• Anasayfa
  • /
  • DHKP-C ÖRGÜTÜ DOSYASI /// CEM KÜÇÜK : Türk solcusunun terörle imtihanı, örnek Ataol Behramoğlu


Türk solcusunun terörle imtihanı, örnek Ataol Behramoğlu

Birkaç yıl önceki bir olay ama bir okurum hatırlatmasa benim de haberim olmayacaktı. Aşağıda yazacağım vaka, Türk solcusunun terörle imtihanını bundan daha iyi anlatamazdı. Önce Hürriyet'in 20 Haziran 2015 tarihli "Üniversite öğrencisi eylem hazırlığında yakalandı" başlıklı Çetin Aydın'ın haberine bakalım. Haberi özetleyerek veriyorum.

DHKP-C terör örgütü Adalet Sarayı'nda Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit ettikten sonra öldürülen Bahtiyar Doğruyol ve Şafak Yayla'nın intikamını almak için harekete geçer. DHKP-C'li terörist Tuğçenur Özbay silahlı bir şekilde Kadıköy'den vapurla Beşiktaş'a geçer. Terörle mücadele ekiplerimiz kısa süre sonra terörist Tuğçenur Özbay'ı gözaltına alır. Özbay üzerine farklı renkte iki pantolon giyer. Bu terör örgütlerinin kullandığı bir yöntem. Terörist kaçarken üzerindeki pantolon ve gömleği çıkartıp atar, alttaki renkli kıyafetlerle kaçar.

Özbay'ın üzerinde bir tabanca ve 89 mermi çıkar. Tutuklanır ve hapse girer. Buraya kadar her şey normal. Devletimiz bir teröristi yakalıyor, adalete teslim ediyor ve hukuki prosedür işliyor.  Bundan sonra Türk medyasındaki terör sevicileri devreye giriyor.  PKK'ya, FETÖ'ye, DHKP-C'ye övgüler düzen ve bu anlayışı normal karşılayan zihniyetin izansız hâlini dikkatinize sunuyorum.

Ataol Behramoğlu 15 Ağustos 2016'da Cumhuriyet'te "Cezaevinden bir mektup" başlıklı mide bulandırıcı bir mektup yayınlıyor. FETÖ darbe girişiminden yaklaşık bir ay sonra Behramoğlu, devletimizin yakaladığı DHKP-C'li terörist Tuğçenur Özbay'ı köşesinden övüyor. Neler yazmış Behramoğlu, okuyalım: "Bakırköy 'Kadın Kapalı Hapishane'sinden yazan Tuğçenur Özbay’ın mektubu, beni özellikle duygulandırdı, düşündürdü…

Demokrasimizin de, ulusal birliğimizin de nasıl yalanlarla örtülü olduğunu; bu kandırıcı, parıltılı sözlerin altında ne acılar, ne zulümler, ne ikiyüzlü, insanlık dışı baskılar olduğunu bir kez daha gösterdi.

Tuğçenur mektubuna, 'Bakırköy hapishanesinden devrimci bir özgür tutsak olarak, DHKP-C dava tutsağı olarak yazıyorum' cümlesiyle başlıyor.

Ardından 'tecrit'in 'bir kısmı'nı anlattığı paragraf geliyor: 'Tecrit demek, dışarıyı bir avuç gökyüzüne sığdırmak demek, camdan baktığınızda gece gündüz sizi gözetleyen bir kamerayla göz göze gelmek demek, dışarının sesini haftada bir duymak demek…'

Tuğçenur Özbay ve büyük çoğunluğuyla bu genç, yaşam dolu insanlar, yaşamlarını ölüm hücrelerinde sürdürmek için acaba ne gibi suçlar işlediler?

Bu soruyu, sözünü ettiğim günlerde İstanbul Yargıçlar Evi’nde dönemin Adalet Bakanı ve cezaevlerinin yüksek düzey yöneticileriyle gazeteciler arasında düzenlenen toplantıda Bakana ve yetkililere de yöneltmiştim.

Büyük çoğunluğu örgüt üyeliği vb. suçlamalarla yargılanıp ağır hapis cezalarına mahkûm edilmiş gençlerin hücrelerde ömür boyu çürümeye, çıldırmaya, yok olmaya terk edildiği bir ülkede demokrasinin, özgürlüğün, insan haklarının kırıntısından söz edilemez..."

Polisimiz bu teröristi yakalamasa bazı polislerimiz ve savcılarımız şehit edilecekti. Ataol Behramoğlu ne yaptığının farkında mı? Bir google taraması yapsa övdüğü teröristin kim olduğunu görecek. Kasıtlı olarak yapıyor bunu. Bir Türk solcusu olan Behramoğlu asker, polis, savcı şehit eden bir teröristi köşesinden normal bir iş gibi övüyor. Allah size akıl fikir versin.

Behramoğlu yazısında Tuğçenur'u övmeye ve masumlaştırmaya devam ediyor:

"Tuğçenur belli ki bir edebiyat, şiir tutkunu. Dört sayfalık mektubunun sayfalarından birine benim 'Yıkılma Sakın'dan şiirimden bir bölüm almış. Mektup zarfının üzerinde ise 'Bir Gün Mutlaka'dan, 'Hapishanede Bir Sabah Türküsü'nden renkli kalemlerle yazılmış dizeler.

Sevgili Tuğçenur Özbay ve arkadaşları! Bu ülkede ve dünyada da daha adil, insana daha yaraşır bir yaşam için savaşımlarda çok acılar yaşandı, yaşanmakta ve yaşanacak. Ben nefes alıp verebildiğim sürece şiirlerimle ve yazılarımla böyle bir yaşam için savaşım verenlerden biri ve onların sözcüsü olmayı sürdüreceğim..."

Bunu yapamayacaksın Behramoğlu, çünkü bu satırlar terör seviciliği ve övgüsüdür. Hiçbir demokratik ülkede terörü övmek kabul edilemez. Edebiyat tutkunu dediğin terörist yakalanmasa kaç polisimizi şehit edecekti. Bu terörist içeriden çıktığında askerimizi ve polisimizi şehit etse ne diyeceksin? Türk solcularının bir kısmının hâli budur. Ülkemiz 5 yıldır saldırı altında. Bu sözde aydın kısmı terörü övmenin suç olduğunu anlayacak.

TERÖR