SİYASET & DIŞ POLİTİKA & PARTİLER


Yılmaz Özdil : Bence
ABD’ye uzay gemimizle gidelim


Akp iktidar oldu.


Makus talihimizi yendi.


Asrın liderimizin 2005’te başkanlık
yaptığı savunma sanayi icra komitesinde tarihi kararlar alındı, bütün
gazetelerimiz manşetten verdi.


Buna göre…


2008’de yüksek irtifa uçağı
geliştirecek, 2009’da milli fırlatma sistemiyle roket geliştirecek, 2014’te
milli roketle uzaya uydu gönderecek, 2015’te Türk astronotlarını uzaya
gönderecek, 2020’de uzay gemisi yapımına başlayacaktık.


*


Akp o kadar ciddiydi ki, 2006
senesinde Türk Dil Kurumu başkanımız ciddi ciddi kafa yordu, Amerikalıların
astronot dediğini, Rusların kozmonot dediğini, Çinlilerin taykonot dediğini
belirterek, bizim de uzayadamlarımıza “gök-men” dememiz gerektiğini izah
etti.


*


2010 senesine geldiğimizde, yüksek
irtifa uçağı, milli fırlatma roketi filan ortada yoktu ama, asrın liderimizin
talimatıyla Türk Uzay Kuvvetleri’nin kurulacağı müjdelendi, Türkiye’nin en geç
2020 senesinde milli ve bağımsız uzay gücüne sahip olacağı duyuruldu.


*


2011 senesinde uzay yürüyüşümüzde dev
bir adım daha atıldı, asrın liderimizin talimatıyla “Ay’da ve diğer gök
cisimlerindeki faaliyetleri düzenleyen anlaşma” imzalandı.


Birleşmiş Milletler antlaşmasına
göre, Türkiye ay’a inebilecek, isterse Satürn’e bile gidebilecekti,
gezegenlerde maden arayabilecek, maazallah kaza olursa, bir başka devletin uzay
aracı bizim uzay aracına zarar verirse, hasarı ödeyecekti.


“Başka işiniz yok mu
birader” diyenlere, asrın liderimiz tane tane izah etmiş, “uzay
faaliyetlerimizin hukuki zemine oturtulması büyük önem arzediyor” demişti.


İnanmayanlar, 11 Haziran 2011 tarihli
27961 sayılı birinci mükerrer Resmi Gazete’ye bakabilir, karar numarası 1843.


*


2011 senesinde genel seçim olduğu
için uzay faaliyetlerimiz hız kazanmıştı, asrın liderimiz seçim mitinginde
“Ankara uzay başkenti olacak” dedi.


Binali bey yönetimindeki ulaştırma
bakanlığı tarafından geliştirilen projeye “space city” adı
verilmişti.


Astronotlarımız Türkçe gökmen’di ama,
uzay şehrimiz space city’di.


NASA’nın daha gelişmiş hali
kurulacaktı, o kadar büyük olacaktı ki, adeta 82’nci şehrimiz olacaktı.


Space city’de sadece uydu, roket ve
uzay gemisi üretilmeyecek, aynı zamanda, astronotlar yetiştirilecek, uzay
laboratuvarlarıyla uzayın bilinmeyenleri araştırılacaktı.


Asrın liderimiz “en geç iki sene
içinde faaliyete geçmesini planlıyoruz” dedi.


*


(Ben uzun süredir Ankara’ya gitmedim,
yerini bilmiyorum ama, Ankaralılar adresini mutlaka biliyordur, asrın
liderimizin hesabına göre, Ankara’da dört senedir uzay şehrimiz var!)


*


Gene 2011 senesinde, Türk Hava Kurumu
başkanımız “2014’ten itibaren yerli üretim uçaklarımızı semalarımızda
göreceğiz, sloganımız var, gelin hep beraber uzayda yeni Türkiye kuralım,
arkamızda hükümetimiz var, hayaldi gerçek oldu, en geç 2023’e kadar uzay mekiği
yapacağız, ülkemizden uçacağız, gideceğiz, döneceğiz, 2023’ten önce test
uçuşlarına başlayacağız” dedi.


*


(Gerçi bu arkadaş kısa süre sonra
yolsuzluktan tutuklanıp hapse atıldı ama, o kadar kusur her uzay yolculuğunda
olur gari.)


*


2012 senesinde asrın liderimiz pilot
montu giydi, burundan pırpırlı yerli malı eğitim uçağı Hürkuş’un kokpitine
oturdu, başparmağıyla tamam işareti yaptı, “hamdettim, şükrettim,
bugünleri de gördük” dedi, fotoğraflar çekildi, canlı yayınlar yapıldı,
tören bitti, uçağı ittire ittire hangara götürdüler.


Çünkü uçaktı ama, kaportası uçaktı,
uçmuyordu.


*


2013 senesinde ulaştırma bakanımız
binali bey, uzayda elektrik üreteceğimizi açıkladı, “2023 hedefimiz uçak
yapımı ve uçurtulmasıdır, 2018’de kendi imalatımız olan uyduyu yörüngesine
göndereceğiz, 2035’e kadar uzaya güneş panelleri yerleştireceğiz, bunlarla
elektrik üretip, enerjiyi radyo frekans dalgalarıyla yeryüzüne
ulaştıracağız” dedi.


Hemen ardından…


Aynı binali bey, bilim ve teknolojiye
ne kadar hakim olduğunu gayet bilimsel şekilde anlattı, “sistematik bir
şey yok, abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç
karışmıyor, bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp
işini göreceksin, kafayı taktın mı o zaman işin kötü, çok fazla hikmetine fazla
şey etmemek lazım” dedi.


*


2015’e geldik, stratejik başbakanımız
ahmet kiziroğlu “sabrımızı test etmesinler, milli uzay ajansı kuruyoruz,
sadece semalarımızda değil, artık uzayda da herkesle rekabet edeceğiz”
dedi.


2016’ya geldik, stratejik başbakanımız
ahmet kiziroğlu “sabrımızı test etmesinler, uzaydaki milli gücümüze herkes
şahit olacak, en geç üç aya kadar milli uzay ajansı kuruyoruz” dedi.


*


Üç ay dolmadan ahmet kiziroğlu’nu
uzay boşluğuna gönderdiler, kara deliğe gitti.


Uzay gemisinin direksiyonu, hikmetine
fazla şey etmediğimiz binali beye verildi.


*


Ve, netice kardeşim……


*


Akp’yle “aktronot”
olacağını zanneden Türkiye, elindeki laptopla yolcu uçağına bile binemez hale
geldi!


*


Hakikaten fetocu şu Trump yani.


Üçüncü havalimanımızı kıskanıyor
şerefsiz nazi.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir