SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER

Araştırmacı
ve Siyaset Uzmanı Mehmet Hakan DOĞAN‘ın,
zihinlerden kolay kolay silinmeyecek, belge niteliğindeki yazısı:

AK PARTİ’NİN VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN GÜNAH DEFTERİ

Her
Türk vatandaşı gibi ben de 24 Haziran’da sandık başına gideceğim. Hiçbir baskı
ve yönlendirme olmaksızın hür irademle oyumu kullanacağım inşallah. Seçimin,
şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Mesleğim
gereği yıllardır sokaklarda, caddelerde, işyerlerinde ve meydanlardayım. Benim
işim, siyasî gözlemlerde bulunmak, halkın nabzını tutmak, analizler yapmak ve
doğru sonuçlara gitmek. Her seçimde olduğu gibi yine işimin başındayım. Güzel
ülkemizi il il, ilçe ilçe geziyorum. Bugün bu yazımda siyasî gözlem, nabız
tutma, analiz yapma ve sonuç tahmin etme gibi bir çalışmanın içine
girmeyeceğim. Bir vatandaş olarak bugün kendi ruh ve gönül dünyamı
sorgulayacağım. Sanıyorum bir kul olarak bu benim doğal hakkım.

16
yıllık iktidarında, değişik zamanlarda Ak Parti’ye oy verdim. Başka partilere
de oy verdim. Her oy tercihinde, aklımı, vicdanımı, gönlümü, beynimi ve özümü
dinledim. Hiçbirinden pişman değilim. Yine pişman olmamak için bütün
samimiyetimle her türlü sorgulamayı yapıp, Allah’ın huzurunda hesap verirken
kolay hesap vermeyi arzu ediyorum. Cenabı Hak, bu yaklaşımım ve içtenliğim
dolayısıyla bu imtihanımı da kolay kılar inşallah.

Bir
büyüğümden dinlemiştim, çok çarpıcı bir benzetme yapmıştı, hiç unutmuyorum.
Demişti ki: İnsan hiç olmazsa bir tavuk titizliğinde olmalı; tavuklar çamurun,
pisliğin içinden işine yarayanı alır, gerisini bırakır. Ne muhteşem bir teşbih,
ne güzel bir örnek. Zaten hayvanlar dünyasını incelediğimizde, her hayvanın
insandan daha ileri düzeyde bir özelliğine rastlamıyor muyuz? İnsandan daha
hızlı koşan, insandan daha hızlı yüzen, insandan daha hızlı koku alan, insandan
daha hızlı gören, insandan daha hızlı yiyen hayvanlar var. Neyse, konumuz bu
değil. Ben bu seçimde en az, bir tavuk kadar titiz olacağım. Başkaları beni
ilgilendirmez.

Benim
konum şu: Bu seçimde Ak Parti’ye oy verecek miyim, vermeyecek miyim? Biraz
garip, tuhaf geldi değil mi? Bu nasıl bir soru, seçime sadece Ak Parti mi
giriyor, diğerleri hakkında niye bir yorum yapmıyorsun, daha genel bir soru iyi
olmaz mı kardeşim, diyebilirsiniz. Haklısınız. Ancak ben kendimi sorguluyorum,
kendi kalbimi dinliyorum, kendi içimden geçenleri masaya yatırıyorum. Bir
vatandaş olarak Ak Parti’ye devam mı, diyeceğim; tamam mı, diyeceğim? Devam
dersem neden; tamam dersem, neden? Sormak, akletmek, kıyaslamak, yorumlamak,
sonuca gitmek benim hem meslekî vazifem hem de insanî duruşumdur.

Eğer
bir konuda evet-hayır, devam-tamam, iyi-kötü gibi iki seçenekli bir durumla
karşılaşırsanız en pratik yol şudur: Elinize bir kalem kağıt alırsınız, sayfayı
yukarıdan aşağıya ikiye bölersiniz. Bir tarafa evet, bir tarafa hayır; ya da
bir tarafa devam bir tarafa tamam; veyahut bir tarafa iyi, bir tarafa kötü
yazarsınız. Yani, bir tarafa olumlulukları, bir tarafa olumsuzlukları
yazarsınız. Hangi tarafın liste uzunluğu çoksa tercihinizi o yönde
kullanırsınız. Ben de öyle yaptım. Bir tarafa Ak Parti’ye oy vermemin
gerekçelerini yazdım, bir tarafa ise vermememin sebeplerini yazdım. Bugünkü
tarih itibariyle, vermememin sebepleri, vermemin gerekçelerini ikiye katlamış
durumda..

Ak
Parti ile ilgili evet, devam, iyi ve olumluluk bildiren gerekçe listemin neredeyse
tamamı 2002-2010 yılları arasını kapsıyor. Yapısal reformlar, yatırımlar,
yasaklarla mücadele, yenilik, değişim, vatandaşa verilen değer, dış politikada
diplomatik dil ve doğru diyalog, sade, samimi ve hizmet düşüncesi ile yapılan
güzel çabalar… Ancak; hayır, tamam, kötü ve olumsuzluk bildiren sebepler
listeme baktığımda 2010-2018 yılları arasında yoğunlaştığını görüyorum. Yani;
yanlış adımlar, yanlış yönlendirmeler, yanlış yatırımlar, yanlış dil, yanlış
düşünce, yanlış bakış açısı sonucu; yolsuzluk, israf, şatafat, depdebe, gurur,
kibir, ehliyetsizlik, liyakatsizlık, öngörüsüzlük, tarafgirlik ağır basmış, güç
zehirlenmesi baş göstermiş ve çürüme başlamış.

Bunun
sosyo-psikolojik ve sosyo-politik izahları, ayrı bir yazının konusudur. Bu
kısma hiç girmeyelim. Daha anlaşılır, daha müşahhas, daha belirgin
olumsuzluklar listesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Ak Parti ile ilgili
aşağıda sıraladığım listedeki konular, 16 yıl boyunca gözümüzün önünde cereyan
eden, bilgi, belge ve arşivleri ile herkesçe malûm olan konulardır. Belki bu
liste, Kanunî’nin mezarına, Şeyhülislamdan aldığı fetvaları koydurtma isteği
gibi de algılanabilir. Allah’a hesap verirken elde sağlam gerekçeler olsun.
Tabi bu listedeki her bir madde, ayrı bir yazının, ayrı bir makalenin konusu
olacak kadar hatta her biri için kitap yazılacak kadar uzun konular.

İşte
Ak Parti’nin ve onun kurucusu, lideri, yönlendiricisi, baş aktörü Recep Tayyib
Erdoğan’ın günah defteri:

1- Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi
(BOP) Eş Başkanlığı ve Emperyalizmin Ortadoğudaki Maşalığı

2- Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) İle, 10 Yıllık Yol
Arkadaşlığı, Kan Kardeşliği ve Ruh İkizliği

3- Açılım Süreci, Habur Rezaleti, Oslo Kepazeliği,
İmralı (Öcalan) Dostluğu, Dolmabahçe Mutabakatı

4- Kıbrıs Politikasında Rauf Denktaş’a Karşı Annan
Planı’nın Savunulması ve Evet Kararı

5- Yunanistan Tarafından, Ege’de 18 Adamızın
İşgaline Karşı Sessiz Kalınması

6- Yanlış Ortadoğu Politikası, Suriye Rejimini ve
Esad’ı Düşman İlan Etme, ABD ve Batı’nın Suriye’yi Parçalama Planına Alkış
Tutma

7- ABD’nin Irak’a Girmesine ve 31 Mart Tezkeresi’ne
Destek Verilmesi

8- Recep Tayyip Erdoğan’a ABD’de, Yahudi Üstün
Cesaret Madalyası ve Yahudi Üstün Cesaret Ödülü’nün Verilmesi

9- Müslüman Kardeşler, El Kaide, Hamas, IŞİD, Nusra,
Ahrar El Şam ve PKK Seviciliği

10- PYD Terör Örgütü Sözde Lideri Salih Müslim’in,
Ankara’da Kırmızı Halılarla Karşılanması ve Sonra Terörist İlan Edilmesi

11- Sürekli Değişen Dış Politika Yanlışlığı, Sürekli
Eksen Kayması, Sürekli Dış Düşmanlar Üretme Hastalığı, Sürekli Dış Güçlere
Bağlanan Hatalar

12- Ergenekon ve Balyoz Davalarıyla Türk Silahlı
Kuvvetlerinin Belinin Kırılması, Türk Milliyetçisi, Vatansever, Atatürkçü
Askerlerin Tasfiyesi

13- Kozmik Odanın Kapılarının FETÖ Savcılarına
Açılması, Devletin En Gizli Sırlarının Deşifre Olmasına Seyirci Kalınması

14- Yolsuzluk, Hırsızlık, Vurgunun Ayyuka Çıkması ve
Kamu Malının Yandaşlar Tarafından İç Edilmesine Ortak Olunması

15- Ehliyet ve Liyakatin Rafa Kalkması, Torpilin Normal
Hale Gelmesi, Devletin En Üst ve En Kritik Yerlerine Kendi Adamlarının
Yerleştirilmesi

16- Adalet Anlayışının Yerle Bir Edilmesi ve
Evrensel Hukuk Nizamının Ortadan Kaldırılması

17- Yargı Bağımsızlığına Gölge Düşürülmesi,
Mahkemelerin, Savcı ve Hakimlerin Tartışılır Hale Gelmesi

18- Kalkınmanın Sadece İnşaat Olarak Görülmesi;
Eğitim, Kültür, Bilim ve Sanatın Yok Sayılması

19- Devletin En Stratejik Kurumlarının Özelleştirme
Adı Altında Satılması ve Yandaş Firmalara Peşkeş Çekilmesi

20- Kamu İhale Yasası’nın 16 Yılda 186 Defa
Değiştirilmesi; Yasaya Göre Firma Değil, Firmaya Göre Yasa Düzenlemesi

21- Eğitime Gereken Değerin Verilmemesi, Sürekli
Değişen Sınav Sistemleri ve PİSA Sonuçları

22- Toplumun Bölünmesi, Ötekileştirilmesi ve Kendi
Dışındakilere Vatan Haini, Düşman Gözüyle Bakılması

23- Milliyetçiliğin Ayaklar Altına Alınması,
Andımızın Kaldırılması ve Milliyetçiliğin Irkçılık (Kavmiyetçilik) Gibi
Görülmesi

24- Millî ve Manevî Değerlerin İstismarı,
Sömürülmesi, Kur’an’ın Meydanlarda Sallanması ve Muaviye Zihniyeti

25- İslam Ahlakının Temel İlkelerinin Yıkılması ve
Dindarlığın Değil, Dinciliğin Tercih Edilmesi

26- Aile, Eş, Dost, Yakınlarının Zenginleşmesi ve
Belli Bölgelerden Biatçı Müteahhitletin, İş Adamlarının Türemesi

27- İsraf, Saçıp Savurma Politikası ve Devlet
Kaynaklarının Çarçur Edilmesi

28- Çankaya’dan Vazgeçilerek Saray Yaptırılması ve
Devlet İtibarının Gösterişli Binalar Olarak Görülmesi

29- Şatafat, Depdebe, Gösteriş Düşkünlüğü ve
Mütevazı Yaşamdan Vazgeçilmesi

30- Yandaş Basın Oluşturularak Tek Tip Medya
Düzeninin Kurulması ve Farklı Seslerin Kısılması

31- Şehirlerin Betonla Çirkinleştirilmesi, Estetik
Mimarinin Oluşturulamaması ve İstanbul’un Tarihî Silüetinin Bozulmasına Bile
Göz Yumulması

32- Tarım ve Hayvancılığın Yok Edilmesi, Türk
Çiftçisinin Üretemez Hale Gelmesi ve Etin Dahi Sırbistan’dan Alınması

33- İşsizliğin Sürekli Artması, Genç İşsiz Sayısının
Çoğalması, Gerçekte % 20’lerde Olan İşsizliğin % 12 Gibi Gösterilmesi

34- İş Sağlığı ve Güvenliğinin Yetersizliği, Ölümlü
İş Kazalarında, Türkiye’nin Avrupa’da Birinci, Dünyada Üçüncü Olması

35- Orta Sınıfın Yok Edilmesi ve Zenginin Daha
Zenginleşmesi Fakirin Daha Fakirleşmesi

36- Düşünce ve Kanaate Pranga Vurulması,
Fikirlerinden ve Yazılarından Dolayı Binlerce İnsanın Hapishaneyi Boylaması

37- Demokrasi ve Özgürlük Alanlarının Daraltılması
ve Muhaliflere Baskı Uygulanması

38- Kur’an’ın, Dolayısıyla Allah’ın Reddettiği Tek
Adamlık Düşüncesinin Meşrulaştırılması

39- Devlete; Mezhep,Tarikat ve Cemaat Güçlerinin
Yerleştirilmesi ve Oy Uğruna Onların Desteklenmesi

40- Devlet Adamı Anlayışının Kaybolması ve Popülist
Politika Yürütmenin Tercih Edilmesi

41- Yerleşmiş Parlamenter Sistemin Yıkılması ve
Dünyanın Hiçbir Yerinde Uygulaması Görülmeyen Bir Başkanlık Sisteminin
Getirilmesi

42- Cumhuriyet Değerlerine ve Atatürk’e Gösterilen
Düşmanlığa Sesiz Kalınması

43- Doların ve Euro’nun Aşırı Yükselişi ve
Vatandaşın Her Geçen Gün Daha Yoksullaşması

44- Meydanlarda Faize Karşı Olunduğu Söylenmesine
Rağmen, Faizin Yükseltilerek Lobilere Teslim Olunması

45- Hiçbir Aklî ve Mantıkî Gerekçesi Olmadığı Halde
Üniversitelerin Bölünmesi

46- Stratejik Bir Alan Olan Şeker Fabrikalarının
Satılması ve ABD Merkezli, Çok Uluslu Cargill Şirketine Teslim Olunması 

47- Türkiye’nin Dış Borç Stokunun 453 Milyar Dolar
Olmasına Rağmen IMF’ye Borcumuz Yoktur, Diyerek Algı Yaratılması ve Halkın
Kandırılması

48- Seçim Vaadi Olarak “Millet
Kıraathaneleri” Gibi Son Derece Komik ve Basit Bir Projenin Sunulması

49- En Ağır Hakaretleri Yapmalarına Rağmen, FETÖ
Davalarında Doğu Perinçek’e; Makamı Kaybetmemek Uğruna İse Devlet Bahçeli’ye
Teslim Olunması

50- FETÖ İle İltisakı Olması Sebebiyle Görevden
Alınan Belediye Başkanları İçin Hukukî Bir Süreç Başlatılmaması

51- FETÖCÜ Öğretmen, Hemşire, Savcı, Hakim, Polis,
Asker, Memur, İşadamı, Esnaf, Baklavacı Bulunmasına Rağmen, Kendi İçlerindeki
Siyasî FETÖ’ye Dokunulmaması

52- RTE’nin, Üniversite Diplomasının Tartışılmasına
Açıklık Getirememesi ve Üniversiteden Bir Tane Arkadaş Bile Gösterememesi

53- Ankara’daki Saray Yetmiyormuş Gibi Bir de
Marmaris Okluk Koyu’na 300 Odalı Yazlık Saray Yapılması

Elimi
vicdanıma koydum, aklıma danıştım, özümü dinledim, listeye baktım; bu saatten
sonra Ak Parti’ye, Recep Tayyip Erdoğan’a ve şürekasına oy vermem mümkün
değil.. Öbür dünyada her şeyden hesaba çekecek olan Allah, bunları bana sormaz
mı?

Mehmet
Hakan DOĞAN






































































































































































































































































Araştırmacı
ve Siyaset Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir