YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) listesine göre cezaevlerinde 905
hasta mahpus var. Bu sayı Celal Şeker’in ölümüyle 904’e indi. Diyarbakır D Tipi
Cezaevi’nde hükümlü Şeker, listede 56. sıradaydı. Sağlık durumu ise şöyle
anlatılıyordu: “Diyaliz ve tansiyon hastası. Kalp kapakçığı, damar genişliği,
iki ayağında da doğuştan engel var. Ayrıca karnında peritan aparatı bulunuyor.
Bu durum enfeksiyon riskini artırıyor. Sağ gözünde yüzde 90 görme kaybı var.
Muş Devlet Hastanesi’nde 21 Ağustos 2014 tarihinde verilen engelli raporuna
göre yüzde 96 fonksiyon kaybı bulunuyor. Rapora göre, başkasının yardımı ve
desteği olmadan hayatını idame ettirememektedir.” Şeker, 19 Ocak’ta cezaevinde
kalp krizi geçirdi. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki hafta
yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdi.

10 yıldır diyaliz hastası

Avukatı Kadir Karaçelik, Şeker’i ölüme götüren süreci
şöyle anlattı: “Van’da özel yetkili ağır ceza mahkemesinde yargılandı. DEHAP
partisinin gençlik meclisleri vardı. Oradaki politik faaliyetlerinden suçlandı.
Dosyadaki gizli tanık da sonradan ortaya çıktı. Bütün beyanlarını aslında
tersyüz de etti. Dosyada bir tek yasal parti çalışmaları kalmıştı. Şiddet ya da
illegal bağlantı iddiası yoktu. Yine de ceza verildi. Yatarı 4 yıl 8 aydı,
sanırım iki yılı daha kalmıştı… Ceza onaylanınca infazın ertelenmesi için
müracaat ettik. Celal, evdeyken her gün iki defa diyalize bağlanıyordu çünkü…
Muş Devlet Hastanesi, Diyarbakır Eğitim Araştırma Hastanesi, ‘cezaevinde tek
başında yaşayamaz’ raporları verdi. Ancak Adli Tıp, ‘sağlık hizmetlerine
erişimine engel yok’ diyerek, bu raporları boşa çıkardı.”

Şu an yaşıyor olacaktı








Sağlık hizmetlerine erişimin sadece ilaçla olmadığını
söyleyen Karaçelik şöyle devam etti: “Tek başına yaşayamaz deniliyorsa bir
hasta için, yaşamını sürdürme noktasında refakatçiye ihtiyaç duyuyor. Evde
annenin, babanın sürekli yardımı söz konusu. Bu da sağlık hakkının bir parçası.
İHD’li avukat arkadaşlar dosyasını AYM’ye götürdüler. Cezaevinde ilaçlarını
alıyor, sağlık kontrolü yapıyor dendi, tedbir kararı verilmedi. Bu sırada
Celal’in iki böbreğinde de yetmezlik vardı. Hastalık gözüne vurdu. Kalp
yetmezliği üst seviyeye çıktı. Cezaevine girdiği zaman sadece böbrek hastalığı
varken bir dizi problem oluştu. Steril bir ortamda yaşaması gerekiyordu. Cezaevine
girmemiş olsaydı şu an yaşıyor olacaktı. Celal, 10 yıldan fazladır diyalize
giriyordu ve yaşamını sürdürüyordu. Cezaevinde revire çıkarken bile bazen
günlerce beklemek zorunda kalabiliyorsunuz…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir