Doğu Akdeniz’de sıcak bir yaza doğru


8 Haziran 2020


Bütün dünya önceliklerini yeniden sıralamaya
çalışıyor. Büyük ve küçük ülkeler bunu siyasi güçler, popüler eğilimler,
milisler ve devrimlere göre yapmaya çalışıyorlar.


Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, tüm dünyayı
yeni politikalar uygulamaya ve cesaret edilmesi güç önlemler almaya zorladı.
İnsan davranışlarını değiştirdi. İnsanlara farklı bir günlük hayat sundu. Ancak
siyasi seçkinlerin düşüncelerine uygun bir değişiklik sağlayamadı. Bu yüzden
geleneksel çıkarlarla ilgili öncelikler ön plana çıktı.


Yeni olgular


Ancak koronavirüs salgını neden olduğu tüm bu
değişikliklere rağmen, Ortadoğu’daki kronik gerilimlerin artmasını
engelleyemedi. Bir yanda ABD-Rusya çatışması, diğer yanda ABD-İran çatışması
daha da kötüleşti. ABD-Rusya çekişmesi, iki ülkede zirvede devam ediyor. Bu
ülkelerden biri Libya. ABD Libya’da, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal
Ordusu’na (LUO) karşı başkent Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH)
sempati duyuyor ve onu destekliyor. Rusya ise Hafter’in yanında yer alıyor.
Washington, Moskova’yı LUO’ya MiG-29 savaş uçakları sağlamakla suçladı. Ancak
Moskova bu suçlamayı her ne kadar reddetse de Rus basını, söz konusu modelde
olan, ancak herhangi bir simge taşımayan savaş uçaklarının UMH’ye bağlı güçler
baskın düzenlediğini bildirirken uçakların Suriye’den havalanıp havalanmadığını
sorguladı.


Libya’daki çatışmanın başka bir boyutu daha var.
Washington, UMH’yi desteklemek için Ankara ile bir araya geldi. Türkiye
çatışmaya dahil olurken kendisini, Suriye’deki mevcut durumu düzenlemek için
Astana Süreci çerçevesinde birlikte çalıştığı ortağı Rusya ile karşı karşıya
buldu.


Ruslar, İdlib bölgesinde kendilerine hakim olmaya
çalışsalar da İranlı ortaklarının baskısı ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar
Esed’in yönelimleri, onları Türklerle karşı karşıya getirebilir. Belki de
fırsattan yararlanan Türkistanlı milislerin bölgelerine Rusya’nın düzenlediği
son baskınlarda bunun başlangıcına tanık olmuş olabiliriz.


Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ile
siyasi ve askeri ilişkilerde kat edilen yolu kolay kolay kaybetmemek
istemeyecektir. Valday’da 2008 yılından bu yana Rusya’nın Orta Doğu’daki
önceliklerinin iki başlık ile sınırlı olduğunu vurgulayan Putin, bunlardan
birinin ‘Türkiye ile ekonomik ilişkiler’ diğerinin ise ‘İsrail ile güvenlik ve
askeri ilişkiler’ olduğunu söyledi. Bu noktadan yola çıkarak İsrail,
Moskova’nın müdahale etme konusundaki isteksizliği nedeniyle İran’ın
Suriye’deki varlığıyla ilgilenmekle meşgul. Bu konuda Rusların ve
Amerikalıları, Tel Aviv tarafından Levant Bölgesi’nde başlatılan iki savaş
arasındaki çatışma için ortak bir anlayış çerçevesinde bir araya getirmeye
çalışıyor.


Üst üste binen öncelikler


Bölgedeki taraflar, Libya’dan Suriye ve Irak’a
çatışmalara katılım baskısı altında olmanın yanı sıra ABD’de 3 Kasım’da
yapılması planlanan başkanlık seçimlerini beklemenin ağırlığı altında hareket
ediyorlar. ABD’nin politikasına karşı olanlar, siyahî Amerikalı George Floyd’un
beyaz bir polis memuru tarafından öldürülmesinin ardından ABD’de patlak veren
protesto dalgası ve bölünmenin devam etmesinin yanı sıra Başkan Trump’ın, tüm
bu yaşananlar karşısında yorgun bir şekilde ikinci dönem yarışına giriyor
olmasının üzerine oynadıkları bahisleri gizlemiyorlar.


Rusya’nın ABD’de olan bitenlerle ilgili resmi
tutumundaki çekimser duruşunun yanı sıra Putin ve Trump arasında bir telefon
görüşmesi yapıldığının açıklanmasına karşın İran Lideri Ali Hamaney, ABD
yönetimine yönelik karşı bir kampanya başlattı. Tahran’da, ABD’de yaşanan
protestoların ve koronavirüs salgının etkilerinin Washington yönetiminde bir
değişikliğe yol açacağına dair umutlar olduğu açıkça ortaya çıktı. Türkiye’de
ise protestolarla ilgili ABD yönetimin değişmesi arzusuna kadar uzanmayan resmi
ve yarı resmi bir takım yorumlar yapıldı.


İran’ın konumu anlaşılabilir görünüyor, çünkü ABD’nin
İran’la dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan
çekilmesinin sorumlusu olan Trump’ın zayıflamasına katkıda bulunan her şey onun
için bir kazanç olacaktır. Bununla birlikte Trump, Tahran’ı ve bölgedeki
uzantılarını cezalandırmak için sert bir kampanya yürütürken İran yönetimi,
Esed rejimi ve Hizbullah üzerindeki baskıyı artıracak olan ‘Caeser Yasası’nı da
onayladı.


Eğer İran’ın önceliği, içerideki ve çevresindeki güç
kartlarını korumaksa, ABD başkanlık seçimlerinde Trump’ın kaderinin
belirlenmesini bekleyecektir. En önemli bölgesel rakibi olan İsrail ise
önceliklerini ABD’deki gelişmelerin etkisi ve Rusya ile Türkiye arasında yumuşak
bir uyum içinde gözden geçirmeyi istiyor.


Tel Aviv, son aylarda ve haftalarda, İran’ın
Suriye’deki konumlarına karşı Tahran’ın Suriye düzenlemelerindeki iki ortağı
Rusya ve Türkiye’nin sessizliğinin ortasında herhangi bir itirazla
karşılaşmadan düzenlediği hava saldırılarını artırdı. Ancak sessizlik gürültüye
daha yakındır.


Fakat İsrail’in konumu sadece askeri baskı ile sınırlı
değil. Tel Aviv, Trump’ın geriye kalan görev süresi içerisinde İran’a ve Lübnan
ile Suriye’deki unsurlarına yönelik baskıyı en üst seviyeye çıkarma fırsatı
yakalamaya çalışıyor.


Bununla birlikte İsrail’de önceliklerin yeniden
sıralanması için Batı Şeria’nın bir bölümünü ve Ürdün Vadisi’ni ilhak etme
projesinin uygulanmasına yönelik hazırlıkların durdurulmasını isteyen bazı
sesler yükseldi. Tel Aviv, ilhakı reddeden ve iki devletli bir çözüm çağrısında
bulunan binlerce gösteriye tanık olurken halk bu yönde bir eğilim gösterdi.
ABD’de Demokrat Parti’nin eski başkan adaylarından Bernie Sanders’in halkın
taleplerini desteklediğini duyurması ise dikkat çekici bir çıkış oldu.


Öte yandan İran’a odaklanılması çağrısında bulunan Tel
Aviv Üniversitesi İsrail Ulusal Güvenlik Araştırma Enstitüsü Başkanı ve eski
Askeri İstihbarat Şefi Amos Yadlin, Başbakan Netanyahu’nun Batı Şeria’nın yüzde
30’unun ilhak etmek için acele ederek iki hata yaptığını söyledi. Yadlin’e göre
bu hatalardan ilki, İran’ın nükleer programını durdurmaya yönelik verilen genel
bir mücadeleyi etkiliyor olması, ikincisi ise İsrail’i stratejik ekonomik ve
ahlaki risklerle karşı karşıya getirmesi.


Kısaca İsrail’e göre Trump yönetimi Çin ile mücadele
ve içerideki protesto dalgasıyla meşgul durumda olduğundan Ortadoğu ile çok az
ilgileniyor. Bu yüzden azalan bu ilgi de en azından tamamen İran’a yönelik
olmalı.


Sonuç olarak bir dizi konunun son aşamalarıyla ilgili
umutlarla dolu bir yaza giriyoruz. Trump’ın Kasım’da yapılacak başkanlık
seçimleri arifesinde dengeyi yeniden sağlamak için en yakın zamanda
Ortadoğu’daki girişime yeniden liderlik etmek için döneceğini söylemek çok da yanlış
olmaz.


Tony Francis

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet