Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Bülent
ERANDAÇ : Erdoğan‘dan Yeni Dünya Stratejik Hamleleri


13 Nisan 2020


Türkiye’de ilk koronavirüsten ölüm 11 Mart’ta meydana
geldi. Dünyada olduğu gibi Türkiye topraklarında da, bir hayalet dolaşmaya
başlamıştı. Olağanüstü tedbirler ardı ardına alınmaya başladı. Aradan bir hafta
geçtikten sonra, korona sonrası dünyanın eskisi gibi olmayacağı yüksek sesle
konuşuluyordu.


TARİH:26 MART 2020


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, ulusa seslendi.
Çok önemli, geleceği çok yakından ilgilendiren mesajlar verdi:


‘’DÜNYADA YENİ BİR SİSTEM KURULACAK. Dünya bu salgın
hastalığın ardından hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yepyeni bir küresel,
siyasi, ekonomik, sosyal sistemin inşa edileceği bir döneme doğru gitmektedir.
Türkiye olarak bu yeni döneme çok büyük avantajlarla ve güçlü bir altyapıyla
giriyoruz. Önümüzdeki 2023 hedeflerimize umduğumuzdan daha kısa sürede
ulaşabileceğimiz bir fırsat duruyor. Aydınlık yarınlar bizi bekliyor. Tedbir
bizden, mücadele bizden, ferasetli davranmak bizden, takdir Allah’tandır. Her
meselemizde olduğu gibi Rabbimizin yardımının bu sıkıntımızda da yanımızda
olacağından şüphe duymuyoruz’’


O günden başlayarak Türkiye’nin düşünen beyinleri,
yarınların dünyasına yönelik öngörülerini daha sık açıklamaya başladılar.


Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan’ın, korona sonrası yanı dünya oluşumlarında Türkiye’nin
önünü açacak hamlelerini başlattığı gözlendi.


Başkan Erdoğan (10 Nisan 2020) yaptığı 2 stratejik
hamleyle Asya’dan İngiltere’ye uzanan bir hatta yanı denklem kurmaya yöneldi.


Stratejik 2 hamlanın sonuçlarını korona sonrası daha
net olarak göreceğiz. Erdoğan’ın derinlikli, özellikli hamlelerinin ruhu şöyle:


1)Türk devletlerine seslendi. Geleceği
işaret ederek, ’’SALGIN SONRASI İÇİN HAZIRLANMALIYIZ’’


2)İngiltere Başbakanı Boris Jonhson’a
çok anlamlı ve derinliği olan, KÜRESEL YENİ OLUŞUMLARA işaret eden bir mektup
gönderdi.


ASYA HATTI TAHKİMATI


Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk
Keneşi-Türk Konseyi) koronavirüs gündemiyle olağanüstü toplandı. Toplantıya
telekonfreransla katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu savaşı
elbette kazanacağız. Salgın sonrası için de hazırlık yapmalıyız. Bu şekilde bir
hareket tarzı benimsenmesi konseyimizin uluslararası görünürlüğünü
belirginleştirecek ve küresel gücünü arttıracaktır.” ifadelerini kullandı.


Zirveye Cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan,
Azerbeycan- İlham Aliyev, Kazakistan- Kassym-Jomart Tokayev, Kırgızistan
-Sooronbay Ceenbekov, Özbekistan -Şevket Mirziyoyev, Türkmenistan – Kurbankulu
Berdimuhammedov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban katıldı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın derinlikli konuşması:


TÜRK DÜNYASI OLARAK DAHA GÜÇLÜ ÇIKACAĞIZ


‘’Allah’ın izni ile bu savaşı elbette kazanacağız.
Ardından da yeni bir dünya gerçeği ile karşı karşıya kalacağız.


Bu nedenle mücadelemizi sürdürürken diğer taraftan
salgın sonrası dönem için hazırlık yapmalıyız.


Sağlıktan ticarete, ekonomiden toplumsa psikolojiye,
gelişmelere bütüncül şekilde yaklaşmalı, işbirliği alanların tespit ederek
gerekli adımları atmalıyız.


Bu minvalde salgın ile ilgi sorunlara çözüm üretmek,
bilgi tecrübe paylaşımında bulunmak, ayrıca salgın sonrası döneme ait
stratejiler üretmek amacıyla ulusal kriz merkezlerimiz arasında bir eş güdüm
işbirliği mekanizmasının kurulmasını öneriyorum.


Bu şekilde bir hareket tarzı benimsenmesi konseyimizin
uluslararası görünürlüğünü pekiştirecek, küresel çapta ağırlığını
arttıracaktır.”


Türk Devletleri Zırvası’nın önemli bir köşe başı da,
Macaristan Türk Konseyi’nin daimi uyası olmasıydı. MACARISTAN BAŞBABAKNI
ORBAN’IN TÜRKLÜĞÜ TESCIL EDILDİ.


Bundan sonra BUDAPEŞTE’DEN ÇİN SEDDINE KADAR BIRLEŞİK
TÜRK DEVLETLERI KONSEYI’NIN AĞIRLIĞI OLACAK.


İNGİLİZ BAŞBAKANI JOHNSON’A ERDOĞAN MEKTUBU


Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın İngiltere Başbakanı
Boris Johnson’a gönderdiği mektup, çok iyi düşünülmüş, derinliği olan, korona
sonrası yenidünyada Türkiye-İngiltere ilişkilerini çok özellikli bir hatta
yerleştirmeye yönelik bir mektup


Erdoğan’ın özellikli cümleleri..(Büyük harflerle
yazdığımız ifadelere özellikle dikkat)


 “Sayın Başbakan, Değerli Dostum,


Öncelikle, tedavi sürecinizin bir an evvel sonuçlanarak
sağlığınıza kavuşmanız için en samimi dileklerimi yinelemek istiyorum.


Ülkemiz için önemli bir STRATEJIK ORTAK, GÜÇLÜ BİR
MÜTTEFİK VE DEĞERLİ BİR DOST OLAN BİRLEŞİK KRALLIK’IN, tüm dünyayı etkisi
altına alan Kovid-19 salgınından maalesef en fazla etkilenen Avrupa
ülkelerinden biri olduğunu biliyorum.


DOST BIRLEŞİK KRALLIK HALKI’NIN bu trajediden asgarî
seviyede kayıpla çıkmasını temenni ediyorum.


HEMEN HEMEN HER ALANDA MÜKEMMEL DÜZEYDE SEYREDEN
ilişkilere sahip olduğumuz ve TÜRKİYE İÇİN VAZGEÇİLMEZ ORTAKLARDAN BİRİ OLAN
BİRLEŞİK KRALLIK ülkemizle dayanışmasını çeşitli vesilelerle birçok kez
göstermiştir.


Küresel olarak yaşamakta olduğumuz BU ZORLU DÖNEMİ
GERİDE BIRAKTIKTAN SONRA göreve geldiğiniz günden bu yana sürdürmekte olduğumuz
SAMİMİ VE YOĞUN İLETİŞİMİ TAÇLANDIRMAK VE İKİLİ İŞBİRLİĞİMİZİ BREXIT sonrası
dönemde DAHA DA İLERI TAŞIYACAK ADIMLARI KARARLAŞTIRMAK AMACIYLA, ATA
TOPRAĞINIZ OLAN ÜLKEMIZDE sizi ağırlamak istiyoruz’’


NEDEN İNGİLTERE?


TÜRKİYE’NİN COMMONWELT-İNGILTERE HATTINDA KURMAYA
ÇALIŞTIĞI YENİ DENKLEM


İngiltere, 23 Haziran’da tercihini Avrupa Birliği’nden
(AB) ayrılmak yönünde yaptı. Dünya ekonomik odaklarının derinliğinin temsilcisi
Financial Times’ta, geçen yıl dikkati çeken bir analiz yayınlandı. Dikkatle
okuyalım:


“AB’den ayrılma kararı,1960’larda imparatorluk formunu
terk ettiğinden bu yana İngiltere’nin dış politikasındaki en temel değişim”
olarak tarif ettiği duruma karşılık gelmektedir Referandumdan çıkan bu sonucu,
birçok çevre olumsuz, ayrıştırıcı ve eksik bilgilerle yürütülen bir durum
olarak gördü. Bunu başka bir tartışma takip etti: İngiltere’nin gelecekteki
politikalarını şekillendirecek muhtemel konu başlıkları ne olacak?


Öncelikle, Orta Doğu’da daha çok hareket özgürlüğüne
sahip olabilme şansı yakalanmış olacaktır.


Dünyanın geri kalanı, doğal olarak Brexit’in
İngiltere’nin dünyadaki yeri ve gelecekteki dış politikası için ne anlama
geldiğini merak ediyor. İngiltere; BM Güvenlik Konseyi’nin, G7’nin ve G20’nin
devamlı üyesi olmasının yanı sıra NATO’ya öncülük eden ve Commonwealth’in bir
parçası olan dünyanın en büyük ekonomilerinden biri.


İngiltere’nin 100 yıldan fazla bir süredir kilit bir
rol oynadığı Orta Doğu’ya yaklaşımına nasıl bir etkisi olacağı üzerine detaylı
çalışmalar sürüyor.


İngiltere geçmişte Atlantik’in iki kıyı hattı boyunca,
yani AB ve ABD arasında köprü işlevi görmüş ve sıklıkla stratejik bir güzergâh
olarak rol oynamaya çalışmıştı. Bu duruş, 2003 yılında İngiltere’nin AB
çoğunluğunun aksine ABD’nin Irak’ı işgaline itiraz etmesinden sonra çarpıcı bir
şekilde sona erdi. Uzun yıllar değişmeyecek bir diğer kilit faktör ise
İngiltere’nin Körfez’deki enerji kaynaklarına olan bağımlılığıdır.


Hâliyle İngiltere’nin bilhassa Suudi Arabistan ve
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan ilişkileri, Orta Doğu’ya ilişkin
yaklaşımları açısından belirleyici olacaktır. Problem şu ki geçmiş belki de
gelecek için doğru bir rehber olmayabilir. Zira İngiltere, değişim içerisinde
iken aynı zamanda kendi rotasını bulma çabası içerisinde bulunacaktır.


İngiltere’nin Orta Doğu’da kendisini konumlandırdığı
haliyle nereye evirileceğini öngörmek için her zaman olduğu gibi, bunun Avrupa
ve ABD için ne anlama geleceği ile yerel durumu birlikte değerlendirmek
gerekiyor.


Brexit sonrası, İngiliz Hükümeti için en önemli başlık
ticarettir ve ticari ilişkiler her zamankinden daha önemli bir başlık
olacaktır. Körfez gibi esaslı piyasalar ise bu süre zarfında daha fazla talep
alanı geliştirmeden önce İngiltere için öncelikli piyasalar olacak.


Öte yandan İngiltere, ABD dâhil olmak üzere en büyük
ticari ortaklarıyla ticaret antlaşmaları konusunda müzakere dönemine
girecektir.


Bunun yanı sıra farklı uluslararası ve ikili ticaret
antlaşmalarının müzakere edilip hazırlanmasına ihtiyaç olacak. Bu, İngiltere’nin
şu an AB üyesi olarak bir parçası olduğu antlaşmaların yerini alacak 50 yeni
ticaret antlaşmasını da içerecektir.


Önümüzdeki dönemde büyük uluslararası meseleler, tekil
ilişkilerden ziyade bazı devlet blokları ve ittifakları tarafından karara bağlanacak
ve bu yüzden İngiltere, kayda değer bir nüfuz kaybına uğrayacaktır. Bu durumda
İngiltere’nin ABD ile yakın bir temas içerisinde olup Beyaz Saray’a daha bağlı
hareket edeceğinin neredeyse kesin olduğu söylenebilir.


Geniş anlamda Orta Doğu içinse bu durum, AB’nin ve
İngiltere’nin kendi iç gündemlerine bağlı kalacakları, İsrail-Filistin sorunu
gibi bölgedeki çatışmaları çözmek hususunda yapıcı inisiyatiflere muhtemelen
dâhil olacakları geliyor.


İngiltere için Suriye meselesi ise yalnızca IŞİD ile
mücadele ve mülteci akınını asgari düzeye indirme merceğinden izleniyor
olabilir. Bir yandan Türkiye, AB’ye girmesine taraftar olan önemli bir ismi
kaybetti. Fakat Suriye meselesinde bölgeye yakınlığına ve krizin etkisine
rağmen Avrupa Birliği pek az bir etkiye sahip. Uluslararası bağlamda iki büyük
oyuncu olarak Rusya ve ABD ile kilit bölgesel aktörler olarak Türkiye, Suudi
Arabistan ve İran etkili bu meselede.  İngiltere bu anlamda gün geçtikçe
daha büyük bir hareket kabiliyetine sahip olabilir.


İngiltere’nin AB harici dış politikasının en öncelikli
gündemi oluşuyor. Bu yanıyla İngiltere, AB’de olmasa bile Avrupalı kaldığını
göstermesi açısından kendisine yeterli hareket alanı sağlayacaktır. Zira
İngiltere, diğer ülkelerin teröre karşı mücadelede hâlâ faydalanmak istediği en
iyi seviyede istihbarat imkânlarına ve ajanlarına sahip bir ülke konumunda.
İngiltere, kendisini geri çekmek yerine muhtemelen kendi rolünü yeniden bölge
hâkimiyeti üzerinden kurgulayacaktır.


İngiltere, AB’den ayrıldıktan sonra İran ile olan ilişkilerini
bir anda rafa kaldırılamayacağını göz önüne alırsak bu ilişkilerde
İngiltere’nin rolü ne olacak? Esasında İran, Brexit ile birlikte daha zayıf bir
AB ve İngiltere göreceğini varsaydığı için söz konusu ayrılma kararını
mutlulukla karşıladı.


Fakat İngiltere’nin en azından AB’den bağımsız bir dış
politikası olacağı pekâlâ çok açık.


Bu, gelecekteki bir hükümetin Filistin meselesine dair
risk alacağı anlamına gelebilir mi? Filistin’in tanınacağı yahut belki de
birçok diplomatın istediği gibi Hamas ve Hizbullah ile doğrudan temaslara
başlanacağı anlamına gelebilir mi? İngiltere’nin hâlihazırdaki konumu,
İsrail’in yerleşimleri ve Gazze gibi konularda daha zayıf hale geldiği bir
noktada farklı bir yöne evrilebilir. Muhafazakârlardan oluşan bir hükümet muhtemelen
rotasını değiştirmeyecektir ancak İşçi Partililerden oluşan bir hükümetin bu
tarz bir yön değişikliğinden yana olacak olması muhtemeldir.


Açık ticaret yaklaşımı benimsenirse İran ile çok daha
büyük bir iş ortaklığı imkânı doğabilir. Zira birçok şirket, sadece ABD
yaptırımlarının sürmesinden ve İran ile yapılacak antlaşmaların iptal
edilmesinden çekiniyor.


Türkiye de iyi bir pazar olabilir.  Peki, bu,
pratikte ne anlama geliyor? Kıbrıs, Doğu Akdeniz politikalarında Türkiye,
önemli konumuyla dikkate değerdir.


İngiltere’nin dünyaya yönelik yeni bir yaklaşım ortaya
koyabilmesi muhakkak gündeme girecektir. Mısır, Ürdün ve Lübnan eski
Büyükelçisi James Watt, “kendisini AB üyeliği kozasından çıkaran bir
İngiltere’nin bu aşamada öncelikli olarak ihtiyaç duyduğu şeyin, dış politikada
ve Birleşik Krallığın kimliğine dair tartışmalarda tavizsiz ve vizyoner bir
liderlik” olduğuna inanıyor.


Daha az patinaj, daha az gerçekçi bir yol izlemek ve tarihten
daha fazla ders çıkarmak İngiltere’ye yardımcı olacaktır”


İngiltere’nin Orta Doğu politikalarındaki değişimini
henüz tespit edemeyen bölgesel aktörlerin sabırlı olması gerekiyor. Belki de
İngiltere tüm bu süreçten daha güçlü bir şekilde çıkacak ve daha önceki ağır
aksak yürüyüşünün aksine dünyadaki rolünü yeniden gözden geçirmeye mecbur
kalacaktır’’


SONUÇ


Brexsıt sonrası İngiltere, Ortadoğu’ya yeniden
yönelirken, bu sefer karşısında veya yanında stratejik konumu, bölgesel oyuncu
Türkiye gerçeğini, muhakkak değerlendireceğinden, TÜRKİYE-İNGİLTERE
İLİŞKİLERİNİN İVME KAZANMASI, çok değerli bir sürece işaret etmektedir.


Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, İngiltere hattını
tahkim ederken, KIBRIS-LIBYA-DOĞU AKDENIZ STRATEJILERININ ALT YAPISINI
GELİŞTİRMEYE KARARLIDIR.


KADERE BAKINIZ.100 YIL ONCE OSMANLI’YI
PARÇALAYAN, SYKES-PICOT ANLAŞMALARI İLE ORTADOĞU HARITALARI ÇİZEN INGILTERE,100
YIL SONRA GELECEĞİNİ YENIDEN DİRİLEN, ORTADOĞU’NUN BÖLGESEL GÜCÜ KONUMUYLA OYUN
KURAN TÜRKİYE GERÇEĞİNE GÖRE KADERINI BELİRLEME DURUMUNDA KALACAKTIR.


CUMHURBAŞKANIMIZ TAYYIP ERDOĞAN’IN BÜYÜK
LİDERLİĞİNİ TARİH YAZACAKTIR. BÜYÜK KAPTAN CUMHURBAŞKANIMIZ TAYYİP ERDOĞAN,
KÜRESEL SALGINLA ETKİLİ SAVAŞ VERİRKEN, SAVAŞ SONRASI HAMLELERİNİ DE YAPIYOR.
YARINA BAKIYOR. GELECEĞİ DÜŞÜNÜYOR.


KORONA SONRASINA TÜRKİYE FIKREN,RUHEN,82
MILYONU HEDEFE KILITLEYEREK HAZIRLANIYOR.’’YENI DÜNYADA KÜRESEL OYUNCU
TÜRKİYE’’ YOLUNDA YÜRÜYORUZ..BÜYÜK DÜŞÜNCE.BÜYÜK HAREKET TÜRKİYE’YE YAKIŞIYOR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış