YILMAZ ÖZDİL : MHP

​44 yaşındasınız.


Evlisiniz.


Üç çocuğunuz var.


Maaşınız 2 bin 500 lira.


Piyango vurdu…


100 bin dolar çıktı.


Ne yaparsınız?




2 bin 500 lira maaştan yemeyip içmeyip ayda bin lira biriktirseniz, bu
paraya anca 20 sene sonra sahip olabilirsiniz, 20 sene… Ama dedim ya, piyango
vurdu, şak diye 100 bin dolar çıktı, ne yaparsınız?




Nuri
Okutan…


Sakarya
valisiydi.




Valiler genellikle “nasıl yaparım da altıma bir tane daha mercedes
makam otomobili çekerim” diye kafa yorarken, bu vali “nasıl yaparım da bir
çocuğun daha okumasını sağlayabilirim” diye kafa yoruyordu.




Soyadı
üstündeydi. Okutan’dı.




Sakarya’dan önce Siirt valisiydi. Kalıpları kırdı, sıradışı yöntemlere
başvurdu, özellikle kız çocuklarının okumasını teşvik eden muhtarları protokole
aldı, onore etti, yöresel gerçekleri kullandı, kızını okula gönderen babalara
altın hediye etti, yeni yeni makam otomobilleri alacağına, valiliğe ait iki
mercedes, iki mazda ve bir cherokee cipi sattı, eğitim için harcadı, bölgenin
tarihinde görülmemiş sayıda kız çocuğunun okula başlamasını sağladı.




Siirt’ten Sakarya’ya geldi, okul öncesi eğitim oranı yüzde 7’ydi,
yüzde 90’a çıkardı! Gelişme hızında Türkiye şampiyonu yaptı. Valiliğin maddi
manevi tüm imkanlarını dar gelirli ailelerin çocukları için kullandı, okuma
kültürünün yaygınlaşması için kampanyalar yaptı, Sakarya kütüphanelerindeki
kitap sayısını 1 milyon 800 bine çıkardı.




Bu müthiş kişisel çaba ve kişisel başarı, Vehbi Koç Vakfı’nın
dikkatini çekti. Vehbi Koç Vakfı ödülü, 100 bin dolarlık para ödülüyle
birlikte, kız çocuklarının eğitimine katkılarından ötürü Nuri Okutan’a verildi.




Anasının ak sütü gibi helal paraydı, son kuruşuna kadar güle güle
harcasın diye verildi.




Ne yaptı Okutan?


Kendisine verilen bu parayı, kendi ailesi için kullanmadı, kendi
çocukları için kullanmadı, tek kuruşuna bile dokunmadı, memleketin tüm
çocuklarına katkısı olsun diye, okul yaptırmak için bağışladı.




Sakarya Camili Mahallesi’ndeki inşaatı derhal başlattı. Pekçok firma
benim de tuzum bulunsun dedi, ücretsiz mal verdi. Vehbi Koç Vakfı bu onurlu
tavrı daha da desteklemek için 50 bin dolar daha gönderdi. 100 öğrenci kapasiteli
okula “Fatmana Anaokulu” adı verildi.




Isparta Eğirdir’de yaşayan Fatmana, Nuri Okutan’ın anacığıydı. Oğlunun
ödül aldığını duyunca “bilirim ben, benim oğlan o parayı çocuklara harcar”
demişti. Haklıydı.




İnşaat bir sene sürdü. Maalesef, Fatmana’nın ömrü vefa etmedi.
Tamamlanmasına bir ay kala rahmetli oldu. Ama eminiz ki, bu evladı yetiştiren
mübarek ana, okulun açılışını cennetten gülümseyerek seyretti.




Sakarya’dan sonra Trabzon ve Şanlıurfa valiliği yapan, Birleşmiş
Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’in uluslararası raporunda “örnek model”
olarak gösterilen, eğitime katkı açısından UNICEF literatürüne “Nuri Okutan
Modeli” olarak geçen Nuri Okutan… Akp’nin yandaş valilerine yer açılması için
2011’de kızağa çekildi. Kariyerinin zirvesinde, gelmiş geçmiş en başarılı, en
namuslu valilerden biriydi ama, adeta sihirli bir el tarafından defterden
silindi.




Vatandaşa “gavat” diyeni vali yaptılar, 25 şehit morgta yatarken poz
vererek sucuk hediye edeni vali yaptılar, TC’yi kaldırtanları vali yaptılar,
Öcalan’ı takdir ediyorum diyeni vali yaptılar, 10’uncu Yıl Marşı yerine akpnin
seçim şarkısını çaldırtanı vali yaptılar, ilkokulları denetlerken tahtaya
Türkçe yerine Arapça yazı yazanları vali yaptılar. Nuri Okutan’ı bir daha asla
vali yapmadılar.




Çünkü suçu büyüktü… “Kadın erkek eşitliği fıtrata ters”ken, kız
çocuklarının okutulması ve “eşit birey” olmaları için çaba harcıyordu.




Profesör Türkan Saylan, Nobel ödüllü Profesör Aziz Sancar, Profesör
Filiz Ali, Profesör Mehmet Özdoğan, Profesör Turgay Dalkara, Profesör Nermin
Abadan Unat, Profesör Gökhan Hotamışlıgil, Profesör Zeynep Çelik, Profesör Ali
Nesin, Profesör Kamil Uğurbil ve Profesör Zeynep Ahunbay’ı ödüllendiren Vehbi
Koç Vakfı’ndan Türkiye’nin en prestijli ödülünü alarak… Topluma örnek insan
olma gafletinde bulunmuştu!




Vatandaşın yoğun talebi üzerine, gönlündeki partiden, MHP’den siyasete
girdi, Isparta birinci sıra adayı oldu, partisinin oylarını arttırarak
milletvekili seçildi. TBMM’de bireysel eşitlik misyonunu sürdürdü, Kadın Erkek
Eşitliği Komisyonu üyesi oldu.
 

Milletvekili yeminine sadık kaldı.

Başkanlık sistemi referandumu için tüm milletvekillerine hitaben bir
mektup kaleme aldı, TBMM’ye çağrıda bulundu.




“Önerilen sistem, dikta rejimidir, seçilmiş diktatörlüktür, Türkiye’yi
çöküşe götürür, Türkiye’nin ihtiyacı cumhurbaşkanının güçlendirilmesi değil,
parlamenter sistemin güçlendirilmesidir, Türkiye’de demokrasi, insan hakları,
özgürlükler, adalet ve hukuk devleti açısından büyük bir geriye gidiş söz
konusudur, tarih nehir gibidir, hep ileriye doğru akar, tarihi geriye doğru
akıtmaya çalışmak beyhudedir, yürekten inanıyorum ki, tarih hükmünü icra edecek
ve bu geriye gidişten dönülecektir, tek dileğim, devletimize milletimize
pahalıya patlamadan, yol yakınken dönülmesidir” dedi.




“Hayır” dedi.




Ve dün… Meral Akşener, Ümit Özdağ, Sinan Oğan, Yusuf Halaçoğlu, İsmail
Ok gibi, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali, MHP’den ihraç edildi.




Onuncu köyden sesleniyorum… 

Akp güya defterden silmişti.


Milletin egemenliği sahip çıkmıştı.


Bahçeli güya defterden sildi.


Adım gibi eminim, neticesi aynı olacak.


*


Çünkü, sağcı solcu, ülkücü devrimci, milli görüşçü ulusalcı meselesi
değildir bu…


Saray mı, meclis mi?


Biat mı, birey mi?


Tek adam mı, hepimiz mi?


Koltuk mu, devletin bekası mı?


Şahsi menfaat mi, toplum yararı mı?


Bunun seçimidir.