SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER


ÖZEL BÜRO
NOTU :
ŞU ANA
KADAR GÖREVİMİZ GEREĞİ MUHALEFETTE KALARAK HÜKÜMETİN EKSİK POLİTİKALARINI,
YANLIŞLARINI, YOLSUZLUKLARINI VE USULSÜZLÜKLERİNİ YAZDIK DURDUK. PEKİ NEDEN BUNU
YAPTIK. TAYYİP ERDOĞAN VE AK PARTİ DÜŞMANI OLDUĞUMUZ İÇİN Mİ YAPTIK ? YOKSA CHP’Lİ
VEYA İYİ PARTİ’Lİ OLDUĞUMUZ İÇİN Mİ YAPTIK. CEVAP HİÇ BİRİ. YAPTIK ÇÜNKÜ BİZİM
İÇİN NE TAYYİP ERDOĞAN’IN SİYASİ GELECEĞİ, NE DE AK PARTİNİN BAŞARISI YADA
BAŞARISIZLIĞI ÖNEMLİDİR. YURTSEVER OLARAK TABİKİ ÖNEMLİDİR AMA GAZETECİ
HASSASİYETİ AÇISINDAN NÖTR KALIRIZ. HEP SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ BİZ PARTİLERÜSTÜYÜZ.
VE BİZİM İÇİN ŞU PARTİNİN YADA BU PARTİNİN NE YAPTIĞINDAN ÇOK MİLLİ
MENFAATLERİMİZ ÖNCELİKLİDİR. BİZ BUNA BAKARIZ. MİLLİ EĞİTİMDE, HAZİNE VE
EKONOMİDE, MİLLİ SAVUNMADA, DIŞ POLİTİKADA VE DİĞER ÜLKEYİ İLGİLENDİREN TÜM
MİLLİ KONU VE SORUNLARDA BİZİM ÖNCELİĞİMİZ MİLLİ MENFAATLERDİR. ŞU VEYA BU
PARTİ GELİR GEÇER. BİZ KİM BU KONULARDA İYİ ÇALIŞIR, DOĞRU İŞ YAPARSA ONUN
YANINDA YER ALIR VE ALKIŞLARIZ. AMA KİM Kİ YANLIŞ İŞLER YAPAR, SORUNLARI ÇÖZMEK
YERİNE ARTIRIRSA ONU DA PARTİBAĞIMSIZ KIYASIYA ELEŞTİRİRİZ. BİZ YURTVERİZ VE
KİMSEDEN DE İCAZET ALMAYIZ. KİMSEYE KALEMİMİZİ KİRALAMAYIZ. BUNU BÖYLE
BİLİRSENİZ BİZİ DAHA İYİ TANIMIŞ OLURSUNUZ. ŞİMDİ BAZI YENİ ÜYELERİMİZ MESAJ ATIP
“BİZE NEDEN
İYİ ŞEYLERİ YAZMIYORSUNUZ, NEDEN AK PARTİ CENAHINDAN HABER İLETMİYORSUNUZ”
DİYORLAR. DAHA ÖNCE ÇOK DEFA İLETTİK.
İŞTE ŞİMDİ YİNE BU HABER İLE YAYIN POLİTİKASINA TAMAMEN ZIT OLDUĞUMUZ BİR GAZETEDEN
AKİT’TEN HABER İLETİYORUZ. BU HABER İLE
SANIYORUM AK PARTİ VE TAYYİP ERDOĞAN DÜŞMANI OLMADIĞIMIZ BİR KEZ DAHA
ANLAŞILMIŞTIR. BİZİM İÇİN 3 İLKE VAR. HABERİN DOĞRU OLMASI, İÇERİĞİNİN
AYDINLATICI OLMASI VE KAYNAĞININ BELİRLİ OLMASI. BU İLKELER VARSA İÇERİĞİNE
KATILMASAKTA SİZLERİN BİLGİ SAHİBİ OLMASI MECBURİYETİNE BİNAEN YAYINLARIZ. BÖYLE
BİLİNE.


Güngör
Ulusoy  : “Devrimci” Erdoğan !!!


Gazetemiz okurlarından Güngör Ulusoy, ““Devrimci”
Erdoğan!!” başlıklı yazısını bizimle paylaştı.


Güngör Ulusoy/İzmir


3 Kasım 2002 yılı milletvekili genel seçimlerinde
milletin oyuyla tek başına iktidara gelen ve ilk 5 yıl, stratejik ve
taktiksel plan gereği büyük bir sabırla putlara ve tabulara dokunmadan, onları
ürkütmeden bozulan ekonomiyi düzeltmek için mücadele veren ve her attığı adımla
umut olmayı sürdürmeyi başaran, milletin teveccühünü kazanarak gücüne güç katan
ve yine her girdiği seçimlerden oylarını arttırarak zaferle çıkan Recep Tayyip
Erdoğan’a derin devletin müdahale etmesi kaçınılmazdı. Çünkü kendilerini
bekleyen akıbeti hissetmişler. Hatta geç bile kalınmanın telaşıyla alelacele 27
Nisan 2007 tarihinde gece saat 23:20’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) resmi
web sitesinin Basın Açıklamaları ve Duyurular kısmında “e-muhtıra” olarak
nitelendirilecek olan bildiriyi yayınlandılar.


Ancak karşılarında alışıla gelmiş sıradan bir lider
olmadığını, 28 Nisan saat 15:15 de, cuntacıların kaleme aldığı yazıya
cevaben ve mealen başkomutan sıfatıyla; anayasanın kendisine tanıdığı
hakkı kullanarak askere tabiri caizse, “askeeer hazır ool geriye dön
istikamet kışla, uygun adım ileri marş-marş” komutu vererek derin
devletin silahlı gücü olan, TSK içinde yapılanmış çetelerin siyasete müdahale
etmesini önlemiş ve cuntacı generallere hadlerini bildirmiştir.


Erdoğan’dan önce başbakanlık yapmış bazı “liderler”,
derin devleti tanımlarken kontrgerilla, özel harp dairesi, gladio gibi
isimlerle ifade etmeye çalışmışlardır. Ancak bu güçlü yapının tasfiyesine
yönelik adımları atmaya cesaret edememişlerdir. Ya da etmemişlerdir. Çünkü bu
ülkede cuntacı generallerden kara kuvvetleri komutanı kendisini yer tanrısı, hava
kuvvetleri komutanı gök tanrısı, deniz kuvvetleri komutanı da deniz
tanrısı olarak görüyordu. Bu nedenle, halk tarafından seçilerek iktidara gelen
bu “liderler” hiçbir zaman muktedir olamamışlardır.


Oysa Recep Tayyip Erdoğan “La ilahe İllallah”
diyerek bütün putları yıkıp şimdiden tarihe geçmeyi hak etmiş bir lider olmayı
başarmıştır.


Derin devlet bilindiği gibi üç saç ayağı üzerine
inşa edilmiştir. Diğer ayaklardan olan ve  gücünü TSK içinde yuvalanmış bu
çetelerden güç devşirmek suretiyle sağlayan tröst sermaye ve medya tekeli
de, kızıl-yeşil sermaye kompleksine takılmadan ülkeye çekilen yabancı sermaye
hamlesiyle bertaraf edilmiştir.


Böylelikle döşenmiş ilk sıra mayınların temizlenip,
daha sonraki mayınların temizliği için alan açılması sağlanmıştır. Türkiye’nin
içindeki Amerika’ya bağlı olarak çalışan bu firavuncuklar bir bir tasfiye
edilirken dışardaki büyük firavunla da mücadele, dünya beşten büyüktür
mottosuyla yürütülmekte ve Türkiye, Rusya, İran, Çin gibi güçlü ülkelerin
senkronize olarak bir araya gelmesiyle dünyanın güç dengesinin batıdan doğuya doğru
kaydığını ve bu durumunda emperyalist devletler aleyhine dönüştüğünü
söyleyebiliriz.


Türkiye’de ve dünyada bunlar yaşanırken, geçmişte her
yol devrim sloganıyla Amerikan bayrağını yakan, emperyalizme karşı omuz
omuza…nutuklarıyla kitlelere yön vermeye çalışan, Rusya’yı, Çin’i, Küba’yı
kendilerine kıblegâh edinen ve aynı zamanda yine kendisini komünist veya sosyalist
olarak tanımlayan, devrimci Deniz Gezmiş ve Che Guevara tişörtleriyle dolaşan
solcular; yıllar sonra Rusya ile her alanda işbirliğine giden ve Rusya’dan hava
savunma sistemleri satın alan, Çin ile ilişkilerini en üst seviyeye çıkaran,
Küba’yı, sağlık alanında birlikte çalışalım diye Türkiye’ye davet eden ve
yaptığı devrimlerle “devrimci” sıfatı kazanan Recep Tayyip Erdoğan’ı, kaderin
cilvesi midir bilinmez Amerika’ya bağlı taşeron terör örgütleriyle CHP çatısı
altında toplanarak, yok etmenin mücadelesini vermektedirler. Bu tipitip,
fırıldak, nostaljik ve romantik devrimcilere münafıklar demekten başka
söylenecek bir söz kalmamıştır.


İt ürür, kervan yürür. Yeni “devrimler” için durmak
yok, yola devam.


KAYNAK : https://www.yeniakit.com.tr/haber/devrimci-erdogan-920927.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir