Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


LİNK
: http://www.turkererturk.com.tr/dogu-akdeniz/


İktidar 17 yıldır
ülkemizi yönetiyor ama hep mağduriyet edebiyatı yapıyor, içte ve dışta düşman
yaratıyor, suçu başkalarının üzerine atıyor ve hiçbir konuda doğruyu
söylemiyor, söyleyemiyor! Bu 17 yılın sonunda ülkemizin geldiği yer; ekonomik
iflas, adaletsizlik, hukuksuzluk, iç barışımızın dinamitlenmesi, demokratik
kazanımlarımızın katledilmesi, beka sorunu ve kuşatılmışlık.


Bugün
Türkiye’ye
her yönden saldırılıyor ve kuşatılıyor olmasının nedeni; iktidarın 17 yıllık
akıl dışı, Cumhuriyetimizin kurucu ilke ve değerlerine düşman, Gazi Mustafa
Kemal Atatürk
önderliğinde yapılan Aydınlanma
Devrimlerini
anlamayan ve aşındırmaya çalışan, çağdışı “Siyasal
İslamcı”
ideolojisi ve “Yeni Osmanlı” hayalinden beslenen yönetimidir.


Bağışıklık Sistemimiz Çöktü!


Bu
yanlışlar yüzünden, Türkiye’nin bağışıklık sistemi çökmüştür. Her
ülkenin, aynı insan metabolizmasında olduğu gibi zayıf ve sorunlu tarafları
vardır. Onlarla yaşamak mümkündür; yeter ki bağışıklık sistemi güçlü olsun.
Özellikle son senelerde ve aylarda tüm gelişmelerin ülkemiz aleyhine olmasının
ve her şeyin üstümüze üstümüze gelmesinin nedeni; iktidar tarafından kısmen
bilinçli, kısmen bilinçsiz olarak çökertilen bağışıklık sistemimizdir. Bu
şekilde yönetilmeye devam edilirsek bizi bekleyen tehdit; çoklu organ yetmezliğidir.


Dış
politika, çıkarlar üzerine oturur. Dış politikada dostluklar ve ideoloji asla
belirleyici değildir. Ama ülke olarak sizin dış politika anlayışınız akla ve
ülkenizin yalın çıkarları üzerine inşa edilmiyorsa, dinsel dayanışmalardan,
geçmişin aklından ve hayalinden medet umuyorsa ülkenize yazık olur ve evet,
ülkemize yazık oluyor.


Uygun Adımları Atmaz, Hamleleri Yapmazsanız…


Bugün
Türkiye
Suriye
’nin kuzeyinden PKK’nın uzantısı olan unsurlar tarafından
kuşatıldıysa, bu yüzden Fırat’ın batısına Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı
gibi askeri harekâtlar yapmak zorunda kaldıysak ve bu bölgeden hala
şehitlerimiz geliyorsa; bunun nedeni iktidarın Suriye konusunda
yapmış olduğu affedilemez yanlışlardır.


Gelelim,
yazımızın esas konusu olan Doğu Akdeniz’deki kuşatılmışlığımıza… Dış
politikada, belki de siyaset dahil yaşamın her alanında geçerli olan önemli bir
kural vardır. Zamanında gerekli adımları atmaz ve uygun hamleleri yapmazsanız
daha sonra atacağınız adımların ve yapacağınız hamlelerin hem maliyeti artar,
hem de bu hamleler işe yaramayabilir.


Enerjisini Başka Alanlarda Kullandı


İktidar;
görevi devraldığı 2002’den beri Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhine
gelişen, çıkarlarımızı ve güvenliğimizi tehdit edeceği daha o günden belli olan
gelişmelere duyarsız kalmış, uyarıları ciddiye almamış, parmağını
kıpırdatmamış, enerjisini ve zamanını Cumhuriyetimizin kurucu ilke ve değerlerini yok
etmek için harcamıştır.


Doğu Akdeniz’e sahili olan devletler harıl
harıl bu denizi paylaşmaya çalışırken, Münhasır Ekonomik Bölgelerini (MEB) ilan ederken
ve birbirileriyle koordine olup anlaşmalar imzalarken; iktidar hiçbir şey
yapmadığı gibi, Türkiye’nin çıkarlarını ve güvenliğini zedeleyen
gelişmelerin içinde olmuştur.


Suriye Türkiye’yi Satmadı Ama…


Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY);
2003’de Mısır’la,
2007’de Lübnan’la
ve 2010’da Mısır’la
Türkiye’nin
çıkarlarını yok sayacak şekilde MEB paylaşım anlaşması yaptı. Suriye
ise GKRY’nin
MEB
paylaşımı teklifini kabul etmedi, yani Türkiye’yi satmadı. Ama Türkiye,
iktidarı nedeniyle Suriye’yi sattı ve emperyalizmin vekâlet savaşının
ateşine odun taşıdı.


Ayrıca;
2004’de GKRY’nin
Kıbrıs
Cumhuriyeti
olarak adanın tümünü temsilen Avrupa
Birliği
’ne katılmasına itiraz etmedi ve sessiz kaldı. Halbuki GKRY’nin
adanın tümünü temsilen AB’ye alınması hem uluslararası anlaşmaları
(Londra ve Zürih) hem de “komşularıyla sınır problemleri olan ülkelerin birliğe, AB’ye
alınmayacağı”
kuralını ihlal ediyordu. Artık GKRY
ile olan her sorunumuz, aynı anda Türkiye-AB arasındaki sorun haline geldi.


Rauf Denktaş’a Düşmanlık Yapıldı!


İktidar
tarafından; Kıbrıs
davasının en büyük savunucusu olan Rauf Denktaş’a düşmanlık edildi, halkı aydınlatma
girişimleri engellendi ve sansürlendi. Ama Türkiye’ye karşı
her zaman düşmanlık içinde bulunan Yorgo Papandreu’ya 2011’de, Dünya
Üniversitelerarası Kış Oyunları
’nın açılış töreninde “Erzurum
seninle gurur duyuyor”
diye slogan attırıldı. Aynı şeyi
2012’de, AKP’nin
4.
Olağan Kongresi
’nde elinde Türk Askeri’nin Şehit
kanı bulunan Barzani
için de yaptılar ve “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye orada
bulunanları bağırttılar.


Doğu Akdeniz’de MEB paylaşımı
için işbirliği yapmamız gereken Mısır’la, iktidarın Müslüman
Kardeşler
aşkı ve İsrail ile Hamas sevdası yüzünden papaz olduk. Yani Siyasal
İslamcı
ideoloji, bölgedeki herkesi Türkiye’ye
düşman yaptı, bölgedeki yaşamsal çıkarlarımız zarar gördü ve görmeye de devam
ediyor. Bugünlerde Yunanistan, GKRY, Mısır ve İsrail yakın işbirliği yapıyor,
toplantılar düzenliyor, ortak tatbikatlar yapıyor, hatta bu tatbikatların
senaryolarında ülkemizi tehdit ve bölgenin istikrarını bozucu bir unsur olarak
gösteriyor.


Türk Denizciliği 500 Yılın Zirvesindeydi!


Ayrıca;
Doğu
Akdeniz
’in zengin petrol ve doğalgaz yatakları nedeniyle, son
yıllarda bölge dışı ülkeler de (ABD, AB, Rusya) bölgeye olan ilgilerini ve
faaliyetlerini arttırdılar. En son olarak topa Fransa da girdi. Türkiye,
bölgede hızla yalnızlaşıyor. Aleyhimize oluşan bu resim, iktidarın yanlış
politikalarının bir sonucudur.


2009’da,
AB
İlerleme Raporunda Avrupalılar, Türk Deniz Kuvvetleri’nin
adını açık açık vererek iktidara şikâyet ettiler. Denizcilerin suçu şuydu; “Türkiye’nin
Doğu
Akdeniz
ve Ege’deki hak ve menfaatlerine aşırı bir sahibiyet
göstermek”. İktidar bunun üzerine gereğini yaptı; bugün FETÖ
denen ama o günlerde yere göğe konmayan ve menzil birlikteliği yapılan cemaatle
birlikte gerçekleştirilen ortak operasyonla, denizciler başta olmak üzere Türk Silahlı
Kuvvetleri
’nin üstüne Balyoz indirildi ve FETÖ’nün
önü açıldı.


Balistik Füze Saldırısı Gibidir


Ki
o Türk
Deniz Kuvvetleri
, 1571’de İnebahtı’da
(Lepanto) alınan yenilgiden sonra geldiği en güçlü zirvedeydi. Ama bugün, Türk Deniz
ve Hava
Kuvvetleri
başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
doğru ve milli bir siyasi otorite emrinde, ciddi bir rehabilitasyon sürecine
ihtiyacı var, eski gücüne ulaşması için! Bu işler; “Ey Amerika!”, “Ey
Avrupa!”, “Ey İsrail!”
, “Ey Mısır!” demekle olmuyor! Yapılan konuşmalarda
gürültülü bağırışlar ve meydan okumalar fazla ise içerik ve karşılığı zayıf
demektir.


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
(TSK) kendisini iyileştirebilmek ve eski gücüne ulaşabilmek için iktidara
rağmen kahramanlar gibi çalıştığını ve mücadele ettiğini görüyor ve takdir
ediyoruz. Ama henüz yasallaşmayan Yeni Askerlik Sistemi’nin TSK’ya
ve dolayısıyla ülkemizin güvenliğine karşı atılan balistik bir füze saldırısı
ile eş değerde olduğu bilinmelidir.


Türker Ertürk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış