TARİKATLER & CEMAATLER (MENZİLCİLER, SÜLEYMANCILAR, NURCULAR VS …)

ADNAN OKTAR OPERASYONU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

KAYNAK : http://fazlikoksal.blogspot.com/2018/07/adnan-oktar-operasyonu-ve.html

Adnan Oktar
operasyonu başlayınca aklıma Osman DURMUŞ ve Oktar BABUNA geldi…

Yıl 1999; Adnan
Oktar’ın müritlerinden, Sabatayist Dr. Oktar BABUNA lösemi’ye yakalanmıştı,
Adnan Hoca’nın müritleri büyük bir kampanya düzenlediler. Başta Savaş AY ve
Ayşe ARMAN olmak üzere tüm medya bu kampanyaya destek verdi. Belki de ilk kez
merkez medya ile İslamcı medya aynı doğrultuda yayın yapıyordu.. AKİT ve MİLLİ
GAZETE  Babuna için kan verilmesini sağlamak amacıyla 16 sayfalık ek
vererek,  adeta “biz de Adnan Hoca tarikatının mümtaz üyesine destek
veriyoruz.” diyorlardı… Sanat, siyaset ve bilim dünyasından pek çok ünlü
kampanyaya kan ve ilik vererek katıldı. Mesela sanat dünyasından Yeşim SALKIM
bilim dünyasından da Yılmaz BÜYÜKERŞEN ilk kan verenler arasındaydı…

Uygun ilik
Nisan-1999’da ABD’de bulunmasına rağmen Temmuz-1999 itibariyle ilik bağış
kampanyası sürdürüldüğü ve kanların Sağlık Bakanlığının izni alınmadan ABD’ye
gönderildiğinin öğrenilince, kampanya Sağlık Bakanlığınca durduruldu..

 ABD’ye
gönderilen 160.000 ilik ve kan örneğinden  120.000’i ABD’de
kayboldu.  Üstelik kanın gönderildiği labaratuar Türkiye’den 3.4
milyon dolar tahlil ücreti talep etti..      Kemik
iliği nakli için düzenlenen kan ve bağış toplama kampanyasının arkasında gizli
bir amacı bulunan bir “örgüt” bulunduğu yargısına varan Sağlık
Bakanlığı, aralarında Babuna’nın da bulunduğu altı kişi hakkında soruşturma
açtı.

Kampanyanın
durdurulması üzerine Medya ve siyasi çevreler Sağlık Bakanı Osman DURMUŞ’a
insafsızca saldırdılar…

Ve
ilginçtir, Oktar BABUNA çok kısa sürede hastalığını (?) atlattı…

18 Haziran 2016
Tarihinde KORKUSUZ Gazetesinde Can ATAKLI olayı şöyle anlatmıştı;

OSMAN DURMUŞ GALİBA
HAKSIZ DEĞİLDİ

“Şimdiki
iktidarın halka “ne kötü şey” diye anlattığı koalisyon dönemiydi. MHP hükümetin
parçası, MHP’li Osman Durmuş da Sağlık Bakanlığı koltuğunda oturuyordu.
Adnan Hoca’nın ünlü müritlerinden Oktar Babuna
“lösemiye” yakalanmıştı.
Adnan Hocacılar
ilik nakli için seferber oldular. İstanbul Lütfü Kırdar Salonu üs olarak
kuruldu, milyonlara “kan bağışı yapmaları” için çağrıda bulunuldu, binlerce
kişi sıraya girdi kan verdi.

Sonra bu kanlar
Amerika’ya gönderildi. Oradaki uzmanlar kanları inceleyecek ve Oktar Babuna’ya
uygun bir verici bulurlarsa ilik nakli yapılacaktı.
İşte tam o sırada Sağlık Bakanı Osman Durmuş’un
açıklaması kamuoyuna bomba gibi düştü.Durmuş, “Amerika özel bir operasyonla
binlerce kişiden kan topladı. Bunların asıl amacı Türk genini keşfedip bize
karşı ilaç yapımında kullanmak.” sözüne kamuoyunda büyük bir tepki oluştu.

Açık söyleyeyim, o
sırada ben de çok tepki gösterdim.“Yuh
yani bu kadar da olmaz, şu Sağlık Bakanı’na bir bakın, bu kadar da uçulur mu,
dünyaya rezil oluyoruz” mealinde yazı yazdığımı bile hatırlıyorum.
Sonra olay kapandı, unutuldu gitti. Geçenlerde bir
arkadaşımla sohbet ediyordum.“Neler olmuyor ki Türkiye’de, terör, hırsızlıklar,
yolsuzluklar, haksızlıklar, demokrasi ve hukuk ihlalleri, diktatörlüğe giden
uygulamalar günlük hayatımızın parçası oldu, ama tek ses bile çıkmıyor” dedim.
Arkadaşım da “Haklısın, sanki üzerimize ölü toprağı
serilmiş, ne olursa olsun kimse etkilenmiyor, başını çevirip gidiyor,
tarihimize bakıyorum da böyle bir dönem hiç yaşanmadı” karşılığını verdi.

Sonra birden durdu
“Yahu Osman Durmuş doğru söylemiş olmasın sakın” dedi. Durmuş 20 yıl önce
“genimizle oynuyorlar” dediğinde bizler henüz gen teknolojisinin ulaştığı
aşamayı bilmiyor, varacağı noktayı hayal bile edemiyorduk.

Oysa bu 20 yıl
içinde gen teknolojisi ile nelerin başarılabildiğini artık biliyoruz. Arkadaşım
“Gerçekten bize gönderilen, ilaç, gıda ve bazı kullanım eşyalarına yüklenen
bazı kimyasallarla zihnimiz dumura uğratılmış olmasın” dedi. “

Diyerek Osman
DURMUŞ’tan üstü kapalı özür diledi…

Zaman Osman
DURMUŞ’un haklı olduğunu, bu konuda Aydınlarımız(!)dan en az 20 yıl ileride
olduğunu gösterdi…

Osman Durmuş bu
sahtekarlığa, bu emperyalist oyuna karşı çıktığı için;Can Ataklı’dan,
Oktay Ekşi’ye, Özlem Albayrak’tan Hasan Pulur’a köşe yazarlarının büyük bölümü
ve manşetleriyle tüm medyanın insafsız saldırılarına maruz kalmıştı.

Fazilet Partili
Musa Uzunkaya ve 17  Arkadaşının TBMM Başkanlığına verdikleri, 22.07.1999
Tarihli 37. Oturumda okunan,  13.07.1999 tarihli araştırma
önergesinde,  Fazilet Partisinin görüşleri şu cümlelerle açıklanmıştı.;

“Türkiye’nin ulusal
kemik iliği bankasını kurmak ve Türk Milletini lösemi hastalığı tehlikesinden
korumak amacıyla 1999 yılı mart ayında beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna
öncülüğünde büyük bir kampanya başlatıldı. Dünyada eşi benzeri görülmemiş ve
Guiness Rekorlar Kitabına girecek bu kampanya, kısa zamanda çok büyük bir sivil
hareket haline geldi. Türk Milletinin birlik ve beraberliğinin, toplumsal
dayanışma ve özverisinin en güzel örneklerinden birini oluşturdu. Ulusal kemik
iliği bankası kampanyası, devlet tarafından desteklenmiş olup, sivil insanlar
tarafından da çok büyük bir ilgiyle karşılanmış bir kampanyadır. Bu kampanya
ile ilk aşamada lösemi hastası Dr. Oktar Babuna’ya uygun bir kemik iliği
vericisinin bulunması, daha sonraki aşamada ise, Türkiye’de ulusal kemik iliği
bankasının kurulması hedeflenmekteydi. Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanlığı,
Sağlık Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Üniversitesi gibi, devleti temsil
eden kişi ve kurumlar tarafından desteklenerek, 160 000 doku tahliline ulaşan
ve kemik iliği bankasının fiilen kurulmasını temin ederek, sayıları 8 000’c
varan lösemili Türk vatandaşlarının ilik bulma ve yaşama şansını yüzde 70’lere
çıkaran böyle bir kampanyanın, Sağlık Bakanlığı tarafından durdurulması,
halkımız arasında hayret ve şaşkınlık ile karşılanmıştır…..”

Anti Amerikacı,
Siyonizm Karşıtı  İslamcı Fazilet Partisinin, Adnan Oktar cemaatinin
mensubu, Sabatayist olduğunu konuyla ilgilenen herkesin bildiği Oktar
Babuna’nın  savunuculuğuna soyunmaları, AKİT ve MİLLİ GAZETE’nin Oktar
Babuna’ya destek için 16’şar sayfalık ek yayınlamaları, Adnan Oktar’ın
kendisini “Nurcu” olarak nitelendirmesi,    Tahşiyeciler olarak
anılan Nurcu grubun manevi lideri olması, Nazıım Kıbrısi gibi Nakşi, Said
Özdemir ve Mehmet Talu gibi nurcu liderlerin onun hakkında övücü sözler
söylemesi, 100*’lı yılların sonunda Adnan Oktar cemaatine operasyon yapan
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın “Onları içeriye aldığımda o dönem
parlamentodaki siyasi partilerin özellikle Fazilet Partisi vekillerinden
bazıları ‘Bunlar iyi çocuklar, bunları bırak’ diye üzerime çöktü. Siyaseten
baskı yaptılar” demesi, bir arada değerlendirildiğinde, Adnan OKTAR’ın İslami
gruplar tarafından korunup kollandığı anlaşılmaktadır.

Ben Adnan OKTAR
operasyonun çok geç kalmış ama gerekli, yararlı bir operasyon olduğuna, eğer
dibine kadar gidilebilirse çok çirkin ilişkiler ağı ve ihanet sarmalının
çıkacağına inanıyorum…

Tutuklama
gerekçelerinin yarısı bile subut bulsa, dünyanın en büyük suç örgütlerinden
birisiyle karşı karşyayız demektir… Ve sanırım bu örgütün ilk büyük operasyonu
da “kan bağışı kampanyası” idi. Bu operasyonun tam istedikleri gibi
 gerçekleşmemesini sağlayan kişi de Osman DURMUŞ idi…

Tüm kalbimle; POLİSİMİZE MAŞALLAH diyorum…

Ve başta medya
mensupları olmak üzere, bu konuda Osman Durmuş’a haksızlık yapanların; ondan
özür dilemesini bekliyorum…
































































































Kapak Fotoğrafı:
Oktar Babuna ve İsrail Başbakanı Netenyahu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir