Adnan
Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu


Bir anne düşünün, neşeli, güzel ve başarılı çocukları var. 5
çocuk. Yaşları 25 ile 45 arasında değişiyor. İkisi Alman Lisesi mezunu.




Biri Üsküdar Amerikan, diğeri Notre Dame de
Sion, diğeri de Nişantaşı Kız Lisesi. Eksiksiz hepsinin üniversite eğitimi var.
İkişer dil biliyorlar. Birini, Oktar Babuna’yı, bütün Türkiye
tanıyor. Lösemi hastalığı sırasında, ilik nakli için hepimiz seferber olmuştuk.
Oktar Babuna yeniden bir kahraman ama başka bir olayın kahramanı. Geçen hafta,
mahkeme kapısında gazetecilere, “Babam organ taciri, annem cinsel
tacizci” dedi. Olayın detaylarını öğrenmek için, annesi Semin Babuna’yla
konuşmaya gittik. Ve şunu gördük. Babuna ailesinin dördü kız 5 çocuğu ve iki
erkek torunu, 13 yıldır Adnan Oktar’ın müridi. Onlar kabul etmese de,
“Bilim Araştırma Vakfı ve Adnan Oktar’la bir alakamız yok” dese de,
bakın Semin Babuna, ailesindeki bütün çocukları kaybeden anne, yaşadıklarını
nasıl anlatıyor.



Cevat Babuna ile nasıl tanıştınız?



– 1960’ların Türkiye’si. Ailemin bir tek kızıyım. Üzerime titreyen bir aile.
Liseyi yeni bitirmişim. Pek çok isteyenim var. Reddediyorum. Sonra, yakın bir
akrabamız vasıtasıyla Cevat’la tanışıyorum. Altı ay nişanlı kaldıktan sonra da
evleniyorum.



Görücü usulü yani…



– Görünüşte öyle ama hemen aşık oluyorum. Cevat, ABD’den yeni dönmüş.
İhtisasını Chicago’da tamamlamış fevkalade yakışıklı bir doktor. 46 yıldır
evliyiz. Birbirimize çok bağlıyız.



Planlarınızın arasında, 5 çocuk yapmak var mıydı?



– Tabii, tabii. İkimiz de bunu, özellikle istedik. 5 çocuğumu da, bilerek ve
isteyerek doğurdum. Kalabalık ve neşeli bir aileydik. Evde bakıcılar,
yardımcılar, annem, kayınvalidem, kayınpederim. Beni büyüten nenem de
bizimleydi. Yazları Erenköy’de, kışları Nişantaşı’nda yaşardık. Çocuklar da, bu
ortamda yetiştiler.



Nasıl bir annesiniz?



– Müşfik, çocuklarına bağlı ve şefkatli. Sürekli çocuklarını şapur şupur öpen,
sarılan anneler vardır ya, onlardan değildim ama çok ilgiliydim. Bütün
tahsilleri boyunca, evde bir sürü yardımcı olduğu halde, kahvaltılarını hep
kendim hazırladım. Okuldan döndükten sonra da, onları kapıda karşıladım.
Hayatım, eşim ve çocuklarımın etrafında döndü.



Çocukların okulla sorunları oldu mu?



– Hiç. Büyük kızım Ceyda, Üsküdar Amerikan Kız Koleji mezunu, sonra iktisat
okudu. İki numara Oktar, Alman Lisesi ve Çapa Tıp Fakültesi mezunu, ihtisasını New York
Üniversitesi’nde yaptı. Üç numara Hüma da abisi gibi Alman Lisesi’nde okudu, İstanbul
İktisat mezunu. Dört numara Nişantaşı Kız Lisesi’ni bitirdi, o da İktisat
Fakültesi mezunudur. Beş numara Eda, Notre Dame de Sion mezunu, Bilgi
Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler’e girdi. Çocuklarım, son derece iyi
okudular…



Mesafeli bir ilişkiniz mi var çocuklarınızla? Size, “siz” diye mi
hitap ederler?




– Yok canım, “sen” derler. Bana da, babaya da pek düşkündürler.
Öyleydiler yani.



Sırlarını kime gelip anlatırlardı?



– Daha çok bana. Çok yakındım çocuklarımla.



Gözünüzün önünden gitmeyen kareler…



– Nişantaşı’nda Valikonağı’ndaki evde, hep birlikte sofraya oturuyoruz. Holde
kocaman bir masamız vardı, uzun bir masa, maaile yemek yiyoruz, her kafadan bir
ses çıkıyor, birkaç jenerasyon bir arada. Müthiş bir şeydir kalabalık aile. Bir
de sabahları 5 çocuk okula gidiyor, hepsinin okulu ayrı saatlerde. Teker teker
onlar kalkmadan, kıyafetlerini, formalarını, üşümesinler diye yataklarının üzerlerine
diziyorum. Kahvaltılarını hazırlıyorum, karşılarına oturuyorum. Servisleri
gelince, çocuklarımı teker teker kapıdan uğurluyorum. Bizi üzmeye başladıkları
ana kadar, çok mutlu bir aileydik.



HER ŞEY 13 YIL ÖNCE BAŞLADI



Sorunlar ne zaman
başladı?




– 13 yıl önce. Bizim dört numara Tuğba, Adnan Hocacılar diye tabir edilen
insanlarla görüşmeye başladı. Başta ciddiye almadık. Geçici bir şey zannettik.
Fakat sonra baktık ki, öyle değil. Durum ciddi. Önce gündüzleri birkaç saat
kayboluyordu, sonra geceleri de gelmemeye başladı. Derken evi de terk etti,
mürit oldu.



Diğer dört kardeş, nasıl tavır alıyordu?



– Oktar başta, Tuğba’nın tamamen saçmaladığını düşünüyordu. Hatta dalga
geçiyordu. Diğerleri de fevkalade karşıydı, Tuğba’ya cephe aldılar. Ama Tuğba,
zaman içinde hepsini Adnan Hoca’nın yanına götürdü.



Hepsini mi?



– Hepsini! Yıllar içinde 5 çocuğum, sonra da iki torunum onlara katıldı.
Zincirleme oldu. Birbirlerine tesir ettiler. Toplu paranoya gibi. Hüma, ABD’de
Georgetown’da okuyordu, kocasına çok aşıktı. Dört günlüğüne geldi. Sadece dört
gün. Geliş o geliş. Tuğba, onu da Adnan Hoca’ya tanıştırdı. Dört gün içinde, o
yanıp tutuştuğu kocasını boşayıverdi. Bitti. Bir daha Amerika’ya dönmedi. Herkes
şaştı kaldı. Mani olamadık. Sonra Eda’yı aldılar. Bilgi Üniversitesi’nde
okuyordu, en küçük kızımız. Okulu da bıraktırdılar…



Bu arada çocuklarınızı geri kazanmak için ne yapıyorsunuz?



– Elimizden ne geldiyse yaptık. Anlattık: “Bu kadar iyi eğitim aldınız,
mesleğinizi yapmanız lazım, çalışmanız lazım, aile kurmanız lazım…”
Yalvardık ama dinletemedik.



Ne diyorlardı?



– Ne diyecekler? Onlara göre İsa mesih, Adnan Oktar da mehdi. İkisi ele ele
verip, bütün dünyaya hakim olacaklar. Çocuklarımız buna inandılar.



NEREDE YAŞADIKLARINI BİLE BİLMİYORUM



Bu çocuklar bunca yıldır nerede yaşıyor?



– Bilmiyorum.



Nasıl yani?



– Bilmiyorum işte. Soruyorum, “Tedbiren söyleyemeyiz!” diyorlar.
Sadece 18 yaşındaki küçük torunumla oğlum Oktar, alt katımızda yaşıyorlar.
Kızlarımın nerede yaşadığını 13 yıldır bilmiyorum.



Bari dört kız kardeş, birlikte mi yaşıyorlarmış?



– Hayır. Onlar için aile, kardeş ya da evlat önemli değil. Böyle kavramlar yok.
Bir arada değiller, yabancılarla yaşıyorlar. 20 yaşındaki torunum bile
annesiyle değil. Kendinden 15 yaş büyük bir adamla kalıyor.



Hiç mi hafiyelik yapmaya kalkmadınız? Çocuklarınızın peşine düşmediniz?



– Yaptık. Yapmaz mıyız? Hiçbir netice elde edemedik. Çünkü evler devamlı
değişiyordu. Onlar lütfederse, görüşebiliyorduk. Yanlarında bir yabancıyla eve
geliyorlardı.



Anlamadım...



– Kızlarımdan biri eve geliyor değil mi? Yanında tanımadığım iki kızla birlikte
geliyor. Bu toplulukta hiçbir çocuk, annesi babasını yalnız başına göremez.
Belli mi olur belki etki altında filan kalır. Yanında hep birileri olacak.
Yemek masasına bile o yabancı birileriyle birlikte oturulur. Banyoya bile gitse
yanındadırlar. Ve Adnan Oktar hakkında kötü bir laf etmeye kalkışırsanız, apar
topar çocuklarınız evi terk eder. Zaten bu mahkeme yüzünden de, son altı aydır
çocuklarımızla görüşmedik. Bize yaptıkları tehdit şu: “Bizi görmek
istiyorsanız, Bilim Araştırma Vakfı ve Adnan Oktar hakkında, tek bir kötü söz
etmeyeceksiniz. Edersiniz, bizi hayatınızın sonuna kadar unutmak zorunda
kalırsınız…”



Peki oğlunuz alt katınızda oturuyor, onunla görüşebiliyor musunuz?



– Evet ama ilişkimiz çok resmi. Oğlumuza biz bakıyoruz. Beyin cerrahı olmasına
rağmen çalışmıyor. “Muayenehane açalım, mesleğine geri dön” diyoruz,
kabul etmiyor. Daha önemli vazifeleri varmış…



Neymiş onlar?



– Dünyanın her tarafında Adnan Oktar için konferanslar veriyor. Yaratılış ve
evrim teorisini anlatıyor…



“Biz bakıyoruz” derken, harçlık mı veriyorsunuz?



– Yurtdışına giderken, hayır. Bulunduğu yer gönderiyor. Ama onun dışında, bütün
ev ihtiyaçlarını, giyeceklerini, yemeğini, telefon paralarına kadar aklınıza
gelen her şeyini biz karşılıyoruz.



Biraz tuhaf değil mi, oğlunuz 43 yaşında…



– Öyle söylemeyin. Oğlum, bir mucize eseri hayatta. Çok ağır hastalıktan
kurtuldu. Tanrı onu bana bağışladı. Elimde değil…



Adnan Oktar, belli ki oğlunuzun alt katta oturmasına ses çıkarmıyor,
kızlarınızdan ne istiyor?




– Bilmiyorum. Onları bizden mümkün olduğu kadar uzak tutmaya çalışıyor.



Peki torunlarınız gideli ne kadar oldu?



– Birkaç yıl. Onları da tek başlarına göremiyorum. Yatıya kalamıyorlar.
Ziyarete geldiklerinde yanlarında hep birileri oluyor.



Torunlarınızın annesinin için rahat mı?



– Büyük kızım, iktisat profesörü ve milletvekili Tevfik Ertüzün’le evliydi.
Damadım ve kızım, kardeşlerini kurtarabilmek için çok uğraştı. Olmadı.
Başaramadılar. Sonra Tevfik, bence şaibeli bir araba
kazasında rahmetli oldu. Kızım, iki oğluyla kalakaldı. Bize sığındı. Çok
yumuşak, melek gibi bir kızdır. Bir de şimdi görün onu. Yüz çizgileri
sertleşti, bambaşka biri haline geldi. Maalesef onu da içlerine aldılar,
oğullarıyla birlikte. Ama bir gün kurtulacaklarına inanıyorum. Kendilerini
sorgulayacaklar ve gerçeği bulacaklar. Bunu başaranlar var. Onlar gruptan
çıkıyor. Evleniyorlar, iş kuruyorlar, hayata geri dönüyorlar…



Kurtulanlar, o dönemi nasıl tanımlıyorlar?



– “Kabus” diye, “Uyandım ama onlarca senem boşa gitti…”
diye anlatıyorlar.



Peki siz nasıl açıklıyorsunuz bu durumu?



– Açıklayamıyorum. Bu çocuklar, benim bildiğim çocuklarım değil. Bambaşka bir
karaktere büründüler. Sanki içleri boşaltılmış gibi. Gözleri donuk. Robot gibi.




Kendi yollarını, kendi iradeleriyle çizmiş olamazlar mı?



– Hayır, bence olamazlar. Tamamen bir beyin yıkama faaliyeti. Hipnoz mudur,
metapsişik bir şey midir, çözebilmiş değilim.



Peki talep etsem benimle konuşurlar mı?



– Deli misiniz, tabii ki konuşurlar. Emin olun, karşınızda son derece düzgün,
eğitimli, kibar ve zeki çocuklar görürsünüz. Şöyle diyeceklerdir: “Ne
alakası var? Tabii ki kendi isteğimizle buradayız. Biz yaşını başına almış
insanlarız, kendi kararlarımızı kendimiz verebiliriz!” Hatta daha da ileri
gidip, anneleri babalarını olmayacak şeylerle suçlayacaklardır.



Peki dersem ki, aileniz neden sizi yalnız göremiyor, neden nerede
yaşadığınızı bilmiyorlar. Ne cevap verecekler?




– “Yok efendim böyle bir şey!” diyecekler. “Annemizin,
babamızın, ne yazık ki akli dengesi yerinde değil” bile diyebilirler.



Yarabbi diyorum bu bir korkulu rüya elbet uyanacağız



Hálá çocuklarınızı kazanacağınızı söylüyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız?




– İnşallah sonunda kazanacağız. Onlara tekrar kavuşacağım. Umuyorum. Elimizden
geleni yapıyoruz. Kendilerini sorgulayacaklar. Akıllanacaklar. “Annemize
babamıza ne yapıyoruz?” diyecekler.



Bu son olay
üzerine diğer çocuklarınızla görüştünüz mü?




– Hayır, hiçbiriyle görüşmedim. Çünkü son zamanlarda, bizim, diğer ailelerle
birleştiğimizi, bir araya geldiğimizi hissediyorlardı. Bir duvar gibi
birlikteyiz artık ailelerle, bu yolda beraberiz. Ankara’ya
gidişlerim oldu, bazı görüşmeler yaptım. Bazı şeyleri maalesef duyuyorlar. Son
olarak kızlarım, “Böyle yaparsan, bizi kaybedersin” diye rest
çektiler. Zaten altı aydır eve uğramıyorlardı. “Aleyhimize birtakım şeyler
yapıyorsun, bunu duyduk. Mahkemeye çıkacakmışsın, Ankara’da bazı insanlarla
görüşmüşsün. Ya vazgeç ya da bir daha bizi göremezsin.” “Sizden çok
memnunum” diye bir kağıt yazarsam beni affedeceklermiş…



Ne demek o?



– “BAV topluluğundan çok memnunum. Hiçbir şikayetim yoktur” diye bir
kağıt imzalamamı istiyorlar.



Annelerin, babaların bir araya gelmesinden neden bu kadar rahatsızlar?



– Çünkü yeniden BAV’a ve Adnan Oktar’a karşı bir hareket başlıyor. Yıllarca
kimseyi bize tanıştırmadılar. Evimize arkadaşlarını getirdiler, isimleri farklı
söylediler. Hakiki soyadlarını asla söylemediler. Kimin kızı dersin, cevap
vermez. Çünkü ailesiyle temasa geçmenden korkuyor. Ama işte sonunda aileler bir
araya geldik.



Daha önce de aileler bir araya geldi bir sonuç alınamadı. Herkes
şikayetlerini geri çekti…




– Doğru, orada bir hata yaptık. Daha doğrusu, hepimiz aldatıldık. “Adnan
Oktar nişanlandı, artık evleniyor” dendi. “Çocuklar evlerine dönüyor.
Bu adam, artık evlatlarımızı rahat bırakıyor. Bundan sonra hayat normale
dönecek. Evlenecekler, iş hayatına atılacaklar.” Madem öyle dedik,
çocuklarımız ceza görmesinler diye dilekçelerimizi geri aldık. Ama bu sefer
kararlıyız. Sonuna kadar gideceğiz. Nasıl bir derttir bu. Allah kimseye
vermesin. Bazen, “Yarabbi” diyorum, “Bu bir korkulu rüya, elbet
uyanacağız…”



“Ben hekimim, profesörüm, beyin fonksiyonlarını çok iyi bilen biriyim.
Ama bu olan biteni açıklayamıyorum. Bu meseleyi, fizik bir metotla izah etmek,
zaten mümkün değil. Ekstradan bir şeyler oluyor orada. Bir metafizik olay var
ama ne? Bu adam nasıl bütün bu çocukları kendine itaat ettiriyor? İşte bunu
kimse çözemiyor…”




“Bunlar zayıf çocuklar değil. Aksine çok kuvvetli, zeki çocuklar. Ve
iyi eğitimliler. Peki nasıl olabilir? Nasıl bu kadar bir başkasının etkisinde
kalabilirler? Tuğba mesela, bizim dört numara, organizasyonun bütün işlerini
yürüten kişiymiş. Devletle filan ilişkileri var. Yok canım dedim ben önce. Ama
bir baktım, kızımı tanımayan parti başkanı yok. Deniz
Baykal
’ın bir gün Dedeman’da konuşması var, ben de oturumun başkanıydım.
İlk defa karşılaşıyoruz, bana “Tuğba nasıl?” diye sordu. Süleyman
Demirel
’le karşılaşıyorum, “Tuğba n’apıyor?” diyor. Hepsiyle
irtibatı var, bu nasıl oluyor?”



O GÜN MAHKEMEDE O SÖZÜ SÖYLEYEN BENİM OĞLUM DEĞİLDİ, ROBOT GİBİ



43 yaşında beyin cerrahı oğlunuz, nasıl oldu da sizin için, “Bahçıvanın
geri zekalı oğluna cinsel tacizde bulundu annem” diyebildi?




– Bunu söyleyen adamın, benim çocuğum Oktar’la hiçbir alakası yok. Oktar,
ahlakı düzgün sevecen bir çocuktur. O gün mahkemede konuşan başka biriydi.
Yandan gördüm. O yüzü tanımıyorum. Oğlum Oktar’ın yüzü değil. Benim de aklım
almıyor. Onlara söyleneni yapıyorlar. Robot gibi. Koşulsuz itaat ediyorlar. Ama
ben, beni assalar, vursalar ya da öldürseler, asla annem-babam hakkında böyle
şeyler söylemem. Bu yüzden neler olduğunu açıklayamıyorum.



Ne hissettiniz?



– Şoke oldum. Kahroldum. Bir annenin yaşayabileceği en büyük acı. Atamazsın,
satamazsın. Evladım o benim. O günden beri telefonlarımız susmuyor. Bütün
Türkiye durumun vahametini gördü. Oğlum çok ağır bir hastalıktan kalktı. Bir
mucize eseri, Allah onu bana bağışladı. Birilerinin sıkıştırmaları yüzünden
strese girip hastalığı nüksederse, yemin ederim bunun hesabını sorarım…



“Bunlarda her tür numara var. Karşılarındaki insanı yıldırmak için her
şeyi yapıyorlar. Bir Ebru Şimşek, bir de Fatih Altaylı yılmadı. Öyle insanlar
ki, 300 tane dava açıyorlar. Uğraş uğraşabilirsen. Bir davayı burada
kazanıyorsun, bir bakıyorsun, başka bir mahkemede başka bir iftiradan dava
açılmış. Bunlarda yalancı şahit de bol. Yalan fevkalade mübah bir olay.
İnsanları çocuklarıyla karşı karşıya getiriyorlar. Annesine karşı yalancı
şahitlik yaptırıyorlar mesela. Kız çıkıyor diyor ki mesela, ’Annem gruptan para
istedi sizin hakkınızda şikayetçi olmayayım diye, para verilmeyince benim
nerede olduğumu bilmediği konusunda şikayette bulundu’. Hakim anneye bakıyor,
annenin kolunda Louis Vuitton filan var bu arada, yani belli ki kadının
paraya filan ihtiyacı yok, ’Ne diyorsunuz?’ diyor. Anne hakime bakıyor, ’Ne
diyebilirim Hakim Bey, o benim kızım’ diyor.”




ANNEYİ SEVMEK ALLAH’A ŞİRK KOŞMAKMIŞ



Peki sizi öyle ağlarken, perişan vaziyette görünce etkilenmiyorlar mı?
Onların annesisiniz…




– Ah, ah. Anneye babaya şefkat göstermek, ilgi yapmak, onların felsefesine göre
Allah’a şirk koşmak. Evladına da sevgi göstermeyeceksin. Kızım Ceyda mesela,
özellikle oğullarından uzak duruyor. Nadiren de olsa görüştüğümüzde usulen
öpüşüyorum çocuklarımla. Asla eskiden olduğu gibi gerçekten, samimi
kucaklaşamıyoruz. Aramızda hep bir duvar var.



Hiç kendi kendinizi sorguladığınız oluyor mu? “Acaba, bir yerde hata mı
yaptık?” diye…




– Sorgulamaz olur muyum? “Ne yaptık da, böyle oldu?” diyorum. Yedi
çocuk birden. Neden böyle bir girdabın içinde girdiler? Kendime bakıyorum,
sorun bende mi diye, suç bulamıyorum. Düşünüyorum da, yapabileceğim her şeyi
yaptım. Zaten kocamın psikiyatr arkadaşları da bana, “Suçu kendinde arama,
bu bir beyin yıkama faaliyeti” diyorlar.



Sizce çocuklarınızda manevi bir boşluk mu söz konusu acaba?



– Ne alakası var? Orada çocukları günde 14 saat çalıştırıyorlar. Rahat değiller
ki. Manevi boşluk doldurma filan söz konusu değil ki. Bilgisayar başında, gece
yarılarına kadar kitap yazıyorlar. Sohbet
edecek zamanları bile yok.



Peki sizin için maddi bir kayıp da söz konusu mu?



– Çocuklarımı kaybetmişim, maddiyatın lafı mı olur? Ama maddi kayıp da var.
Bırakın çocuklarımızın üzerine yaptığımız dükkanları, şunları bunları…
Rahmetli damadımdan torunlarıma kalan mülkler, evler, çiftlikler, milletvekili
maaşı bile gitti. Vakfa devredildi.



Nereden biliyorsunuz devredildiğini?



– Hiçbiri ortada yok. Sahipleri değişmiş.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet