• Anasayfa
  • /
  • FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI : İstanbul merkezli FETÖ/PDY operasyonu


ÖZEL BÜRO NOTU : DEĞERLİ YURTSEVERLER ÖNCE HABERİ OKUYUN. HABERDE YER ALAN FETÖCÜ İSTİHBARAT POLİSLERİNİN AYNI HABERDE ADI GEÇEN GAZETECİ HAYDAR MERİÇ GİBİ GRUP SÖZCÜMÜZ ERKUT BEYİ NASIL KAÇIRDIKLARINA DAİR AÇIKLAMAYI DA AŞAĞIDA OKURSUNUZ. İKİ FARKLI TARİH, İKİ FARKLI KURBAN AMA AYNI ÖRGÜT. O ZAMANLAR ERKUT BEYİN DURUMUNA KİMSE SES ÇIKARMAMIŞTI AMA ŞİMDİ BİR GAZETECİ İÇİN ORTALIK AYAĞA KALKTI. ALLAH RAHMET EYLESİN. OLMASI GEREKEN BUYDU. AMA O ZAMANLAR YANİ ERGENEKON TİYATROSUNUN BAŞLADIĞI DÖNEMLER VE KONJONKTÜR FARKLIYDI.

Gazeteci Haydar Meriç'in, Fetullah Gülen aleyhinde kitap yazacağının anlaşılması üzerine düzmece raporla terör örgütü mensubu olarak dinlemeye alındığı, kaçırılarak öldürüldüğü ve olayla ilgili delillerin karartıldığı iddiasına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı

Gazeteci Haydar Meriç'in, Fetullah Gülen aleyhinde kitap yazacağının anlaşılması üzerine düzmece raporla sol terör örgütü mensubu olarak dinlemeye alındığı, bu süreçte kaçırılarak öldürüldüğü ve olayla ilgili delillerin karartıldığı iddiasına ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı.

Alınan bilgiye göre, İstanbul merkezli 22 ilde FETÖ/PDY'ye yönelik başlatılan operasyonda, haklarında savcılıkça yakalama kararı çıkarılan 41 şüpheliden gözaltına alınanların sayısının 31'e yükseldiği öğrenildi.

"Terör örgütü kurmak, örgüt üyesi olmak, haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arasındaki konuşmanın dinlenilmesi ve kayda alınması, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, iftira ve tehdit" suçlarından işlem yapılacağı belirtilen şüphelilerden 3'ü savcılık talimatıyla emniyetten serbest kaldı. Diğer 28 şüphelinin işlemleri sürüyor.

- Cinayete ilişkin yeni detaylar

Meriç'in yazdığı kitabı ele geçirmek için İstihbarat Daire Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli özel ekiplerin Kırklareli'ne gittikleri tarihlerde, İstihbarat Daire Başkanlığı'na bağlı ekibin İstanbul için resmi görev izni olduğu, İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü ekibinin ise herhangi bir görevlendirmesinin olmadığı belirlendi.

Söz konusu tarihlerde İstanbul'da çalışma yaptıkları yönünde kayıt tutulan ekiplerin cep telefonlarını İstanbul'da bıraktıkları ve haberleşmeyi sahte isimlerle alınmış tek kullanımlık hatlar üzerinden yaptıkları tespit edildi.

Kırklareli Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü personelinin kent girişinde karşıladığı özel ekiplerin kente ve emniyet binasına girişte özel yöntemler kullanarak MOBESE kayıtlarında yer almalarını engelledikleri ayrıca çeşitli iş yerlerine ait güvenlik kameralarının yapacağı kayıtlarda da kimliklerini gizlemek için takma sakal ve bıyık ile peruk kullandıkları ortaya çıktı.

Özel ekiplerin, kimlik kaydı yaptırmamak için otel veya polis evinde kalmayıp gece konaklamalarını Kırklareli İstihbarat Şube Müdürlüğü içerisinde yaptığı ve MOBESE merkezinden İstihbarat Şube'ye kaçak uç çekip, Haydar Meriç'in kaçırıldığı gece kameralara arıza verdirdikleri belirlendi.

Haydar Meriç'in evini gören tüm güvenlik kameralarının bağlantılarını kesen istihbarat ekiplerinin, anahtar uydurarak girdikleri Meriç'in evine "böcek" yerleştirdikleri, çaldıkları dizüstü bilgisayarı, IMEI numarasını aldıktan sonra tekrar eve koydukları tespit edildi.

Yolda yürürken birçok kez polisler tarafından durdurularak GBT sorgusu yapılan ve söz konusu kitabı ele geçirmek için çantası aranan Meriç'in, kaçırıldığı gece yaptığı 66 saniyelik görüşmenin de kayıtlardan silindiği ortaya çıktı


Değerli Yurtseverler,

Bugün tarihi bir gün yaşıyoruz. Yıllarca AK PARTİ derinleri, Devletin İstihbarat ağına çöreklenmiş Fetullahçı İstihbaratçılar ve AB-D (Avrupa ve Amerikalı İstihbarat Servisleri NSA-CIA) ülkenin önde gelen yurtseverlerini Vatan Haini, Darbeci ve Terörist olarak gördüler, Ulusalcılık ve yurtseverlik suç kabul edildi. Yurtseverlerin hassas takip ile her attıkları adım yıllarca takip edildi, izlendi. (Hassas takibin ne olduğunu merak edenler www.ozelburoistihbarat.com adresinden bilgi edinebilirler). Haklarında kendilerine bağlı medya organları ve saha elemanları vasıtasıyla dedikodu malzemeleri üretildi. İftira ve yalan haberler yapmaktan çekinmediler. Kariyerleri, aile bütünlükleri, kişilikleri, iş yaşantıları hedef alındı. Yurtsever olduklarına bin pişman edilmeye çalışıldı. Organize bir şekilde çalıştılar. Önce yıllarca hassas takipler ile haklarında kullanılabilecek malzemeler toplandı, ondan sonra dedikodu olarak bir kısmı yayıldı, kalan kısımlar ise düzmece Ergenekon iddianemesine konu edildi.

Bu süreçte nice yurtsever büyüğümüz bu ağır ithamlara dayanamadığı için ya amansız hastalıklara yakalandı, ya akıl sağlığını yitirdi yada kendi yaşamına kıydı. ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU olarak tüm kayıplarımızı saygı ile anıyoruz.

Sağ kalanlar tahiye olduktan sonra yalnızlaştırıldı ve tekrar itibarları hedef alındı. İş kurmaya çalışanlara engel olundu, işe girmeye çalışanlar ise önceden iş görüşmesine gideceği firmalar aranarak ve firma yetkilileri üstü kapalı tehdit edildilerek işe girmesi engellendi. Sanık iş adamlarına yüksek vergi cezaları kesildi, verilen ihaleler iptal edildi ve daha bir çok sorun çıkarıldı.

Grup Sözcümüz Erkut Ersoy’da bu itibarsızlaştırma kampanyasından nasibini aldı. Önce akıl sağlığı yerinde değil denilerek küçük düşürülmeye çalışıldı, tahliyesinden sonra da bilindik iftiralar atıldı. Erkut bey bunların olabileceğini tahmin ettiği için Silivri Cezaevinde tutuklu iken, akıl sağlığını hedef alan haberleri yapan tüm medya kuruluşlarına ve ilgililere ADLİ TIP KURUMU’nun “AKIL SAĞLIĞI TAM VE YERİNDEDİR” kararını gönderdi. Ama yine utanmadılar. Adli tıp kurumu’nun, Ergenekon Mahkemesine gönderdiği Erkut bey ile raporu 4. İHTİSAS KURULU : A.T.NO : 140-260509-29576-3217 KARAR NO : 3750 - İSTANBUL : 28 EYLÜL 2009 tarihli raporu elimizdedir ve merak eden basın mensuplarına yeniden gönderebiliriz.

Daha sonra bu iftira tutmayınca bu kez hem de bir Ergenekon Sanığı başka bir iftira denedi. Sanık Vedat Yenerer, “Demokrasiye ve Hukuka Ergenekon Tezgahı” adlı kitabında Erkut beyin FETULLAHÇI olduğunu iddia etti. İnanmayanlar kitabı buradan satın alıp okuyabilirler.

Vedat Yenerer İstanbul Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde Erkut bey tarafından açılan 2011/ 72 E. ve 2012 /431 Kararlı dosyada, sesli yazılı, görüntülü ile hakaretten 105 gün adli para cezasına mahkum oldu. 12.7.2012 de hakim Zühal İşgören tarafından verilen mahkumiyet kararı ertelenmedi. Yenerer in yalan ve iftira türü haberler yaptığı bu kararlarla tescillendi.

İlgili haber için tıklayın.

FETÖ ÖRGÜTÜ öyle bir örgüt ki bunlar yiğitçe çarpışmaktan kaçınır, bel altı vuruşlarla, yasa dışı toplanmış dinleme kayıtları ile, yasa dışı fiziki takip ve ortam dinlemeleri ile kullanabilecekleri tüm malzemeyi toplar ve o şekilde üzerinize gelirler. Geçmişte nice komutanımız ve değerli eşleri ve bir çok sever bu muameleye maruz kaldı. Buradan görebilirsiniz. Kural, nizam, kanun tanımazlar. Amaca gitmek için yeri gelir Kemalist, yeri gelir AK Parti’li, yeri gelir tarikatçi olurlar. Girmedikleri kılık, çiğnemedikleri kanun yoktur. Vedat Yenerer örneğinde görülebileceği gibi kim zaman da Yazar veya Gazeteci olurlar.

Erkut bey, tarafına yapılan bu hasas takibi doğal olarak ilgili kurumlara bildirdi. Gerek Emniyet’e gerekse MİT’e sözlü ve yazılı olarak iletti ve önlem alınmasını istedi ancak alınmadı. 2003 yılında ise ilk suç duyurusunu yaptı. Ardından 2010 ve 2011 yıllarında bu suç duyurusunu tekrarladı ancak yine önlem alınmadı. Altta Erkut beyin yaptığı suç duyuruları yer alıyor.

2003 yılında ilk Suç Duyurusunu henüz ortada Ergenekon yokken DÜZCE CUMHURİYET SAVCILIĞI - SAVCI  EKREM BEREKETBULUR’a yaptı.

·        Hazırlık No : 2003/5102

·        Karar No: 2003/2155


2010 yılında 2. Suç Duyurusunu tutuklu iken FATİH CUMHURİYET SAVCILIĞI - SAVCI ERCAN ALTUNCU’ya yaptı.

·        Soruşturma No : 2010/20431

·        Karar No: 2010/10086

·        Büro No: 2010/738

2011 yılında 3. Suç Duyurusunu tahliye olduğunda DÜZCE CUMHURİYET SAVCILIĞI - SAVCI MEHMET ŞİRİN ACAR’a yaptı.

·        SORUŞTURMA NO : 2011/6241

Erkut bey, ilgili makamlarında bildiği gibi 1991-2001 arası önemli hizmetler vermiş bir yurtsever istihbaratçıdır ve halen bu yurtsever faaliyetlerini çekinmeden, korkmadan devam ettiriyor. Aynı zamanda ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU’nun Sözcüsü’dür. Tek derdi ülkesinin DAHA GÜVENLİ BİR VATAN OLMASI. Parayla pulla, şanla şöhretle ilgisi olmayan bir kişi. Halen 1998 model bir araca biniyor desek bir çokları inanmayabilir. Çünkü malum kesim tüm Ergenekoncuları özel uçak ile seyehat eden ülkücü reis Sedat Peker gibi varlıklı zannediyor. Davayı basından takip eden vatandaşlarımız dava popüler olduğu için tüm sanıkları villada oturuyor sanıyor, ama gerçek öyle değil tabi. Sanıkların tamamına yakını emekli olmuş asker, gazeteci, akademisyen, serbest meslek erbabı yada işi bozulmuş iş adamı. Hemen hemen hepsi emekli maaşı alıyor. Çalışanlar ise normal sayılabilecek ücretler kazanıyor.

Erkut bey, FETÖ’nün hedefine 2001 şubat ayında girdikten sonra, hakkında yasa dışı olarak takip ve istihbarat notları dolduruldu. FETÖ’cü istihbaratçılar, Resmi kurumlara yanlış bilgiler aktardı. Psikolojisi ve kariyeri hedef alındı ama tüm baskılara direndi ve FETÖ’nün tetikçisi olmadı. Bu konudaki Türkiye Gazetesi röportajını buradan okuyabilirsiniz. Boyun eğdiremedikleri için 7 senelik hasas takibin ardından 22.01.2008 tarihinde 200 polisin katıldığı bir operasyon ile sabahın 05:00’inde apar topar tutuklandı. Tutuklu yargılandığı 36 ay 1 haftalık sürede hakkındaki tüm idiaları çürüttü.

Değerli Yurtseverler,

Bugün gelinen noktada, Erkut Ersoy’un ve tüm sanıkların kesin bir zafer kazandığını söyleyebiliriz.

Şimdi tek beklentimiz MİT ve EMNİYET İSTİHBARAT DAİRESİ’nin Erkut Ersoy hakında tuttukları yasa dışı arşivi yeniden yargılamayı yapacak yerel mahkemeye göndermesidir. Böylece Erkut beyin hassas takip ile ilgili anlattıkları daha da önem kazanacaktır. Bu şekilde kurulan tezgah umarız tüm yönleriyle ortaya çıkmış olacak.

Allah bir daha yurtseverlere böyle bir mağduriyet yaşatmasın !!!

Yusuf Özbek

ÖZEL BÜRO ADMİN

TERÖR