SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER


MUSTAFA BALBAY : Erdoğan, salgını 15 Temmuz gibi kullanmak mı istiyor ???


08 Nisan 2020


Koronavirüs salgınına karşı AKP’nin izlediği yolu
şöyle özetleyebiliriz:


Toplumun reflekslerini dikkate alıp tepkilere göre
önlem almak.


Zira sahra hastanelerinden İstanbul için gerekli özel
adımlara kadar alınması gereken pek çok önlem, kamuoyu baskısı yükselince
alınıyor.  


Bunu tarifi şudur:


AKP krizi çözmekten çok yönetmek istiyor.


AKP’nin pek çok konuya böyle baktığını biliyoruz, ama
bu farklı. Türkiye’nin toplam gücünün kullanılması gereken bir salgın işgaliyle
karşı karşıyayız.


AKP neden böyle bir yol izliyor?


***


Sorunun yanıtı Erdoğan’ın önceki akşamki sözlerinde. Erdoğan,
“Rabb’imizin ‘Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır
olabilir’ diyerek tarif ettiği bir süreçten geçtiğimize inanıyorum”
dedi,
devam etti:


“Yaşadığımız koronavirüs salgınının ardından
dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açıkça görülüyor. Diğer ülkelerin
ve insanların sırtından kendilerine sahte bir refah düzeni kuranların devri
artık kapanıyor. Ekonominin sadece paradan, borsadan, faizden, spekülatif
araçlardan ibaret bulunmadığı, aslolanın yeterli üretim ve adil dağılım olduğu
bir kez daha ortaya çıkmıştır. Devlet ve vatandaşları arasındaki siyasi,
ekonomik ve sosyal ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme giriyoruz…
Eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye, tarımdan enerjiye kadar her alanda inşa
edeceğimiz güçlü altyapının semeresini alacağımız bir devrin eşiğindeyiz…
Asıl büyük mücadelemiz salgın sonrasında başlayacaktır. Üretimi mutlaka
sürdürme vurgusu yapmamızın sebebi budur… Türkiye’nin 2023 hedeflerine
ulaşmasının önündeki engeller adeta kendiliğinden kalkıyor…”


İsim verilmeyip bu sözleri kimin söylediği sorulsa pek
çok kişi şu yanıtı verecektir:


AKP’nin yıllardır izlediği yanlış politikaların
bilincinde olan, paran kadar sağlık, paran kadar eğitim politikalarına karşı
çıkan, bu gidişe alternatif üretme gücündeki bir kişi!


Sanki, 17 yılda Türkiye’ye 1 trilyon dolar sokup,
Türkiye’den 3 trilyon dolar çıkmasını sağlayan başka bir iktidar…


Sanki, bugüne kadar üretimi öteleyen, eğitim, sağlık,
tarım altyapılarını ihmal eden başka bir iktidar…


Sanki, sağlıkta uluslararası tekellerin dümen suyuna
girip üniversite hastanelerini çökerten, sağlık garantili değil, hasta
garantili “şehir hastaneleri” adı altında sağlık işletmeleri yapan başka
bir iktidar…


Sanki, aşı üreten kurumları, SSK’nin ilaç
fabrikalarını satıp Türkiye’yi ilaçta çokuluslu şirketlere muhtaç eden başka
bir iktidar…


Sanki, yerli tohum üretmeyi suç sayan başka bir
iktidar…


Şimdi AKP geldi, bu kötü gidişe dur diyecek yepyeni
bir gelecek vaat ediyor!


***


Gün gerçekten de Türkiye’nin bütün gücünü
birleştirerek bu salgını yenme, devamında sosyal hukuk devletini ilkesine göre
yenilenme günü…


Ancak yukarıda özetlediğimiz tablo, AKP’nin bu süreci
de iktidarını güçlendirme, parti devleti kavramından öte partiyi tümüyle devlet
yerine koyma hedefinde olduğunu gösteriyor. 


Akla, “15 Temmuz’u Allah’ın bir lütfu olarak”
görme anlayışını getiriyor.


Türkiye’nin parlamenter sistemden uzaklaştıkça
krizlere, belirsizliklere yaklaştığını yaşayarak gördük. 


Koronavirüs salgını sürecinde ve sonrasında da aynı
anlayışın izlenmesi daha kötü sonuçlar verecektir.


Erdoğan’ın Tekâlif-i Milliye’ye bu kadar çok sarılması
aslında devlet hazinesinin ne durumda olduğunu gösteriyor. Gerçeği ancak bu
yolla anlatabileceğini düşünmüş olmalı!


Erdoğan’ın çok dara düşünce bile olsa Atatürk’ü anması
güzel…


Ama anmak yetmez anlamak gerekir… Tekâlif-i
Milliye’de Atatürk’ü ya yanlış anladı ya da kendi istediği gibi anlamak
istiyor. 


Atatürk, “zaferden sonra ödenecek” diye o adımı
attı. Üç kelimede iki büyük mesaj var:


1- Zaferden emin…


2- Ödenecek…


İkisini de 2 yıl içinde gerçekleştirdi…


Sizin 18 yılda geldiğiniz nokta ise ortada…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir