• Anasayfa
  • /
  • TARİH : Hitler de vejetaryendi


Hitler de vejetaryendi

Alman tarihçiler Henrik Eberle ve Matthias Uhl'un kaleme aldıkları "Hitler Kitabı"nda Sovyet gizli servisinin raporunda Hitler'e ilişkin çok ilginç bilgiler de yer alıyor. Bunlardan biri de milyonların katili olan diktatörün kan görmeye dayanamaması ve sıkı bir vejetaryen olması.

 

Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in, Kızıl Ordu’nun Berlin’e girmesinin ardından bir çukurda bulunan cesetlerin, sevgilisi Eva Braun ile birlikte intihar eden Hitler’e ait olup olmadığının belirlenmesi için hazırlattığı rapor, iki Alman tarihçi tarafından ortaya çıkarıldı.

Sovyet Kızıl Ordusu’nun Berlin’e girmesiyle sevgilisi Eva Braun ile birlikte intihar eden Hitler’in cesedi, köpekleriyle birlikte sığınağının hemen yanındaki bir çukurda yakılmış olarak bulundu. Cesetlerin Hitler’e ait olduğu da “Führer”in son anlarına tanıklık eden Otto Günsche ve Heinz Linge’in Rus birliklerince yakalanmasıyla ortaya çıktı. Bulunan cesetlerin Eva Braun ve Hitler’e ait olduklarını Stalin kuşkuyla karşıladı. Çünkü, Nazi İmparatorluğunun yıkılacağının anlaşıldığı 1944 sonlarından itibaren üst düzey Naziler ülkeden kaçmaya başlamıştı. Bu yüzden de Stalin, NKVD’ye kesin bir emir vererek bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlanmasını ve net bir cevap vermelerini istedi.

Alman tarihçiler Henrik Eberle ve Matthias Uhl’un Sovyetler’in yıkılmasından sonra ulaştıkları bu raporu kamuoyuna açtıkları kitapları “Hitler Kitabı”, Mustafa Tüzel’in çevirisiyle Alfa Yayınları’dan çıktı. Stalin, NKVD’den savaş boyunca ABD ve İngiltere’nin Nazi Partisi ile olan ilişkilerinin de açığa çıkarmalarını istedi. 1945’te “Mitos” adıyla bir operasyon başlatan NKVD ise 4 yıl boyunca bu konuyu araştırdı. Başında 1930’larda Almanya’da istihbarat faaliyetinde bulunmuş ve Nazi Partisi içinden çok sayıda köstebek bulmuş Yarbay Fyodor Karpoviç Parparov’un bulunduğu komisyon bir rapor hazırlayarak Stalin’e sundu.

Stalin’in okuduktan sonra özel “462a” numaralı dosya olarak özel arşivine kaldırılan raporu, 1991’de Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından Alman tarihçiler Henrik Eberle ve Matthias Uhl ortaya çıkardı. Günümüzde de Rus Devlet Başkanının kişisel arşivinde tutulan rapor üzerinde çalışan iki Alman tarihçi, kaleme aldıkları kitapta raporun yanı sıra, Nazi partisinin ilk yıllarını ve Hitler’in ikitidarı ele geçirdiği 1933 sonrasını anlatıyor.

Almanya’da Hitler’i iktidara getiren sürecin anlatıldığı kitapta, Nazilerin liderinin, kitleleri etkilemek ve kendisine sadık bir bürokratik elit yaratmak i çin izlediği yöntemlere de yer veriliyor. Bunlardan biri de Hitler’in iktidarının sembolik inşasının önemli adımlarından biri olan, bir büyük saray kompleksi yaptırması. Hitler iktidara gelmesinden iki yıl sonra yaptırdığı bu sarayı, “Büyük devletin büyük sarayı” olur diyerek açıklıyor.

Tek kişi iktidarının, sonunda kendi sonunu da getiren açmazlarını da Hitler Kitabı’nda kaleme alan Alman tarihçiler Eberle ve Uhl, Hitler’in kişisel takıntılarının, hata yapmadığı düşüncesinin faşizmin yenilgisinde oynadığı önemli role işaret ediyor. Yazarlar, hiçbir generaline güvenmeyen en ufak ayrıntıyı bile kendi düzenlemeye çalışan Hitler’in başarısızlıkları faciaya çevirdiğini belirtiyor. Bunun en bariz örneklerinden biri olarak da Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nda gerilemesinin başladığı Stalingrad’ı gösteriyorlar. Generalleri ordunun tamamen yok edilmesini önlemek için Stalingrad’dan çekilmeyi savunduklarında “geri çekilmeden ilk söz eden generali kurşuna dizme” emri veriyor. Ya da artık savunulması güç hale gelen bir bölgeyi bırakmak isteyen genelkurmayını “demir madenlerinin Alman sanayisi için öneminden” bahsederek reddediyor.

Hitler’in lehine işleyen propaganda makinesinden, Göbbels’ten de söz edilen kitapta ilginç ayrıntılar da okurla paylaşılıyor. Bunlardan biri de milyonlarca insanın ölüm emrini veren Hitler’in kan görmeye dayanamaması ve sıkı bir vejetaryen olması. Hitler’in son anlardaki duygularının da aktarıldığı kitapta, bu sıradaki en büyük korkusunun, “Yakalanıp bir kafese konarak Kızıl Meydan’dan geçirilmek” olduğu belirtiliyor.

Kitabın son sözünde Alman yazarlar, Stalin için hazırlanan raporda, Yahudi soykırımına ilişkin sadece Hitler’in Doğu cephesinde seyyar gaz odaları kurulmasına ilişkin talimatlarının bulunduğunu belirtiyorlar. Raporda ayrıca Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ya da bilinen adıyla Molotof-Ribbentrop Paktı’na ilişkin ayrıntılar da bulunmuyor.

Stalin’in Alman saldırısını bu kadar erken beklemediğini ortaya koyan kitapta, rapordaki sağlam kaynaklardan gelen uyarıların İngiliz ve Amerikalıların istihbarat oyunları olarak görülüp önemsenmediği aktarılıyor. Bu uyarıların en önemlileri arasında da “Kızıl Orkestra”nın Alman Genelkurmayındaki en önemli adamı Schulze Boysen’den ve saldırıyı günü gününe Tokyo’dan bildiren Richard Sorge’den gelenler bulunuyor.

TARİH & TARİHİ ESERLER & ARKEOLOJİ & NOSTALJİ