ADLİ BİLİMLER
ve DAĞCILIK




07.11.2018


Ülke
Gündemi




Ülkemizde dağcılık konusunda faaliyet
gösteren kurum ve kuruluşların bu konuda oldukça uzman oldukları tarafımızca
göz önünde bulundurulmakla birlikte;


Adli Bilimciler Derneği olarak, dağcılık
faaliyetlerinin popülerliğinin artması ile birlikte sistemde yaşanan sıkıntılar
ve halkın bu konulardaki kurallara dikkatinin çekilerek farkındalık yaratılması
ihtiyacı bakımından konu değerlendirilmektedir.


Dağcılık, seyircisiz olarak acil durumlarda
müdahale edecek herhangi bir sağlık ve güvenlik ekibinin refakati olmadan
yapıldığı için riskleri yüksek bir sportif faaliyettir. Bu nedenle dağcılık
konusunda eğitimsiz kişilerin gerekli önlemleri almadan dağ tırmanışları
yapması olası riskleri ve güvenlik sorunlarını artıracaktır.


Dağcılıkta tehlikeler 2 ana grupta
değerlendirilmektedir.


Dağ
kaynaklı tehlikeler


İnsan
kaynaklı tehlikeler


Dağcılık sporu yapan kişilerin fiziksel
yönden güçlü ve kişisel disiplini kuvvetli insanlar olması, ani ve doğru
kararlar verme yeteneğine sahip olmaları önemli bir noktadır.


Dağ kaynaklı tehlikeleri ortadan
kaldırmanın mümkün olmadığı göz önünde bulundurulduğunda önemli olan insanların
bu tehlikelerle baş edebilecek eğitim, donanım ve tecrübeye sahip olmalarını
sağlayacak dağcılık faaliyetlerinin nitelikli ve nicelikli bir sistem içinde
gerçekleştirilmesini sağlamaktır.


Ülkemizde doğaya çıkmak isteyen insan
sayısındaki artışla birlikte bu tür faaliyetler sosyal medya üzerinden
örgütlenerek bir araya gelen, yeterli deneyimi, bilgisi ve ekipmanı olmayan
gruplarla gerçekleştirilmeye başlamıştır. Bu konu ile uğraşan sportif
organizasyonların gittikçe artan yoğun ilgi ile aynı hızda büyüyemediği,
sistemin artan potansiyel karşısında kendini güncel şartlara bağlı olarak daha
nitelikli bir yapıya dönüştüremediği değerlendirilmektedir.


Dağ coğrafyasında çoğunlukla iletişim
araçlarının çalışmaması, bu sporun gerekli birimlere haber verilmeden, yetersiz
önlemlerle ve yetersiz kişi sayılarıyla gerçekleştirilmesi nedeniyle ölümle
sonuçlanabilecek kazalarla karşı karşıya kalınabilmektedir.


Dağların giriş çıkışları kontrolleri
yapılabilen coğrafi bölgeler olmaması, yaşanacak hayati sorunlara müdahale ve
kurtarma faaliyetlerinde zaman, yer tespiti, ulaşım ve haber almada etkin
çözümlerin üretilebilmesi için dağ tırmanışlarının ilgili birimlerin bilgisi
dâhilinde yapılmasını zorunlu kılmaktadır.


Dağlar suç mahalli olarak veya geçirilen
kaza sonrasında bilirkişiler açısından değerlendirilmesi zor olan mekânlardır.


Dağcılık; jeoloji, biyoloji, tıp,
meteoroloji, savunma, orman vb. birçok disiplinlerle harmanlanmış bir eğitim
paketi almış, zor doğa şartlarının ve tecrübesiz ekip üyelerinin neden
olabileceği tehlikeli durumlarla başa çıkabilecek, meydana gelen olayları doğru
şekilde değerlendirerek çözebilecek uzman kişilerle yapılmalıdır.


Dağcılık lisansının kişilere sadece birkaç
günlük eğitim, sağlık raporu ve 2 resim karşılığında değil, tıpkı sualtı dalış
lisanslarında olduğu gibi kişilerin yapacağı dağ tırmanışlarının seviye seviye
puanlanması, tecrübelerin belgelendirilmesi karşılığında kademeli olarak
verilmesinin daha uygun olduğu değerlendirilmektedir.


Ülkemizde bu işi yapan oldukça ciddi
kuruluşlar ve yetkin sporcularımız olmakla birlikte artan yoğun ilgi ile
kontrolü zor olan dağcılık sporunda da suistimaller yaşanmakta, dağ kazaları ve
dağda mahsur kalıp hayatını yitiren deneyimsiz ve malzemesiz insanlarımızın
haberleri ile son günlerde sıklıkla karşılaşmaktayız.


Günümüzde yüzlerce insan gerekli bilgi,
deneyim ve malzemeden yoksun olarak doğaya çıkıyorsa, burada insanları değil
sistemi sorgulamanın gerekli olduğunun düşünülmesi daha doğru olur.


Doğada yapılacak olan her türlü faaliyeti
ciddiye almak, kanunla yetkilendirilmiş kurumlardan gerekli eğitimleri almak,
federasyonların talimatları doğrultusunda eğitim sisteminden geçmiş, gerekli
ehliyete sahip kişilerin rehberliğinde ve denetiminde faaliyetler yapmak hem
hukuki hem de cezai sorumluluk açısından önemlidir.


Doğa sporları, son zamanlarda hızlı bir
gelişme göstermiş olduğundan bu konudaki hukuksal uyuşmazlıklara yönelik
çalışmalarda da oldukça yeni gelişmeler yaşanmaktadır.


Doğa da meydana gelen kaza ve benzeri
hukuka aykırılıklarda, mahkemelerin yargılama yapma ve olayı tam anlamıyla
açıklığa kavuşturma yönündeki çalışmaların yetersiz veya eksik olduğu
düşünülmektedir. Örneğin, yüksek irtifada meydana gelen bir kazada Cumhuriyet
Savcısı veya karar verecek olan Mahkemenin olay yerini inceleme şansı neredeyse
yok denecek kadar azdır. Bu tür durumlarda, kaza nedeniyle oluşturulan
tutanaklardan ve diğer şahısların anlatımlarından faydalanılmakta, olay yerinin
incelenmesi yapılmaksızın karar oluşturulmaktadır. Bu tarz kararlarda, adaletin
tam anlamıyla uygulanmamasından kaynaklanan şüpheli durumlar oluşması söz
konusu olabilmektedir.


Dağları ve doğasıyla oldukça zengin geniş
bir alana sahip olan ülkemizde bu tür sorunların daha sağlıklı, adaletli
çözülmesi için; yargılama makamında yer alacak olan şahısların en azından bu
konuda yetkin olması veya bu alanda her yönden uzman bir bilirkişi kurulunun
oluşturulabilmesi önemli noktadır.


Bu konunda sorumlu kişiler; sporcular,
liderler, organizatörler, katılımcılar, dernek yöneticileri, özel şirket
yöneticileri, Federasyon ve Üst Kurul yöneticileridir. Dağcılık faaliyetleri
sırasında yaşanan kazalarda sorumluluk daha çok taksirden doğan sorumluluk
olarak değerlendirilmektedir. Yani özen göstermeme, yüklenilen sorumluluğu tam
olarak yerine getirmeme, öncülük ettiği gurubun güvenliğini sağlamama, gurubu
her türlü tehlike ve meydana gelebilecek olan kaza olasılığına karşı uyarmama,
kazayı öngörmeme, yetersiz tedbir alma, arama kurtarma sahasında gerekli
tedbirleri almama gibi nedenlerden kaynaklanan ve kazanın meydana gelmesinde
rol oynayan unsurları içermektedir.


Adli Dağcılık Çalışma Grubu, hali hazırda
ülke gündeminde olan bu konuya tüm sorumlu kurum ve STK’ ların dikkatinin
çekilmesi, dağlardaki potansiyel tehlikeler olası güvenlik sorunları konusunda
durum tespiti yapılarak gerekli önlemlerin alınması yönünde kamuoyuna karşı
bilgi verilmesi ve bu konuya dikkat çekilmesi sorumluluğu ile hareket
etmektedir.


Adli bilimciler olarak; dağda yaşanan
tehlike ve suçlar karşısında teknik yeterliliğe sahip uzmanlar yetiştirmek,
artan ilgiye karşı kendini güncelleyemeyen sistemin iyileştirilmesine yönelik
gerekli çalışmaları bir an önce yapmak ve bu konuda üstümüze düşecek bilimsel
sorumluğu yerine getirmek için hazır olduğumuzu bildirir,


Saygılar sunarız.


 


İlknur BAKIR ÖZBİLEK, Ahmet Metehan
DODURGA,  Prof. Dr. İ.Hamit HANCI


Adli
Bilimciler Derneği