İşte Reis’ın Aldatılmalarının
Tam Listesi


İLETEN : Mustafa Uyan /// uyan.mustafa@gmail.com

Hepimizin bildiğinin tekrarı olacak, ama şu “Aldatılma” serüvenimizi
özetleyelim.




Erdoğan, “FETÖ”nün ne olduğunu
2010 yılından itibaren anlamaya başladığını, Şubat 2012’deki MİT krizinden
sonra da bu yapıyla ilgili “rezervleri” ortaya koyduğunu anlatsa da hatırlanacağı üzere Haziran 2012’de “FETÖ”
organizasyonu olan Uluslararası Türkçe Olimpiyatları töreninde Fetullah Gülen’e
şöyle seslendi:


 


“Gurbet
hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır, faturası çok ağırdır. Biz, gurbette olup,
şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz.
Bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz.”


Peki, “Aldatıldık” itirafı ne zaman geldi? 15
Temmuz darbe teşebbüsünden sonra 3 Ağustos 2016’da. Şunları söyledi:


 


“Bu
örgütün 40 yıldır kanserli bir hücre gibi büyümesi, dini değerleri öne çıkaran
kimliği sayesinde mümkün olmuştur. Milletimiz meşrebi ne olursa olsun, ‘Allah’
diyen, ‘Peygamber’ diyen en azından böyle gözüken herkesi desteklemiştir.
Rahmetli Özel, Demirel, Ecevit, hatta biz bu yapıya destek olduk. Ben de
katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen bunlara yardımcı oldum.
Yurtdışında yürüttükleri eğitim faaliyetlerinin hatrına bunlara müsamaha
gösterdik. ‘Ortak bir yanımız var’ dedik. Ama aynı menzile giden farklı
yollardan bir yapı gördüğümüz, yapının sinsi emellerin örtüsü olduğunu uzun
süre göremedik… Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya
dökememiş olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de
milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin.”


 


PKK VE BARZANİ


 


“Aldatılma”
bundan ibaret değildi. “Çözüm
sürecinde”
 PKK’nın ve “Barzanistan” projesinde Barzani’nin
de “aldattığını” öğrendik.


 


Erdoğan;


 


PKK için,
“Çözüm sürecinde güvenlik güçlerimiz çatışmaya girmezken, bunlar silah
stokladılar… Biz, ‘Çözüm süreci’ dedik, aldattılar” dedi. Barzani’nin
“bağımsızlık referandumu” kararı almasına da, “Bu yanlışa düşeceğine ihtimal
vermiyorduk, yanılmışız” diye tepki gösterdi.


 


ABD’NİN BİTMEZ TÜKENMEZ “ALDATMASI”


 


“Stratejik
müttefikimiz” ABD’nin “aldatmaları” ise sayılamayacak kadar çok. Sadece
gündemdeki YPG/PYD desteği ile Münbiç’teki durumu hatırlatalım.


Erdoğan, eski ABD Başkanı Obama hakkında şu
açıklamaları yaptı:


 


“Obama
döneminde bizim bir de zeytinlik harekâtı var. Obama orada bizi aldattı. O
harekat Münbiç’i teröristlerden temizleme harekatıydı. Sözünde durmadı. Biz
üzerimize düşeni yaptık, ama onlar yapmadılar.”


“Daha
önceleri PKK’yla ilgili konuda mutabakatımız var idi. Obama döneminde de bu
konuda mutabakat vardı, fakat Obama maalesef PYD ve YPG konusunda bizleri aldatmıştır, ama şu
andaki yönetimin aynı durumda olacağına ihtimal vermiyorum.”


 


Şu anki
yönetim ne yaptı, yapıyor; Ona da bakalım.


Erdoğan’ın
üç temsilcisi; Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan
Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Beyaz Saray’dayken Trump,
YPG’ye yardım paketini imzaladı.


Geçen Kasım’da Erdoğan ve Trump telefonla
görüştü. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, görüşmeyle ilgili şu bilgiyi verdi:


 


“Bizim ABD
ile ilişkilerimizi olumsuz anlamda en çok etkileyen konulardan biri ise, FETÖ
ve diğer konuların yanında, ABD’nin YPG’ye vermiş olduğu silahlardır. En son
bazı zırhlı araçların da verildiğini gördük. Sayın Cumhurbaşkanımız bu
rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump’a iletmiştir. Sayın Trump da net bir
şekilde talimat verdi ve bundan sonra YPG’ye silah verilmeyeceğini, esasen bu
saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir.”


Geçen
süreçte ABD’nin teröristlere silah yardımı, binlerce TIR’ı buldu.


En sıcak
gündem maddesi Münbiç’e gelirsek;


Haziran
başında ABD ile 90 günlük planı imzalandı, teröristler buradan çıkarılacaktı.


Eylül’de
90 günlük süre bittiğinde Erdoğan’dan şu açıklama geldi: 


“Amerika Münbiç’te yol haritasına, takvime
kesinlikle uymamıştır, PYD/YPG o bölgeyi terk etmemiştir. Amerika burada sözünü
tutmadı. 90 gündü. 90 gün aldı başını gidiyor. Amerika şu anda tahkimatı terör
örgütüyle beraber yapacak.”


Peşinden
terör örgütünün Münbiç’te hendekler açtığı ve bunun için gerekli iş
makinelerini de ABD’nin verdiği ortaya çıktı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar,
“Uyarılarımızı ABD makamlarına yaptık. Ayrıca biz de kendi tedbirlerimizi
aldık. Terör örgütü, yeri ve zamanı geldiğinde kazdığı çukurlara kendisinin
gömüleceğini bilmelidir” dedi.


Bu
gelişmelere rağmen Gaziantep’te Münbiç için Türk-ABD ortak eğitim çalışmaları
başladı.


Erdoğan’a, bunun “pozitif sürecin” başlaması
olarak değerlendirilip, değerlendirilmeyeceği soruldu; Şu karşılığı verdi:


 


“Münbiç
meselesinde bir gecikme var. Ortak eğitim başlıyor. Ayrıca YPG sonrasında
Münbiç’i yönetecek kişilerin seçimiyle ilgili çalışma devam ediyor. Bir gecikme
var ama, tamamen ölmüş değil. ABD’nin Dışişleri Bakanı Pompeo da Savunma Bakanı
Mettis de önümüzdeki günlerde somut adımlar atacaklarını söylüyorlar.”


Erdoğan’ın
bu sözlerinden iki gün sonra ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, epey şey söyledi.
Mesela PKK/YPG için “harika ortaklar” ifadesini kullandı… “Suriye’deki
Kürtlerin masaya oturması için çalıştıklarını ve bunu garanti edeceklerini”
bildirdi…


Birkaç gün
sonra da Münbiç’teki teröristlerin ABD’nin gönderdiği zırhlılarla şehir
merkezinde devriye gezdiği görüldü.  


Aynı gün
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Münbiç konusunda ABD’de bir savsaklama
hissedersek, önceki çizgiye döneriz. Ya siz temizleyin ya da biz temizleriz”
diyordu.


MÜNBİÇ’TE ADIM ADIM YENİ “ALDATILMAYA”
GİDERKEN 


 


Geçen
hafta Salı günü; Erdoğan, partisinin grup toplantısında şöyle konuştu:


“Münbiç’te
90 günlük bir takvim vardı. Takvim işlemedi. Fırat’ın doğusu için de aynısı
geçerli. Biz kendimiz kendi göbeğimizi keseriz. En üst düzeyde adım atarız.”


Çarşamba
günü ABD Dışişleri Bakanı Pompeo ve Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey
Ankara’ya geldi. Moldova’ya gitmekte olan Erdoğan ve beraberindeki heyet, bu
iki isimle Esenboğa Havaalanı’nda görüştü. Görüşmeye ilişkin ilk açıklamayı
yine Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yaptı. Çavuşoğlu, “Verimli bir görüşmeydi.
PKK ile mücadele dahil birçok konuda görüş alışverişi yaptık. Cumhurbaşkanımız
görüşmede Münbiç konusunu tekrar gündeme getirdi. Yol haritasını onaylamıştık 4
Haziran’da. Gecikme olduğunu kendileri de kabul ediyor. Şu anda ortak eğitim
programı başladı. YPG ve PKK’lilerin temizlenmesi gerektiğini söyledik.
Cumhurbaşkanı, ‘Biz de kolay bir şekilde temizleriz’ dedi. Yol haritasının
uygulanması gerektiğini net bir şekilde söyledik. Fırat’ın doğusunda da
mutabakatımız var” dedi.


Erdoğan ise konuyla ilgili Moldova’dan
dönerken konuştu ve şunları söyledi:


 


“Kendisine
şunu hatırlattım; ‘Malûm, 90 gün süre verilmişti. 90 günlük süre artık doldu
gidiyor, şimdi herhalde 190’a ulaşacağız’ dedim. ‘Bunu bir defa süratle
halletmemiz lâzım’ dedim. ‘Şu anda Gaziantep’te Amerikalı askerler ile
bizimkiler eğitimlerini yapıyor. Bunların yanında da yine Münbiç’le ilgili
olarak oradaki terörist unsurların Fırat’ın doğusuna geçirileceği hususunda söz
vermiştiniz. Hâlâ geçirmediniz. Bu konuda Trump da söz verdi. Siz de verdiniz.
Hatta Obama da bunu çözeceğiz demişti. Bu konuda mesafe alınması isabetli olur’
dedim. Dediğim gibi, Gaziantep’te şu anda bizim askerlerle beraber bir
çalışmanın içerisindeler. Dolayısıyla bu kez bir mesafe alınması mümkün. Şu
anda işte yeni bir dönem başladı. Hedefleri gerçekleştirmeye başlayabiliriz.”


“Bu kez
mesafe alınması mümkün. Yeni dönem başladı” denirken, iki gün sonra şunlar
oldu:


Programında gözükmemesine rağmen ABD’nin
Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Türkiye’den Münbiç’e gitti. Yanında
PKK’ya “Akdeniz’e inme” sözü veren ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı
Joseph Votel de vardı.


Aynı
günlerde ABD Dışişleri Bakanlığı ve CIA’dan bir heyet daha Münbiç’e gitti. Bu
heyetlerin,  Sebdi Şirin’deki ABD askeri karargâhında PKK’nın “tüm
askeri ve siyasi temsilcileriyle” biraraya geldiği ortaya çıktı. 


Görünen
köy, kılavuz istemiyor; Münbiç’te adım adım yeni bir “aldatılma” dönemine
daha giriliyor.


 


ERDOĞAN’DAN “ALDATILMA” TARİFİ


 


Bu
bilinenlerin tekrarının sebeb-i hikmetine gelince;


Erdoğan,
iki gün önce partisinin Meclis Grup Toplantısında “aldatılmaya” ilişkin çok
ilginç bir ifade kullandı. Ne mi söyledi?


MHP’nin af
teklifine itiraz gerekçelerini anlatıp, uyuşturucu suçlarıyla ilgili örnek
verirken, şunları:


“Şu anda
cezaevlerinde 50 binin üzerinde uyuşturucu mahkûmu var. Şimdi soruyorum,
ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum; Allah aşkına bunlara
kader mahkûmu diyebilir miyiz? Efendim işte
Aldatılmış. Aldatılmış ne demek, 6 yaşında 7 yaşında 8 yaşında 10 yaşında çocuk
mu? 
Hepsi de bu işi gayet iyi bilen hem içen, hem satan
hem de bu arada bu işin aracılığını yapan tipler. Bunlara mı kader mahkûmu
diyeceğiz?”


 


İyi, güzel
de koca bir ülkeyi yönetenlerin, bu kadar “aldatılması” nedir;
Kaderimiz mi?!.


 


Müyesser Yıldız