !!!


Cumhurbaşkanı
Erdoğan, bir süreden beri gerilmiş ilişkileri daha olumlu bir zemine taşıyan
Almanya ziyaretini tamamladı. İki ülkenin mevcut şartlarda daha güçlü bir iş
birliğine ihtiyacı var… 

Almanya Türkiye için önemli bir ülke. En başta gelen sebep belki de hâlen orada
yaşayan üç milyondan fazla vatandaşımız… Dünyadaki Türk diasporasının yarısı
Almanya’da. Avrupa Birliğinin çelik çekirdeği Almanya ve Fransa’dır. Ama AB’nin
lokomotif gücü Almanya’dır. Ve şayet Avrupa’nın bir geleceği varsa (olmaması
mümkün mü!), o da yine Almanya’dadır… Almanya hâlen dünyanın dördüncü büyük
ekonomisi ve ithalatta da (Rus doğalgazını burada ayrı tutalım), ihracatta da
bir numaralı partnerimiz. Son yıllardaki bütün olumsuzluklara rağmen,
hâlâ daha en fazla turisti ülkemize gönderen ülke de Almanya… Daha pek çok
sebep sayabiliriz ve ayrıntılar da bu sayfaya sığmaz. Almanya I. Dünya Savaşı
öncesinde, Orta Doğu’ya uzanmak için en doğru istikametin Osmanlı İmparatorluğu
olduğunu tespit etmiş ve buna göre çok önemli adımlar atmıştı… Fakat
uluslararası gelişmeler çok farklı gelişti. Hem Almanya hem Osmanlı Devleti
müttefik olarak girdiği savaşta yenildi ve yıkıldı. Almanya yirmi sene içinde
hızla toparlandı ve II. Dünya Savaşını başlatacak kadar öz güven patlaması
yaşadı. Sonu hüsran olsa da, Alman milletinin güç, kapasite ve kabiliyetini
göstermek bakımından çok önemlidir. Unutmayalım geçmişte üç yüz yıl boyunca
İngiltere ve Fransa Almanya’yı dengelemek ve belli bir çizgide tutmak için çok
uğraştı. Bir vakitler Almanya topraklarında üç binden fazla devletçik vardı…
Alman Birliğini engellemek için neler yapılmadı ki… Nihayet 1871’de bu birlik
sağlandı ve sonrası malum.

II. Dünya Savaşında tekrar feci bir mağlubiyete düçar olan ve ikiye bölünüp bir
parçası Doğu, bir parçası Batı blokuna ‘zimmetlenen’ Almanya
zincirlere rağmen iddiasını kaybetmedi ve soğuk savaş döneminin sonunda güçlü
ekonomisiyle bir yerde Doğu’da kalan parçasının özgürlüğünü satın alarak
yeniden birleşti. Uzatmayalım, Almanya her vakit iddialı oldu ve bunun gereğini
de büyük ölçüde yapmayı başardı. Şimdilerde Almanya yine büyük oynuyor ve
geçmişte olduğu gibi Doğu Avrupa ve Balkanlar’da büyük ağırlık koymuş
bulunuyor. Ve Almanya mutlaka Orta Doğu’ya daha güçlü şekilde uzanmak
istiyor!.. Almanya’nın bunun için çeşitli stratejiler denediği herkesçe
malum. “Kürt Kartı” bunlardan biridir… Bu konuda Türkiye’yi rahatsız
eden epeyce faaliyeti oldu. Ancak Almanya da herhâlde her şeye rağmen, Orta
Doğu’da iş birliği yapabileceği en güçlü ve güvenilir ülkenin Türkiye olduğunu
bilmemesi de mümkün değil. Buna karşılık çeşitli sebeplerden ötürü Türkiye’ye
karşı endişelerinden de kurtulamıyor. Almanya’daki üç milyonu aşan Türk’ün
varlığı bunlardan biridir. Ve bu yüzden Alevi kesim üzerinde kendince birtakım
mühendislik çalışmaları yaparak, durumu kontrol altında tutma yoluna gitmiştir…

Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerini zehirleyen en yakın tehlike bu ülkedeki
aşırı sağ cereyanın yeniden tırmanmaya ve ülke içi siyasi istikrarı tehdit
etmeye başlamasıdır.Nitekim son seçimler öncesinde iktidar koltuğunun tehlikeye
düştüğünü gören Hıristiyan Demokrat Birlik ve bunun lideri Merkel, Türkiye’ye
karşı farklı bir tutum içine girme ihtiyacını hissetmiştir. Almanya’daki Türk Diasporası
ülkede yerel ve genel siyasete ağırlık koymaya başlamış olduğu için öncelikle
aşırı sağ fraksiyonların hedefi olmuştur. Bu kozu onlara bırakıp alan ve güç
kaybetmemek için Merkel esasen benimsemediği bir söylemi icra etmiştir. Bu
noktayı iyi analiz etmeli ve dikkatlerden uzak tutmamalıyız… Ve bu hususta
özellikle Alman ve diğer Avrupa medyasının tutumunu, yaydığı haber ve yorumları
özellikle nazarı dikkate almamız gerekir. Ama bu konularda sık sık tuzağa
düştüğümüz de bir gerçek… O yüzden retorik ve reel politik birbirine
karıştırılıyor, dolayısıyla yanlış hamleler yapılabiliyor. Son yıllarda daha
sık türbülansa girmeye başlayan Türk-Alman ilişkilerinin önemli bir zaafıdır
bu…

Bugüne dönersek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu son ziyareti, esasen olmaması
gereken bir olumsuz atmosfere girmiş olan ilişkileri düzeltme yolunda önemli
bir adımdır ve devamı da gelecektir. Alman cenahının bu ziyarete önem verdiği
hemen belli oluyor. Uygulanan protokolden alınan güvenlik tedbirlerine kadar
her adımda bunu görebiliyoruz. Ziyaretin zamanlaması da gayet yerinde… Yakında
İstanbul’da toplanması beklenen Suriye konulu dörtlü (Türkiye, Almanya, Fransa
ve Rusya) zirve de bu ilişkilerin olumlu yönde ivme kazanması için bir vesile
olacaktır. Ve dünya siyasi ve askerî dengelerinde önemli kaymalar
yaşanırken, yeni ittifak arayışları sürerken, soğuk savaş devrinin dünya
düzeninden en fazla rahatsızlık duyan bir ülke olarak Almanya, önüne çıkan
fırsatları iyi değerlendirmek için hesabına gelen her adımı atma fırsatını
kaçırmak istemeyecektir… Evet, her iki taraf da retorik ve reelpolitik ayarını
iyi yaparsa,“kazan-kazan” hedefine daha çabuk ve kolay ulaşabilir. Türk ve
Alman ‘devlet aklının’ bu alanda çok büyük tecrübelere sahip
olduğunda şüphe yok!..


BND (ALMAN GİZLİ SERVİSİ) DOSYASI
: BND SİPARİŞİ ZDF TV HABERİNDE MİT BAŞKANLIĞI İŞKENCECİ BİR KURUM OLARAK
TANITILIYOR /// İŞTE BUYRUN ///


http://www.ozelburoistihbarat.com/istihbarat-servisleri-derin-devlet-istihbarat-konulari-mit-meh-mah-ve-t/bnd-alman-gizli-servisi-dosyasi-bnd-siparisi-zdf-tv-haberinde-mit-baskanligi-9552




Ancak şunu da unutmamak lazım.


Almanya Türkiye’yi eğip bükebileceği bir Afrika
kabilesi sanıyorsa çok yanılır. Bu ülke 2000 yıllık bir devlet geleneğine
sahip. Bu nedenle Türkiye ve ilgili kurumları hakkında konuşurken tüm Alman
devlet yetkililerinin dikkatli bir tutum içinde olması gerekir. Yukarıdaki
linkte bir haber var ve haber içeriğinde Alman ZDF TV’sinin MİT BAŞKANLIĞI’nı
işkenceci olarak tanıtan belgeselinin videosu var. Birincisi bu haber Alman
İstihbaratının onayı olmadan yapılamaz. Eğer bu haber videosu yayındaysa
mutlaka BVF ve BND yetkililerinin bilgisi ve onayı vardır. Eğer yoksa o zaman
durum daha da vahim. Alman medyasında son zamanlarda orada bulunan kaçak FETÖ
mensuplarının Türkiye hakkındaki olumsuz haberleri yer almaya başladı. Böylesi
bir durum bizim açımızdan kabul edilemez. Çünkü kaçak FETÖ’cülerin verdikleri
beyanatlar doğru değildir ve tamamen karalamaya yöneliktir. Almanya’ya düşen
görev onları koruyup saklamak değil, gecikmeden Türk devletine teslim etmektir.
Bu yapılmadığı müddetçe ikili ilişkilerde düzelme beklemek kırmız kar yağışını
beklemekten farklı olmaz.




ÖZEL BÜRO GRUBU


TÜRKİYE