Saygıdeğer Hocalarım,

Katar Dijital Kütüphanesi hemen hepsi biz Türkleri
ilgilendiren Ortadoğu ile ilgili İngiliz arşiv belgelerinden seçtiği bazı belge
koleksiyonlarını satın alarak internet üzerinde kısıtsız olarak merak edenlere
sunmaya başladı. Bu belge koleksiyonlarının önemine ilişkin bir yazı yazdım.

LİNK : http://www.karar.com/gorusler/hasip-saygili-yazdi-ingiliz-arsiv-belgeleri-katar-milli-kutuphanesinde-730667

Ayrıca bahsettiğim kaynaktan indirdiğim 237 dokümanı
da isim, ait olduğu dönem ve sayfa sayılarına göre indeksledim. Önümüzdeki
dönemden itibaren bu dokümanlarla üniversitemizin YL ve doktora öğrencilerinin
çalışmasını tavsiye ve teşvik edeceğiz.
Kilit kelimelere göre arama kolaylığı sağlayan hazırladığımız
indeks dosyasını kadirbilir insanlara 
aşağıda takdim etmek istiyorum.

·     DÖKÜMANI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.

Selam, saygı ve muhabbet ile,
























DOÇ. DR. HASİP SAYGILI

Hasip Saygılı yazdı : İngiliz arşiv
belgeleri Katar milli kütüphanesinde

FSMVÜ’den Doç. Dr.
Hasip Saygılı, Katar Milli Kütüphanesinin bölgeye ilişkin yayınladığı İngiliz
arşivi belge koleksiyonlarının yakın dönem Türkiye tarihine ilgisine dikkat
çekiyor ve bu yayın hamlesinin siyasi diplomatik bir girişim olduğunu da
savunuyor.

Mektebe Katar el-Vataniye adını taşıyan Katar Milli Kütüphanesi son yıllarda Ortadoğu diplomatik
tarihi ile ilgili İngiliz diplomatik belge, yazışma ve yayınlarından uygun
gördüklerini dijital olarak merak edenlerin hizmetine sundu. Temin edilmesi pek
kolay olmayan ve büyük maddi külfet gerektiren kaynakların topluca internet
üzerinden sınırsız olarak okuyucuya açılması, bölgenin ve doğal olarak
Türkiye’nin yakın tarihi açısında çok kıymetli birinci el kaynak yayının ortaya
çıkması görebildiğimiz kadarıyla ülkemizde kamuoyunun pek ilgisini çekmedi.
Oysa bu dokümanlar bölgenin dünü ve bugününe dair sağlıklı bir değerlendirme
yapabilme için asla göz ardı edilmemesi gereken malzeme sunmaktadır.

Ortadoğu ile ilgili İngiliz diplomasisinin bahsettiğimiz
çalışmalarının gün yüzüne çıkan ürünleri uzun süre üzerinde güneş batmayan imparatorluk olarak
bilinen Britanya’nın kendi hedefine giderken orta ve uzun vadeli diplomasi,
ilmi çalışmalar, ticaret ve misyoner faaliyetleri gibi sahaları birbirini
destekleyecek şekilde uyum içinde yürüttüğünü göstermektedir. “Bilgi kuvvettir; bilgi büyük kuvvettir,
bilgi en büyük kuvvettir”
önermesinin dayanaksız boş bir spekülasyon
değil, diplomasi ve siyaset için de vaz geçilmez bir tespit olduğunu çok küçük
bir kısmını anacağımız çalışmalar göstermektedir, sanıyoruz.

İngiltere artık hasta
adam
 olarak görülen Osmanlı’yı zorla diri diri mezara koymaya
gelirken 1908 ve 1915’te toplamı 5.000 sayfa tutan bölge ile ilgili askerlerin
stratejik bölge etüdü diyebilecekleri bir çalışma yaptırmıştır. Yani Türklerin
üzerine harp makinaları ile ölüm kusulmazdan önce işin kısa yoldan ucuza
bitirilmesi için gereken kitabi kültürel hazırlıklar tamamlanmış görünmektedir.
Bahsettiğimiz kapsamlı etüt “Gazetteer
of the Persian Gulf, Oman and Central Arabia”
 adını taşımakta
ve yayınlandığı dönemde sadece birkaç düzine basılmış, yalnızca ilgili İngiliz
diplomat ve bölgedeki kilit personele dağıtılmıştır. Gizlilik kaydı 1955’te
kaldırılmış bu iki ciltlik eser, uzmanlarca bölge ülkelerinin 17. ve 20.
yüzyıllarına ilişkin tarih, coğrafya, aşiretler, nüfuz mücadeleleri ile çatışmalar
hakkında hazırlanmış en kayda değer ciddi çalışma olarak kabul görmektedir.

Bölge için daha Birinci Cihan Harbi sürerken İngiliz diplomat,
asker ve diğer personeli için çeşitli el kitapları hazırlanmıştır. Bunlarda
askeri coğrafya, tarih, ticaret, aşiret yapıları ve birbiriyle çatışmaları ile
nüfuzlu şahsiyetler gibi konular sade ve anlaşılır bir dille izah edilmiştir.
Bu el kitaplarından Katar Milli
Kütüphanesi
 sayesinde temin ettiklerimiz İngiliz çalışmalarının
kapsamı hakkında bir fikir verebilir sanıyoruz: Handbook of Arabia (1917, 750 s.), Gazetteer of Arabia-1 (1917, 1051 s.), Gazetteer of Arabia-2 (1917, 668 s.),
Handbook of Asir (1916, 192 s.), Handbook of Hejaz (1917, 208 s.), Handbook of
Yemen (1917, 192 s.)
.

Bu el kitaplarının yanında güncel olay ve gelişmelerle ilgili
yazışma ve raporların bulunduğu yayınlar da dikkat çekmektedir. Situation in Turkish Arabia and Persian Gulf adlı
doküman Haziran-Ekim 1914 dönemini kapsamaktadır ve 674 sayfadır. Dokümanın
aynı yılın sonuna kadar devamı da 506 sayfadır. Bu belgeler Türkiye harbe
girerken İngiltere bölgeyi nasıl görmüş ve değerlendirmiş sorularına bazı
cevaplar temin edebilir, kanaatindeyiz.

Geçtiğimiz yılın son ayında TÜBA ödüllü bir akademisyen ve daha
sonra Birleşik Arap Emirlikleri
Hariciye Veziri
’nin tahkiri ile gündeme gelen Fahreddin Paşa’nın Medine
savunmasına ilişkin de İngiliz belge ve yayınları dikkat çekmektedir. Arab Revolt adlı 369 sayfalık
dokümanda Şerif Hüseyin isyanı
ile ilgili Mısır’daki İngiliz Yüksek Komiseri McMahon ile Dışişleri Bakanlığı arasındaki değerlendirme
ve diğer yazışmalar mevcuttur.

Bu isyanla ilgili, tabii gizlilik dereceli ilginç bir memorandum
da dijital yayınlar arasında bulunmaktadır. 7 Temmuz 1916 tarihli yani
Hüseyin’in İngiltere’nin teşvik ve emri ile başlattığı isyandan bir ay kadar
sonra Indian Daily Telegraph gazetesinin
eski editörü E Long kendisine
gelen mektubu bir değerlendirme yazarak The Arab Revolt- Views of an Indian Moslem başlığıyla bir
memorandum haline getirir. Long’a
göre kendisine mektup yazan kişi “Hindistan
Genç Müslümanlarının İttihadçı görüşlerini
” açıkça ifade etmiştir.
Bu görüşlere göre İngiltere yeni başlamış olan isyana destek vermemelidir.
İngiltere İslam’ın mukaddes bölgelerinden uzak durmalıdır. Geçen Haziran
ayında Cidde’nin
İngiliz donaması tarafından topa tutulması infial yaratmıştır. Zaten Şerif Hüseyin isyanı
Türkiye’nin kendi davasında ne kadar haklı olduğunu da gösterecektir. Hindistan
müslümanı sadık bir İngiliz tebaası olarak bu görüşlerinin yüksek makamlara ulaştırılmasını
şahsen uzun senelerdir tanıştığı Long’dan rica etmiştir. Eski editör de bu ricayı Dışişlerine
sunarak yerine getirmiş görünüyor

1916’daki isyan ile ilgili yazışmaların daha 1914 yılında İngiliz
makamları ile Şerif Hüseyin ve oğlu Abdullah (daha sonra Ürdün Emiri, şimdiki
Ürdün kralının adını taşıdığı büyük dedesi) arasında başladığı anlaşılıyor.
1914-1916 dönemindeki bu yazışmalar Correspondence with Grand Sherif Mecca adıyla
dokümanlaştırılmış. Hüseyin’in
kuracağı devlet için İngiliz
himayesi
 talep ettiğini de buradan okuyabiliyoruz.

Yine Hüseyin
isyanı
 ile ilgili 1916 yılı belgelerini kapsayan bir diğer
doküman da Turkey-Arab Revolt adını
taşıyor. Bu doküman 446 sayfa. Burada İmparatorluk Savaş Komitesitarafından alınan kararlar
çerçevesinde majestenin hükümetinin “Türklere karşı Arap isyanın desteklemek” için aldığı
tedbirlere dair belgeler sunuluyor. Tabii Hüseyin’e İngilizler tarafından verilecekler için de yeterli
kayıtlar mevcut. Aynı eser Asir’de İmam İdrisi’nin Osmanlı’ya karşı
ayaklandırılması ve kendisine sağlanan cephane ikmaline ilişkin imamla İngiliz generali Walton arasındaki
yazışmaları da içeriyor.

İsyancılara İngiliz desteği cephane tedariki ile sınırlı olmamış.
Diğer verilenler ile ilgili belgeleri de Haşmetlû Britanya ve Hindistan İmparatoru’nun centilmen
personeli kayda geçirmeyi ihmal etmemiş. Bu belgeler Arabia- Subsidies to Chiefs başlığını
taşıyor ve 635 sayfa tutuyor. Bu belgeler 1916-1922 arasında yapılan ödemelerle
ilgili yazışmaları kapsıyor. Belgelerin bir kısma Asir’deki isyancı İmam İdrisi, diğer kısmı Hüseyin bin Ali el Haşimi’ye yani
diğer asi Şerif Hüseyin’e
yapılan ödemelere dair. Bu belgeleri okuyan Türklerin ilmihal, kıyamet ve ahiret, Müslümana nasihat gibi
dini içerikli kitaplarda Fahreddin
Paşa’nın şahsında Şerif Hüseyin’e Medine’de teslim olmayan ordunun general,
subay ve neferlerine ağır itham ve hakaretlerin yazılı olduğunu hatıra
getirmelerini temenni ediyoruz. 

Hüseyin’in yukarıda adını andığımız oğlu Abdullah’ın hatıralarında işin böyle sonuçlanacağını bilseydim
katılmazdım diyerek nedamet duyduğu İngiliz işbirlikçiliğinin kendilerini
yoldan çıkaran taahhütleri de Memorandum
on British Commitments to King Husein
 adlı bir yayında
toplanmış. Bu ve benzeri karşılığı olmayan sözlerle Hüseyin ve oğulları iğfal
edilerek yoldan çıkarılmış Osmanlı’nın tasfiyesinde dolgu malzemesi olarak
kullanılmışlardır.

Katar Milli Kütüphanesi Türkiye tarihi için hafifsenmemesi gereken yukarıdaki
yayınlar yanında Suudi İngiliz ilişkilerine dair geniş bir belgeler külliyatı
sunuyor. Hakeza Kuveyt ile ilgili azımsanmayacak belgeler de bulunduğunu
söylemeliyiz. Ayrıca Vehhabilik ilgili ilginç dokümanlar mevcut. Osmanlı
sonrası İngilizlerin yıllık Arabistan raporları ile Irak Askeri Raporları,
Suriye ve Irak’taki manda rejimleri 1933 Pan Arab Kongresi gibi Arap dünyası
ile ilgili İngiliz belgeler külliyatı okurlarını bekliyor.

Türk harp tarihi ile ilgili 1911-1912 Türk-İtalyan Harbi,
1914-1915 Mısır, 1914-1918 Irak Harekâtı gibi belgelere dayalı
monografilere Genelkurmay ATASE
Dairesi
 gibi kurumlarımızın dikkatini çekmek isteriz. Herhangi
bir masraf ve zahmet gerektirmeyen bu dokümanların indirilmesinin şimdi olmasa
da ileride düşünüleceğini umuyoruz.

Bahsettiğim bu yayınların önüne içindekiler sayfası dışında bir
veya iki sayfalık ciddi hülasaları da yazılmış. Bazen yayının başlığının
vermediği içerik ile ilgili ipucunu bu sayfalar sağlıyor.

Bölge tarihi ile ilgili İngiliz diplomatik belge koleksiyonlarının
seçilen bir kısmının muhtemelen büyük bir servet ödenerek Katar Emirliği
tarafından açık erişime açılması şüphesiz büyük bir kültür hizmetidir. Emir Şeyh Temim bin Hamed el Sani Hazretlerikadirbilir
gönüllerde elbette sürdürdüğü bu külfetli hizmeti için hayır ve minnetle
anılacaktır. Ama diğer taraftan bu kültür girişimi kanaatimizce inkârı mümkün
olmayan diplomatik bir hamle olarak da okunmalıdır. Katarı çembere alan güçlüyüm gasp ederim anlayışına
karşı Şeyh Temim birilerinin
düşman işbirlikçiliği ile dolu aile tarihlerini İngiliz diplomatik belgeleriyle
ifşa etmektedir. Bu durumda “kaç
nasiye kalır pâk ü dırahşan?”
 bilmiyoruz. Ama Emir
Hazretlerinin bahsettiğimiz hamlesi kendi tezlerinin haklılığından şüphe
duymayan birisinin haklı haykırışıdır. İleride Ortadoğu’nun bugününün diplomasi
tarihi yazılırken muhtemelen bu kültürel diplomatik hamle de kayıtlara
geçecektir.
































Bir tarih öğrencisi olarak ben de yakın dönem Türkiye tarihinin
kritik bir kesitinin doğru anlaşılmasına da katkı sağlayacak bu hizmeti için
Katar Emirine minnet ifade ederim: Eyvallah Şeyhim, eyvallah… Ancak Türk Tarih Kurumu, Milli Kütüphane,
Genelkurmay ATASE Dairesi
 gibi bu işlerle ilgilenmesi beklenen
kurumlarımıza konuyla ilgili ne diyeceğiz? Bu ayrı bir yazı konusu olmalı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet