EMİN ÇÖLAŞAN :
HAPİSHANE ÇOCUKLARI

Sevgili okurlarım, CHP milletvekili
Gamze İlgezdi, anneleriyle birlikte cezaevlerinde kalmakta olan 0-6 yaş
arasındaki çocuklarla ilgili ilginç bir araştırma yapmış.

Adalet Bakanlığı’nın resmi verilerine
göre bu “Hapishane çocuklarının” sayısı 560.

Hepsi de o karanlık ve havasız
koğuşlarda anneleriyle birlikte yatıp kalkıyor. Araştırmada şu hususlar
vurgulanıyor:

– Bu durum ceza infaz
sisteminde karşılaştığımız en can yakıcı sorunlardan biridir.

– Çocuklar doğdukları
andan itibaren annelerinin cezasına ortak olmakta, çocukluklarını yaşayamadan
yetişkinliğe adım atmaktadır.

* *

Araştırmada şu sonuçlara varılıyor:

– Cezaevlerinde birden
fazla çocuğu ile kalmakta olan anne mahpus sayısı 44.

– Çocuklu anneler
koğuşlarda dışlanıyor. Birçok mahpus, koğuşta çocuk sesine tahammül edemediği
için çocuklu annelerle kalmak istemiyor. Sürekli “Sus”denilen,
konuşmasına izin verilmeyen ve korkutulan çocukların bir bölümü konuşmayı
öğrenemiyor, dertlerini işaretle anlatmaya çalışıyor.

– Çocukların koğuşlarda
beslenmesi çok önemli bir sorun. Cezaevi yönetimleri çocuklar için ayrı, onlara
uyacak yemek çıkarmıyor. Ayrı ekmek hakları bile yok. Annelerine verilen
ekmekle yetinmek zorundalar. Dengeli beslenmeleri mümkün değil.

– Sayılı olarak verilen
tatlı, börek, meyve gibi gıdalarda da çocuklar yok sayılıyor. Ayrıca çocuklara
uygun çatal kaşık verilmiyor. Büyükler için verilen çatal kaşığı kullanmak
zorunda kalıyorlar.

*

– Çocuklar oyuncaksız
büyüyor. Koğuşlara dışarıdan oyuncak getirilmesi yasak. Özellikle kreşe
alınmayan 0-3 yaş arası çocukların hiçbirinde oyuncak yok. Kreşe sadece 4-6 yaş
arası çocuklar gidebiliyor.

– Çocuklar kreşe gidip
gelirken bile x-ray cihazlarından geçmek zorunda bırakılıyor. Ayakkabı veya
tokalar sık sık ötüyor, yeniden üst araması yapılıyor.

– Koğuş aramaları
çocukların gözleri önünde yapılıyor. Çocuklar da aranıyor.

– Çocuklar doktora
anneleri yanlarında olmadan götürülüyor.

– Koğuşlarda çocuklar
için yeterli hijyen, havalandırma ve ısı koşulları sağlanamıyor. Bu nedenle
hastalık olayları çok sık gerçekleşiyor.

– Koğuştaki kadınların
revir günü ve saati dışında, hasta da olsalar revire götürülmeleri yasak. Bu
husus acil vakalar dışında çocuklar için de geçerli. İlaç yazılsa bile iki gün
sonra getiriliyor.

– Cezaevlerinde sürekli
doktor yok. Bazı işlemler sonrasında hastaneye sevk edilen çocukların,
anneleriyle birlikte gitmesine izin verilmiyor.

*

– Çocukların yok
sayıldığı diğer bir olay ise koğuşlardaki yatak durumu. Çocuklar anneleriyle
bir tek kişi sayılıyor ve onlara ayrı yatak verilmiyor. Anneleriyle aynı dar
yatağı paylaşmak zorundalar. Oysa bir çocuk, eşyaları ve gereksinmeleri
nedeniyle bir büyükten daha fazla yer kaplıyor.

– Emekleme çağında olup
da, emeklemeyi bile öğrenemeyen çocuklar var. Fiziksel gelişimlerini
tamamlamayan bazı çocuklar koğuşta üç yaşına geldiğinde, yürümekte zorlanıyor.

– Çocuklara ayrı yatak
ve ayrıca ekmek vermeyen cezaevlerinde onların çamaşır sorunu da ayrı bir dert
oluyor. Çocuk çamaşırlarının yıkanması ciddi sorun yaratıyor.

*

– Cezaevindeki erkek
çocuklar ise hemcinslerinden uzakta, sadece kadınların arasında yaşıyor. Onlar
infaz koruma memurları dışında hiçbir erkek görmüyor ve tanımıyor. Bu durumda
ortaya cinsel kimlik bunalımı çıkıyor. Kadınları taklit ettiği görülen erkek
çocuklar ağda, makyaj, süslenme gibi eğilimlere kapılıyor.

– Çocuklar bulutlara ve
gökyüzüne hasret büyüyor. Kapalı cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan
çocuklar duvarların gri rengi ve dikenli teller altında yaşıyor.

– Sadece kadınları
görüyorlar.

*

Gamze İlgezdi’nin bu çarpıcı raporu
şu önerilerle sona eriyor:

“Bu gibi durumlar, koğuşlarda
anneleriyle birlikte yaşamak zorunda bırakılan çocukların dış dünya ile tanıştıklarında
korkmasına, uyum sorunu yaşamasına neden oluyor.

Devlet ille de küçük çocuklu
kadınları hapsedeceğim diyorsa, bebeklerin ve küçük çocukların fizyolojik ve
zihinsel gelişimini sağlıklı sürdüreceği bir ortam oluşturmalı.

En önemlisi, çocuğun kreşe gitmesi
imkânı sağlanmalı ama bu kreşler mutlaka hapishane dışında olmalı.

Koğuşlarda oyuncak sınırlaması
kaldırılmalı.

Çocuğa babasıyla uzun sürelerle, ama
annenin de var olacağı ortamlarda açık görüş imkânı sağlanmalı, hatta bu durum
hapishane dışında yaratılmalı.

Bir başka öneri ise, çocuklu
kadınlara göre dizayn edilecek yeni cezaevleridir. Çocukların koğuşlarda farklı
suçlardan ceza almış ve ruh halleri bozuk olan yüzlerce kadının arasında
büyümesi yerine, çocuklu annelerin olduğu cezaevlerinde, onlara ev ortamını
aratmayacak yaşam koşulları sağlanmasıdır.

* *

Evet, araştırma özetle böyle… Şimdi
hiç kimse “Aman canım, bu çocuklar 560 kişiymiş, önemli bir rakam
değil” demesin.

Yeni doğmuş bebeklerden tutun da daha
büyük yaşlarda cezaevi çocuklarından söz ediyorum.

O koğuşlarda kendinizi
“Anne” olarak düşünün.

Bebeğiniz ağlıyor ve koğuştan
“Sustur şunu” diye tepkiler geliyor… Bazen bu yüzden kavgalar
çıkıyor.

Ve ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.

Çocuğunuz yeterli beslenemiyor.

Erkek çocuklar kadınların arasında
yaşadıkça farklı cinsel eğilimlere sürükleniyor.

Cezaevlerinde anneleriyle yatmak
zorunda kalan “Hapishane çocukları”, üzerinde hiç durulmayan ve
kimsenin bilmediği acı Türkiye gerçeklerinden biri.


























































































Gamze İlgezdi bu konuyu ilk kez
gündeme getiriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet