• Anasayfa
  • /
  • KİTAP TAVSİYESİ : LAİKLİĞİ DOĞRU ANLAMAK /// YAZAR : MUSTAFA SOLAK


LAİKLİĞİ DOĞRU ANLAMAK KİTABI 

Kitabın temel amacı laiklik hassasiyeti olan kurum ve vatandaşların laiklik algılarındaki hata, yanlış, eksiklerini gidererek doğru bir laiklik mücadelesine yöneltmektir.

“Cumhuriyetçi kesim”  olarak adlandırdığım sağdan sola geniş bir yelpazeyi içeren bu kitle, laiklikten ödünler vermekte, laiklik karşıtlarının uygulamalarına “halkla birleşememe” tedirginliği nedeniyle yeterince tepki göstermemektedir.

Laiklik ilkesini toplumun huzurunu, milletin birliğini, vatanın savunmasını sağlayan temel bir ilke olarak ele alınması yaşadığımız geri gidişi durdurmak açısından hayatidir.

Cumhuriyetçi kesim verilen tavizlerin kendilerini halkla buluşturmadığını, dahası laiklik karşıtlarını daha da cesaretlendirdiklerini görmeye, bu durumu sorgulamaya başladılar. Toplumumuzun sağ tabanında da o kadar “düşman”,”hain” gösterilmemize rağmen bu farkındalığı görüyorum. 15 Temmuz bu noktada kırılmadır. Bundan sonrasında farkındalığın artması, laik cumhuriyeti savunduğunu söyleyen dernek, parti, sendika, oda, vb kurumların netleşmesine, tutarlı olmasına bağlıdır. Ders çıkarmazsak halkın kafasının karışmasına bu kurumlar aracılığıyla bizler de niyet etmesek de yardımcı olmuş olur. Din bireysel, vicdani alan olmaktan uzaklaştırılıp gerekçelerimizin onaylandığı araç haline getirdikçe bu yanlışlara ortak olacağız. 

Laikliği yaşam tarzının savunulması olarak gören kimiler bugün bunun mücadeleyi dahi önemsiz görüyorlar ve ekonomik mücadeleye odaklanmış durumdalar. "Bugüne kadar yaşam tarzına dayalı laikliği savunduk da ne oldu" denerek bun­dan vazgeçiliyor. Laiklik denerek halk ürkütülmemeliydi. Bunun yerine emekçinin ekonomik taleplerinin yanında olunmalıydı. İyi ama “iş yerinde aşırı tedbir Allah'a güveni sarsar",  “fıtrat gereği öldüler”, “sigorta yaptırmak tevekküle aykırıdır” denilen ortamda emekçinin hak arama bilinci körelmez mi?

Bu soruya yanıt vermekten kaçındılar. Laikliğin özünde aklın özgürleşmesi olduğunu, aklını günah, sevap, haram, helal, caiz, mekruh kavramlarıyla meşgul eden emekçinin hakkını arama bilincinden uzaklaşacağını görmediler, görmek istemediler. Bazılarına göre ekonomik refah otomatikmen insanları laikleştirecekti.  Geçenlerde konferans için gittiğim İzmir’de bir kadın dinleyici Afyon Emirdağ’da yurtdışında çalışan yurttaşların yoğun yaşadığını ve her evde mercedes olduğunu, buna rağmen referandumda “evet”in önde çıktığını belirtti. Demek ki zenginleşme her şeyi apaçık görmeyi sağlamıyor. Şimdi bunu kavratmamız lazım.

Hava, su, ekmek gibi yaşamsal bir ilke olan laikliğin birleştirici bir ilke olarak değerlendirilmesi umuduyla…

TAVSİYELER & ANALİZLER