E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : DOĞU AKDENİZ İÇİN YENİ STRATEJİLER


Yunanistan’ın akıl dışı
davranışları, Fransa başta olmak üzere AB ve Türkiye karşıtı diğer ülkeler
tarafından şuursuzca desteklenmektedir. Yunanistan tansiyonu sürekli
arttırmakta, AB’yle birlikte sürekli tehditler savurmaktadır. Türkiye de ulusal
hak ve menfaatlerini uluslararası hukuk ve anlaşmalar çerçevesinde kararlılıkla
korumaktadır.


Diyalog masası bir şekilde kurulacaktır. Ancak bunun
çatışmadan evvel mi, yoksa sonra mı olacağı belli değildir. Türkiye şimdilik
çatışmadan önce kurulacağı düşüncesiyle yeni stratejiler geliştirmekte ve arka
arkaya uygulamaya sokmaktadır. Hesaplarını, hazırlıklarını ve sahadaki faaliyetlerini
de çatışma çıkacağı varsayımına göre sürdürmektedir. Çatışma çıkması halinde de
çok kısa sürede sonuç almaya yönelik planlama yapmaktadır.


Yeni stratejiler


Aslında yeni olmayan
aşağıdaki bazı stratejiler medya organlarında yer almıştır.


  1. KKTC ve Libya’da deniz ve hava üssü
    kurulması,
  2. KKTC Geçitkale’deki İHA ve SİHA üssünün
    güçlendirilmesi,
  3. KKTC’ye takviye güç gönderilmesi ve ortak
    tatbikat,
  4. Kapalı Maraş’ın açılması,
  5. Yeni NAVTEX’ler ilanı,
  6. S-400’lerin gerilim bölgesini de kapsayacak
    şekilde aktif duruma getirilmesidir.


Bunlardan ilk beşi halen
uygulanan veya uygulama hazırlığı yapılan hususlardır. Ancak S-400’ün aktif
hale getirilmesi ve mevcut tehdide yönlendirilmesi son derece önemli ve etkili
olacaktır. Zaten otoriteler, sistemin bir saatte aktif hale getirileceğini
medyada açıklamışlardır
.


Tehditlere karşı denge kurulması hatta üstünlük
sağlanması


Türkiye Mavi Vatan kavramı
kapsamındaki hak ve menfaatlerinde son derece haklı olmasına rağmen,
uluslararası ortamda maalesef yalnız kalmıştır. Bu yalnızlığın sebeplerinden
bir kısmı, ideolojik yaklaşımlar ve inattan kaynaklanmıştır. Ancak
Yunanistan’ın doyumsuz istekleri ve bunu destekleyen ülkeler ile Türkiye’nin
bölgede güçlü olmasını hazmedemeyen ülke ve kuruluşların etkisi de yadsınamaz.


Yunanistan’la birlikte başroldeki Fransa, AB, AP ve
çeşitli nedenlerle Türkiye’yle arası iyi olmayan diğer ülkelerin tehditleri
devam etmektedir.


PYD/PKK konusunda da
anlaşamadığımız ABD, Yunanistan’a yakın durmaktadır. GKRY’ne uyguladığı
silah ambargosunu kısmen kaldırarak o da bu kervana katılmıştır.

Yunanistan, ABD’yle F-16 modernizasyonu için kontrat imzalamış, ABD’nin
Türkiye’ye vermediği F-35’lere talip olmuştur. Fransa’yla da geniş kapsamlı
silah anlaşması yapma aşamasındadır.


NATO’nun diyalog çabaları
Yunanistan’ın cayması nedeniyle akamete uğramıştır.
Bürüksel’deki kazaların önlenmesine yönelik teknik görüşmede taviz
verilmemelidir.


Suriye ve Libya’da mutabakat
içinde olmadığımız, PYD/PKK hususunda da ayrı düştüğümüz Rusya, gündemdeki
gerginlikten kendisini uzak tutmaya çalışmakta, ortamı kollamaktadır. Doğu
Akdeniz’deki çıkarları gereği Türkiye’yle ittifak kurabilecek durumdadır.
Türkiye’nin mevcut S-400 anlaşmasına ilave olarak yeni bir S-400 sistemi
alınması için anlaşma hazırlıkları ilerlemiştir.


Ancak Rusya’nın GKRY ile
yeniden yakınlık kurma, hatta Türkiye’yle GKRY arasında arabuluculuk yapma
niyeti kaygı vericidir.


Yeni strateji hamleleri


Doğu Akdeniz’deki mevcut
tehditlere sahada gereken cevaplar verilmektedir. Ancak S-400’lerin aktif
hale getirilmesi ve yeni anlaşmanın, dengeleri lehimize çevirmekte etkili
olacağı değerlendirilmekte, Rusya’nın bize yakın olmasını sağlayabilecek bir
yaklaşım olarak düşünülmektedir.


Mavi Vatan’ın temeli olan kıta sahanlığı haklarımız
sürekli hatırlatılmalı, geç kalınmış olmasına rağmen Türkiye, bölgedeki
menfaatlerini korumak için Suriye, Lübnan, İsrail ve Mısır için bir an önce
Doğu Akdeniz’de MEB ilan etmeli ve bunu BM’ye bildirmelidir.


Kıbrıs konusunda da
aleyhimize teşebbüslerde bulunulacağı beklenmeli, Yunan-Rum çetesine bu imkân
verilmemelidir. Kıbrıs sorunu 1974’de çözülmüş, 1983’de bağımsız KKTC ilanıyla
bitmiştir. Türk tarafının “Kıbrıs sorunu” yoktur. Adada 46 yıldır barış
vardır.


Şimdi yeni bir hamle zamanıdır. 10 yıldır gündeme
getirdiğim ve birçok kere tekrarladığım, federasyonu çağrıştıran KKTC isminin,
KKTC meclisinin kararı ve Türkiye’nin desteğiyle, KTC (Kıbrıs Türk Cumhuriyeti)
olarak değiştirilmesi, bize üstünlük sağlayacak bir strateji olacaktır.


11 Eylül 2020 Yeniçağ
Gazetesi